ABD NEDEN ÇILDIRMASIN Kİ?

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında ABD Başkanı Donald Trump'ın sözlerine sert tepki gösterdi.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Bahçeli, “İp inceldiği yerden kopacaksa kopsun. ABD Başkanı yine şaşırmış, yine sinirleri germiş. Twitter mesajı düşmanlık ötesidir.

ABD Başkanı PKK/PYD/YPG'yi Kürt olarak görüyorsa ya cahildir, ya canidir.

Teröristlere insan demek bile ihanettir. Trump'ın bunları Kürt olarak görmesi küstahlıktır.

Teröristle mücadele edersek Trump Türkiye'yi mahvedermiş. Senin doların varsa, Türk milletinin imanı var. Elinden geleni ardına koyma, ne biliyorsan onu yap.

Senin tehditlerine tamam diyen, senin gibi olsun. Türkiye'yi mahvetmek senin ne haddine.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın sözlerini hatırlatarak, "Bu saatten sonra Fırat'ın doğusuna girmek vatan borcudur, namusun gereğidir.

Suriye'nin kuzeyinde Kürdistan sütunları dikmek için görev taksimi yapanlar sömürgecilerdir. NATO ittifakı yol ayrımındadır. Aç kalabiliriz, yoksul düşebiliriz. Ama size boyun eğersek, sizden aman dilersek bize yazıklar olsun.

Hayat bize haram zıkkım olsun. En iyi bildiğiniz şey öldürmek. Kimseden emir almayız, izin almayız. Trump'ın sözüyle hareket etmek tarih ve coğrafyadan sürülmek anlamına gelecektir." sözleriyle grup toplantısında çok sert çıkış yaptı

Şimdi şöyle bir değerlendirelim bu son süreçte yaşananları.

Bölgeye ait tüm tezleri çökertilmiş, bir dediği bir dediğini tutmayan tutarsız güç ABD tarafından bakalım...

Kırk yıldır besleyip büyüttükleri ama bozguna uğratılan bir PKK...

O kadar silah ve paraya rağmen devletleştiremedikleri bir YPG...

Yıllarca emek verip gözlerinin bebeği gibi kollayıp korudukları ama inlerine girilen bir FETÖ...

Binlercesi öldürülen DEAŞ, çökertilen DHKPC...

Başaramadıkları 15 Temmuz darbe girişimi...

Kafalarına her hamlelerinde balyoz gibi inen demir bir yumruk...

Ve artık söz dinletemedikleri, hükmedemedikleri başkaldıran yeni bir TÜRKİYE...

Türkiye'yi bölmek isterken, bitişe, çöküşe ve elli vilayete bölünmeye namzet olan bir ABD...

Suriye’deki tüm tezgahları ayyuka çıkartılmış ve çökertilmiş, Türkiye’nin ‘güvenli bölge’ tezine ‘tamam’ demek zorunda kalmış bir süper güç..

Çıldırmasın da ne yapsın ABD...

Yakın tarihimize ve yaşananlara bir göz atalım birazda...

Osmanlı İmparatorluğu yıkılırken içimizde nüfus olarak en çok bulanan millet Arap unsuruydu.

İngilizler kutsal beldelerde türlü entrikalarla ve türlü ihanet tohumlarıyla ve Mekke-Medine’de Vahhabiliği çıkartıp Arapları Osmanlıdan koparttılar.

Bölgede irili ufaklı kabile devletleri kurdurtup, yönetimlerine görünürde o milletten olsa da kendi idarelerindeki kabile ve aşiret liderlerini getirdiler.

Ama Osmanlı mirası üzerine onca devlet kurdurmalarına rağmen Kürtlere devlet kurdurmadılar.

Ve bu da onların bir başka derin planıydı.

Kürtleri bir fitne unsuru olarak kullanmak üzere bölgedeki Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarında tuttular.

Özellikle Türkiye açısından yüz yirmi- yüz otuz yıl öncesine bakıldığında; İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerde yüzde beşlerdeki Kürt nüfusu, son elli yılda bu büyük şehirlere göç ettirilerek yüzde yirmi beş, otuzlara çıkartıldı.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de elli- atmış milyonluk Araplar içerisinde bir buçuk milyonluk nüfusuyla İsrail devletine bir güven, koruma gibi planlar yapıldı.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken bir taraftan da, topraklarımızdan Araplar kopartılmış Türkiye’nin kolları budanmıştı.

Türkiye’deki Kürtleri PKK üzerinden, Suriye’de PKK destekli PYD üzerinden, İran’da Pejak ve Irak’ta Barzani üzerinden örgütledikleri Kürt ayrılıkçıları hem yaşadıkları bu ülkeler için ve hem de Türkiye’ye sorun oluşturmak için bırakılmışlardı.

İran, Suriye, Irak içerisindeki Kürtler, iktidarı elinde bulunduranlar tarafından hep dövüldü, işkenceye, soy kırıma maruz bırakılıp PKK’ya yönlendirildi veTürkiye’nin başına bela olmasının önünü açtılar.

Tüm bu operasyonlar fitne başı İngiltere üzerinden ve Kürtler kullanılarak yapıldı.

Bu arada -şer- derin devlet teşkilatları Üst Yapı eliyle, Türk'ü Kürt kardeşinden ayırmak için her türlü ihanet planlarını tezgâhlamaktan da geri durmadıklarını vurgulamak gerekir.

Türkiye, hep bir ihanet çemberi içerisinde çaresizliğe itildi.

Bölgede tüm bu nifak tohumları atılırken Yeni Türkiye, 2010 yılı itibariyle İslam aleminde sessiz bir devrim gerçekleştirmiş, Müslüman kardeşleriyle birlikte Cidde merkezli İslam istihbarat Teşkilatını kurup, ardından da İslam Ordusu’nun temellerini atmış ve 2016 yılında iki yüz elli bin asker ile tarihin en büyük tatbikatını gerçekleştirmişti.

Lütfen, bunlar nerelerde diye soru sormayalım.

Bu tatbikat, FETÖ dahil anlayanlara bir gözdağıdır. Böyle bir ordu önde olması gereken bir zamanda muhakkak ortaya çıkacaktır.

Yani konuşma zamanı değil, iş yapma zamanıdır. Türkiye’deki Türk İslam anlayışı da aynen bunu yapmaktadır.

Amerika hemen bu oluşuma karşı hamle olarak Arap NATO’sunu kurdurtma çalışmalarına girişti.

Bugün, Türkiye ile Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Arap ülkeleri arasında bir sorun varmış havası estirilmek isteniyor.

Bu havanın ABD merkezli şer güçlerin bir balonu olduğunu bizler iyi biliyoruz.

15 Mayıs 2006 itibariyle Türkiye derinlerinde millileşmiş, bağımsızlaşmıştır.

Türkiye bunu sadece kendi içerisinde gerçekleştirip bölgedeki diğer ülkelere yansıtamadıysa zaten söylenecek söz yok demektir, söylenenler birşey ifade etmiyordur.

Türkiye, derinlerde bağımsızlaşmayı başarırken, Osmanlı dönemindeki vilayetleri olan bölge ülkelerinde de geçmişten gelen derin bağlarını devreye sokarak aynı noktaya gelmeleri konusunda çalışmalar yapmış ve bu çalışmalarından da neticeler almaya başlamıştır.

Bugün ortada göründüğü ve sürekli kaşındığı gibi Suud hükümetiyle arada bir sorun olmuş olsaydı, Türkiye ne Afrin’e operasyon yapabilirdi, ne de Suriye içlerine yüz bine yakın bir ordu birliğini sokabilirdi.

Bu devletlerin iktidarları da, Türkiye’yi karşılarına aldıklarında hiç birinin saltanatını sürdüremeyeceklerini iyi bilmektedirler.

Göründüğü şekilde ortada Araplar ile gerçekte büyük sorun olsaydı, Türkiye’nin bu hamleleri Türk-Arap savaşının kapılarını açardı ki, Amerika’nın tam da istediği gerçekleşmiş olurdu.

Derinlerinde millileşen yeni Türkiye tüm bu olumsuz sonuçlar doğurabilecek gelişmelere karşı önlemlerini almıştır.

Bu önlemleri sadece kendi içerisinde değil, Arap ülkelerinin içlerinde de hayata geçirmiştir/geçirmektedir.

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Türkiye bölgede ağırlığını koymuş, bunu net bir şekilde göstermese de millileşen devletiyle derinlerde sağlamıştır.

Son dönemde dünyada baş gösteren tüm ekonomik krizlere ve küçülmelere rağmen Türkiye büyürken, ekonomik saldırıları atlatırken ve onca yatırım yapıp savunma sanayiinde söz sahibi bir noktaya gelebiliyorsa bilin ki bunun arka planında körfez ülkelerinden sağlanan imkanlar yatmaktadır.

Devletimiz, yine bazı anlaması gerekenler için birkaç ay önce Katar’dan uçaklar dolusu gelen paraları göstererek iç ve dış kamuoyuna en küçük eliyle büyük bir mesaj vermiştir.

Türkiye, dört milyon Suriyeli mülteciyi ülke sınırlarında barındırırken, bir taraftan sınır içi ve sınır dışı operasyonlara yüklenirken...

Bu operasyonlarda onca mali güç harcanırken, bu senin benim verdiğim vergilerle olacak iş değildir.

Şuanda Amerika’nın Kürtler haricinde, (Kürtler derken tüm Kürt nüfusu demiyoruz. Ayrılıkçı PKK, PYD'yi kastediyoruz) Türkiye karşısında kullanabileceği resmi ve teşekküllü bir güç kalmamıştır.

Son dönemde elindeki tüm argümanları birer birer kaybetmiştir.

Arap NATO’su iddialarının da hiç bir kadri kıymeti yoktur ki, bugün NATO çökme durumuna gelmiştir.

New York Times, Washington DC'de ulusal güvenlik çevrelerinin Trump'ın her an ABD'yi NATO'dan çekebileceği korkusuyla yaşadığını yazdı.

Buna göre 11 Temmuz 2018 NATO zirvesi öncesi ulusal güvenlik danışmanlarına Kuzey Atlantik ittifakının anlamsız olduğu, ABD'ye boşuna zaman ve para harcattığını söyleyen Trump, fikrini de değiştirmiş değildir.

Yani Amerika’nın NATO'ya sıcak bakmadığı bir ortamda Arap NATO’su planına kargalar dahi gülmekten öteye geçmez. Hele bir de bunu Türkiye’ye kullanacak deniyorsa…

Bugün Trump’un son çıkışlarının sebebi, ABD derin devletinin kendisini tehdit etmesinin sonucudur.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan Trump ile yaptığı telefon konuşması sonrası açıklamarında; "Suriye'de Türkiye sınırı boyunca bizim tarafımızdan oluşturulacak güvenli bölge dahil, hatırlayın Obama döneminden itibaren benim vurguladığım, bu güvenli bölge konusu 20 mil olarak kendisi (Trump) tarafından da ifade edildi ki, bu da 30 kilometreyi aşkın bir derinlikte bir güvenli bölge, böyle bir hat" demiştir.

Trump ile telefon görüşmesinde teyitleşilen bu durum, zaten Türkiye’nin yıllardır teziydi ve bugün ABD de Türkiye’nin tezine gelmiştir.

Zaten Amerika’da son süreçte yaşananlar bizim Türkiye olarak koalisyon dönemlerinde yaşadıklarımızla bire bir örtüşmektedir.

Bir gün bakıyorsunuz Dışişleri Bakanı görevden alınıyor, bir gün bakıyorsunuz Adalet Bakanı istifa ediyor, bir gün bakıyorsunuz Savunma Bakanı çekiliyor ve diğer bir gün bakıyorsunuz en önemli bürokratlar, danışmanlar görevlerinden alınıveriyor.

Trump’un son tehditleri de bizim açımızdan bakılınca bize kontör yazmaktan öteye gitmiyor.

Neden...

Bu çıkışlar, Türkiye’de her kesimi milli kıvama sürüklüyor, hükümete destek verici açıklamalarla sıraya giriyorlar.

Şu kesin olarak ortada duran bir gerçek...

ABD bu bölgede Türkiye’yi kaybetti.

Eski Türkiye olsaydı, bölgede yapmak istedikleri Türkiye ile İran'ın ilişkilerini bozmak, ilişkileri iyice çıkmaza sokup iki Müslüman ülkeyi savaştırarak zayıflatmaktı.

Obama döneminde İsrail ile birlikte İran'ı vurma hazırlıklarından Türkiye'nin, 'İran'ın yanında yer alarız' çıkışı onların geri adım atmasına neden olmuştu.

ABD, bölgede Türkiye gibi İran’ı da kaybetmiştir, diğer Arap milletlerini de...

Obama’nın son dönemini hatırlayın.

11 Eylül saldırıları bahanesiyle ABD, ülkesinde bulunan Suudilerin yediyüz elli milyar dolar parasını iç etmeye kalkışmıştı.

Açıklanan yediyüz elli milyar dolar.

Açıklanmayan asıl para ise trilyon dolar...

Bu durum başlı başına ABD ile Arap ülkeleri arasında derin yaralar açmış ve ABD Arap ilişkilerini perde ardında çıkmaza, güvensizliğe sokmuştur.

Hatırlayın...

2008 yılında ABD merkezli ekonomik kriz yaşanmıştı dünyada. Bu krizin çıkış sebebi Arapların Amerika’daki bu trilyon dolarlarını yavaş yavaş çekip Türkiye’ye aktarmalarıdır ki, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ‘kriz bizi teğet geçecek’ açıklamasının ardında yatan gerçek de budur.

ABD’nin bölgede son süreçte PKK/PYD dışında iş birliği yapabileceği hiç bir güç kalmamıştır

Türkiye de bölgeye askeri yığınak yaparak ABD’ye kocaman bir rest çekmiştir.

Trump ise bu hamle sonrası ülkesindeki derinlerin tehditleri doğrultusunda bir ileri iki geri adımlar atmaya çalışıyor.

Dünyada şu an iktidar ve muhalefette olan siyasi liderlere sorulsa, hiçbiri Trump’ın oturduğu koltukta oturmak istemez.

Zira, bölünmeye ve parçalanmaya giden bir Amerika var ortada…

Tüm yaşanan bu süreçte görünen odur ki, 
ABD’nin elinde bölgede kalan son kozu PYD de Türkiye tarafından ezilip geçilecek ve bölgede Türkiye söz sahibi bir güç olurken, ABD’de korumakla görevli olduğu İsrail’i dahi koruyamadığı gibi kendi içerisinde de çöküşe doğru hızla sürüklenecektir İNŞALLAH…

SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET

 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri