15 TEMMUZ FETÖ’CÜ DARBENİN YILDÖNÜMÜNDE FETÖ İLE MÜCADELE

15 Temmuz FETÖ’cü askeri hain darbe girişiminin üzerinden iki yıl geçti.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Ülkenin yaşadığı en karanlık gecede gerek Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın hayatına kastedildi, gerekse sivil halkın üzerine kurşun yağdırıldı.
Darbe yapılmasında gerçek amaç; üç asır sonra derinde millileşen, bağımsızlaşan ve müslümanlaşan Yeni Türkiye Devleti ortadan kaldırılmak istendi.
İki yüz elli şehit verildi o gece ve iki bin vatandaşımız yaralandı.
Şimdi o geceye, bu hain darbe girişiminin perde arkasına ve o günden bugüne bu süreci yaşatan hain FETÖ terör örgütüne bakalım biraz.
FETÖ, 1965 yılından sonra, yaklaşık elli yıllık süreçte kendisini dindar, mütedeyyin, vatanını ve milletini seven, Türk bayrağını dalgalandıran ve dünyanın her yerinde İstiklal Marşı’nı okutmak isteyen bir yapı olarak tanıttı ve öyle gösterdi kendisini.
Kendisini sevdirdiği taraftarları da onu Mehdi-Mesih gördü.
Kendisi de böyle görünmek istemişti.
Fetullah Gülen, ya Mehdi veya Mesih çıkacaktı ya da Deccal çıkacaktı.
Bu durum bu kadar keskindi.
Ve FETÖ denilen terör örgütünün başı Fetullah Gülen, DECCAL (İslam Deccalı/Süfyan) çıktı.
Siyonistlerin, Amerikan ve Haçlı İttifakının kripto elemanı çıktı.
Papa'nın gizli Kardinali çıktı.
Elli yıla yakın sürede insanımız bu haine güvendi. Kendisini, tüm mallını mülkünü ve en değerli hazinesi olan evlatlarını bu hain örgüte teslim etti.
Ve bu terör örgütünün ülkemize verdiği en büyük zararlardan birisi iki neslimizi heba etmesi oldu.
Devletimizin en mahrem sırlarını Amerika ve İsrail’e sızdırdı.
Bir devleti devlet yapan en mahrem, en önemli ve hayati noktadaki derinlerine sızdı.
Askeriyeye sızdı, mülkiyeyi, maarif ve adliyeyi tamamen kontrol altına aldı.
7 Şubat 2012, MİT kriziyle ihaneti ortaya çıkmaya başlamış olsa da, 15 Mayıs 2006 tarihinde devletimizin millileşmesi, bağımsızlaşması ve müslümanlaşması sonucu, şer derin devlet Üst Yapı’nın tasfiye edilmesinin akabinde, bu hainler hemen 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay saldırısını derin bir ihanet içerisinde gerçekleştirdiler.
15 Mayıs 2006 tarihinden itibaren bu güne kadar on civarında darbe girişimine teşebbüs ettiler.
15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle başarısız askeri darbe girişimiyle maskeleri tamamen düştü.
Hatta boş durmadılar, birisi Mayıs 2018 sonu olmak üzere 15 Temmuz sonrası bizim bildiğimiz üç kalkışma girişiminde de bulundular!
Devletimiz, halkımıza hissettirmeden girişimi bastırdı ve hesabını SORDU.
Bu hain terör örgütünün tasfiye süreci hızlanmıştır.
81 ilde gerek darbe ve gerekse FETÖ çatı soruşturmaları ile yaklaşık üç yüz bin FETÖ’cü soruşturmadan geçti, işlem yapıldı.
Bunların bir kısmı tutuklandı, bir kısmı ihraç edildi ve bir kısmı da açığa alındı.
Lider seviyesindeki önemli bir kısmı firari durumda.
            Tüm bu süreç ve yaşananlara rağmen hâlâ bu FETÖ’cü kriptoların kurumlarda var olduklarını devletimiz bilmekte.
Bu var oldukları bilinen FETÖ’cülerin bir kısmının derin ağını çözmek için devletimiz bilerek dokunmamaktadır.
Ancak millileşen, müslümanlaşan ve bağımsızlaşan devletimiz, bunların attıkları her bir imzayı, verdikleri her bir kararı yakından takip etmektedir.
Muhtemelen devletimiz yeni açılacak çatı iki ve çatı üç soruşturmalarıyla, bunlara en sert şekilde dokunacaktır.
Örneğin, kendisini FETÖ mağduru gösteren, hatta Külliye’ye yakın görüntü veren buradan da destek bulan, istihbarat teşkilatımızın koruması altında olan ve kamuoyunun KÖZ olarak bildiği Kemalettin Özdemir’e yakında büyük bir operasyon yapılacağının beklentisi içerisindeyiz.
Bu haine dokunmak demek, insanımızın “FETÖ operasyonlarında yukarılara dokunulmuyor” diye eleştiri yaptıkları ve bu eleştirilerinde de haklı oldukları yerlere dokunmak olacaktır.
Ve KÖZ’e dokunmak demek, FETÖ’nün siyasi yapılanmasına dokunmak demektir.
Daha bir kaç gün önce MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin Meral Akşener ile ilgili iddia edilen KÖZ kaseti konusunda yargıya müracaat etmiş olması, çok önemli bir adımdır.
KÖZ bağlantılı FETÖ’nün sadece Meral Akşener ile irtibatlandırılması eksiktir.
Çünkü bu yapının tüm siyasi partiler ile derin bağlantıları ve uzantıları vardır.
Özet olarak KÖZ’e dokunmak demek, TSK, emniyet, yargı ve siyaset içerisindeki uzantıları olan kripto elemanların tasfiyesi demek olacaktır.
KÖZ’e dokunmak demek başta Sabah gazetesi olmak üzere FETÖ’nün medya yapılanmasına dokunmak demek olacaktır.
KÖZ, kendisine yapılacak olan soruşturma ve operasyona karşı son çırpınışlarını yapmaktadır.
Özellikle, 701 nolu son çıkan KHK’ya, FETÖ ile irtibatlı olmayan, hatta ailesi ve kendisi FETÖ ile mücadeleyi, devletimizin ve İslam’ın geleceği için elzem gören bir kısım vatan evlatlarını ekletebilmiştir.
Sızıntıların belki de yüzde birlerde olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak az da olsa suçsuz ve günahsızların eklendiği bir gerçektir.
Dışişleri Bakanlığı’nın son yayımlanan yirmi KHK’ya ismini eklemek istediği ancak gerek devletimizin ve gerekse yargı ve emniyet birimlerinin ‘bu şahsa dokunamazsınız, ihraç edemezsiniz’ talimatı verdiği (X şahıs)ın 701 nolu KHK’ya eklendiğini gördük.
Özellikle Dışişleri Bakanlığı örneğini veriyorum.
Zira Dışişleri Bakanlığı’nda sadece FETÖ etkin değildir. FETÖ haricinde Beyaz Türkler denilen Yahudi, Sabatayist Dönmelerin ve kripto Ermenilerin, Masonların etkin oldukları bilinmektedir.
Bu izah edilemeyecek hatadan Sayın Bakan’ın da kurtulması mümkün değildir. Bilmiyorum, haberim yoktu, diyemez. Tam tersine haberi vardır. Tüm ikazlara rağmen önüne konan evrakı imzalamıştır.
Devlet görünmez, bilinmez. Hata yapanı da vakti geldiğinde affetmez. Hele bunların Siyonistlerden, FETÖ’den ve KÖZ’den emir aldığını tespit ettiğinde…
FETÖ’nün sadece bir terör örgütü olmadığı, aynı zamanda İslam’ı ortadan kaldırmak isteyen bir FİTNE HAREKETİ olduğu dikkate alındığında, henüz tam olarak millileşemeyen Dışişlerinin ne tür yanlışlar içerisinde olduğu yakın bir zamanda görülecektir.
Son Adnan Oktar operasyonu, millileşen, bağımsızlaşan ve müslümanlaşan devletimizin Yahudilere, Dönmelere ve tüm Türk-İslam düşmanlarına karşı büyük bir mücadele başlattığının bir göstergesidir.
Üzerinden iki yıl geçen Temmuz darbe girişiminde vatanı için şehit düşen tüm şehitlerimize yüce Mevla’dan rahmet diliyor, tüm gazilerimize de Mevla’dan sıhhat ve sağlıklı bir ömür diliyoruz.
Vatan için, toprak için, millet için, İslam alemi için şehit düşenlerin kanlarının yerde kalmadığı muhakkaktır. Biz bayrağı daha da yukarılara taşıyacağımızı müjdeliyor, mücadelenin zaman alacağını ancak Kudüs’e er ya da geç sahip olunacağının beşaretini veriyoruz…
SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET



HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri