''AH ULAN RIZA!''

Tecrübeli gazeteci Filiz Akgün, Diyarbakır'da 'Evlat Nöbeti' tutan aileler hakkında bir yazı kaleme aldı. Akgün, 2014 yılında 'Diyarbakır Anneleri' ile ilgili yaptığı röportajı da hatırlatarak önemli tespitlerden bulundu.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

’Evet dağa giden çocuklar var ama kaçırılma değil kendi istekleriyle gitmişler!”

2014’de bu sözleri kim söyledi? Ben değilim herhalde dimi!

Çelişkiye bak sen!

14-18 yaşlarında kendi rızasıyla evlenmenin, tecavüze uğramanın mümkün olmadığını söyleyen HDP’liler ama bu yaşlarda çocukların kendi rızasıyla dağa gidebileceğini de söylemekten çekinmezler.

“CESARET BULAŞICIDIR”

Yıl 2014 Diyarbakır Anneleri dağa kaçırılan çocuklarını arıyor, istiyor..
Yıl 2019 yine Diyarbakır Anneleri ve yine dağa kaçırılan çocuklarını arıyor, istiyor..
Fakat bu kez iş büyüyor, aileler git gide çoğalıyor bir birine destek oluyor yani gören ‘’Bu da bizdenmiş’’ deyip gelip çul serip oturuyor HDP Diyarbakır İl binasının önüne..
Daha önce de iki evladının dağa kaçırıldığını söyleyen Hacire Ana’nın çığlığıyla başladı sonra ardından başka bir ananın; ‘’Fakir Fukaranın Çocukları dağda.

Siz burada koltuklarda, çocuklarınız acaba hangi özel okullarda?

Diyarbakır’da genç bırakmadınız genç..

Ya cezaevinde ya toprağın altında!..

Başlarım sizin Kürdistan davanıza.”
diye haykırışı ile devam etti ve bugün sayıları 16 aileye ulaştı. Daha da çıkar bu sayı çünkü cesaret bulaşıcıdır her ne kadar tehdit edilirlerse edilsinler! biz Hacire Ana’nın o keskin kartal bakışlarındaki korkusuzluğu gördük ya..
HDP Diyarbakır İl binası önünde çocuklarını arayan aileler git gide çoğalıyor, peki bu analar neden haykırıyor..?
*
HDP’nin önünde çocuklarını isteyen aileler git gide artıyor domino etkisine sebep, birinin çığlığı ve cesareti diğerine de cesaret oluyor.. Çok değerli bir eylem.
“Çocuğun gitti, arama sorma, başına sıkıntı açarsın, diğer çocuklarının başına bela gelebilir” türünden mahalle baskıları belki biter işte bu yüzden değerli ..
*
Bu anneler bana; ABD’de otobüste bir beyaza yer vermeyi reddederek siyahilerin özgürlük direnişini başlatan Rosa Parks’ın hikayesini çağrıştırdı.
O’nun otobüste başlayan hikayesi, milyonlarca siyahın haklarını almak için yürüteceği direnişin başlangıcı olmuştur tüm dünyada..

Şimdi de sıra bu annelerde..

Kaçırılan çocuklarının özgürlüğü için direniyorlar.. Diren anne..! Yanınızdayız..

Bundan önce de ‘Diyarbakır anneleri” vardı hatırlarsanız yine böyle PKK terör örgütü tarafından dağa kaçırılan çocuklarını geri istedikleri 2014’de Sn. Galip Ensarioğlu ile röportaj yapmış konuyu çalıştığım kurum Haber3’de gündeme taşımıştım. Ses de getirmiş, gündem belirlemişti röportaj..
Peki 2014’den bu yana yılda ne değişti?..
!!!...
Sadece tek bir harf! ‘B’ gitti, yerine ‘H’ geldi o kadar.. Yani BDP gitti yerine HDP geldi hepsi bu.. Terör yine aynı terör, terörist ve destekçileri de aynı, dağa kaçırılan çocukların anneleri de aynı ‘Canı yanmış anneler’ Başka..!!!

Gelelim mevzuya ve o röportaja..

‘Diyarbakır Anneleri’ bana; ABD’de otobüste bir beyaza yer vermeyi reddederek siyahilerin özgürlük direnişini başlatan ‘zenci!’ kadın Rosa Parks’ın hikayesini çağrıştırdı.

O’nun otobüste başlayan hikayesi, milyonlarca siyahın haklarını almak için yürüteceği direnişin başlangıcı olmuştur tüm dünyada..

Şimdi sıra o annelerde.. Diyarbakır Anneleri, dağa kaçırılan çocuklarının özgürlüğü için direniyorlar..
*
Dededen toruna her daim siyasetin içinde olmuş, büyük bir ailenin en son temsilcisi Ak Partili Galip Ensarioğlu.
Kendisi de bir baba olan Sayın Ensarioğlu ile annelerin, ‘Diyarbakır Anneleri’nin gözyaşlarını konuştuk..
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu Diyarbakır Anneleri’nin başkaldırısının sebeplerini, çözüm sürecinin sancılarını, örgütün kaçırdığı o çocukların iadelerini, PKK’nın Muş’daki eylemini ve Gülten Kışanak’ın sözlerini değerlendirirken çok öfkeliydi..
Çok önemli siyasi mesajlar barındıran o konuşmanın satır aralarını ve cımbızla çekip aldığım başlıkları ardından da konuşmanın tam metnini suya sabuna dokunmadan sizler için yazdım..

*
ÖNCE BAŞLIKLAR:

- BDP' nin içinde çocuğunu isteyen babanın başı kırılıyorsa, anne dövülüyorsa ve belediyenin önünden kovuluyorlarsa, o çocuklara da ailelerine de, bu halka da verdiği değer de demokratlıkları da sahteymiş..
- Örgüte girmenin prestij sayıldığı, hatta çocuklarının ölümüyle gurur duyan o anneler şimdi gerçeği anladılar ve başkaldırıyorlar. Bu ses susturulamaz.'
- Öcalan’ı ve örgütü tanıdığım kadarı ile İmralı’dan çocukların ailelerine iadesi çağrısı çıkacaktır. Çıkmalıdır da... Bırakacaktır. Bırakmak zorundadır da... Aksi halde örgüt tabanını kaybeder ve etkisini yitirir..
- Bazı aileler örgütle içli dışlı olmuştur ve örgütün baskısı yüzündendir. Hiçbir aile kendi isteğiyle bundan vazgeçmez.
- 18 yaş altı olan çocuklar Rojova Savaşı'nda kullanılıp, öldürülüyorlar..
- PKK’nın dağa adam devşirmesi çözüm sürecinin ruhuna aykırıdır..
- İlk kez 30 yıldır Kürt anneler isyan ediyor, baş kaldırıyor..Bu çığlık daha da büyür..
- Örgüt annelerin bu feryadını, tepkisini anlamaz ve cevap vermezse bundan sonra farklı bir süreç başlayacaktır.
- Örgüt de biliyor ki, bu karşılık bulur ve karşılığı da büyük olur.. O yüzden Karayılan dünkü Fırat Haber de 18 yaş dibindeki çocukları bırakacağını, Cenevre sözleşmesine taraf olduklarını ve uygun davranacaklarını söylemiş.
- Muş Varto’daki olayların iki sebebi vardır. Örgüt bir silahlı eylem örgütüdür ve eylemsizlik bitirir. Bunu bildiği için ve diri tutmak için zaman zaman bir takım eylemler geliştiriyorlar. Örgütün teknik yapısında bu var.
- Çözüm süreci çokta sorunsuz geçmeyecektir.. İspanya Eta ‘da böyleydi. Hatta Güney Afrika da daha zor geçti bu çözüm süreçleri..Hatta tüm müzakereleri kendi içinde yaptılar..Kolay olmayacaktır elbette..Ama olacaktır.

İşte röportajın tamamı:

‘’Siz de bir annesiniz. Dünyada bir annenin en değerlisi evladıdır. Düne kadar bu ülkede ve bölgemizde haksızlık, zulüm, red vardı.

Çocuklarının dağa çıkmasına, hatta ölümüyle dahi gururlanan aileler vardı. Ancak bugünkü Türkiye de Kürt sorunu farklı bir boyuta taşındı. Özellikle çözüm sürecinin başlaması ve Kürt sorununun barışçıl temelde çözümü, bir taraftan da kimlik, kültürel haklar din ve Kürt Birliği’nin önündeki engellerin kaldırılması.

Öte yandan da çözüm süreci ile ilgili bizlerin çocukları dağdan indirmeye çalıştığımız bir dönemde başlattık.. Başlatırken de toplumda kabul görmesi için ‘anaların gözyaşları dinsin’ dedik. Hatta bunu bir slogan olarak kullandık. O çocuklar anneleri için değerliydi. Bizim için de gözyaşları değerliydi. Özellikle bizim bölgemizde yüzde 100 destek gördü. Herkes bu iş bitsin, kardeş kanı dökülmesin istiyor. Bu demokratik açılımlar, düzenlemeler ve çözüm süreci başladıktan sonra silahın ve ölümün hiçbir meşrutiyeti kalmamıştır.

Böylesi bir dönemde örgütün hala dağa adam devşirmesi özellikle de çocuk yaşta olanları kaçırması veya dağa kabulü (yani bazılarının kendi isteği! ile gitmesi) çözüm sürecinin ruhuna uygun düşmemiştir.

Artık anneler çocuklarının anlamsız yere ölmesine tahammül gösterememiştir.

İlk defa 30 yıldır yaşanan bu savaşta aileler direniş ve tepki gösteriyor. Bu çok önemlidir. Eğer örgüt annelerin bu feryadını, tepkisini anlamaz ve cevap vermezse bundan sonra farklı bir süreç başlayacaktır.

Örgütün kendine göre bir meşrutiyet çabası vardır. Halktan desteği her zaman önemsemiştir. Destek kesilirse örgüt marjinalleşir ve taban kaybeder. Örgüt için taban önemlidir. Çünkü bu taban sayesinde illegalliğini legal zemine taşıyarak siyaset yapmak istemektedir.

BDP’nin içinde çocuğunu isteyen babanın başı kırılıyorsa, anne dövülüyorsa!. O çocuklara da ailelerine de, bu halka verdiği değer ve demokratlığı da sahteymiş.

Ya bunu telafi edip, buna uygun davranırlar. Veya marjinalleşerek toplumsal desteği kaybederler.

Bu dalga büyür. Sembolik bir şeydir ama çok büyük değeri vardır annelerin bu ayaklanması. Ayrıca annelerin bu haykırışında mesaj yerini bulmuştur.

Örgütte biliyor ki, bu karşılık bulur ve karşılığı da büyük olur..O yüzden Karayılan dünkü Fırat Haber’de 18 yaş dibindeki çocukları bırakacağını, Cenevre sözleşmesine taraf olduklarını ve uygun davranacaklarını söylemiş.

Öcalan’ı ve örgütü tanıdığım kadarı ile; İmralı’dan çocukların ailelerine iadesi çağrısı çıkacaktır. Çıkmalıdır da..Bırakacaktır. Bırakmak zorundadır da..

Bazı aileler örgütle içli dışlı olmuştur ve örgütün baskısı yüzündendir. Hiçbir aile kendi isteğiyle bundan vazgeçmez.

Örgüt tabanını korumak ve etkisini kaybetmemek için bunu stratejik olarak yapmak isteyecektir zaten.

Bu çocukların Rojova'daki savaşta kullanıldıklarını biliyoruz. 18 yaş altı o çocukların kullanıldığını ve öldüğünü de biliyoruz.

Aslında çözüm sürecinde bir tıkanma veya onların abarttığı gibi bir sorun da yok.

Muş Varto’daki olayların iki sebebi vardır.

Örgüt bir silahlı eylem örgütüdür ve eyemsizilik bitirir. Bunu bildiği için ve diri tutmak için zaman zaman bir takım eylemlerler geliştiriyorlar. Örgütün teknik yapısında bu var. Böylelikle kitleyi ve tabanı elde tutuyorlar. Hükumeti ve devleti tahrik ederek süreci devlete bozdurmaya çalışıyorlar..Biraz da kamuoyu baskısı yaratmaya çalışıyorlar. Yani devletin karayoluna sahip çıkamadığını, koruyamadığını bir algı yaratıp devleti bunun üzerinden çatışmaya çekmek istiyorlar. Devlette olabildiğince sabırlı davranıyor.

Çözüm süreci böyle çokta sorunsuz geçmeyecektir..İspanya Eta da böyleydi. Hatta Güney Afrika da daha zor geçti bu çözüm süreçleri..Kolay olmayacaktır elbette..Ama olacaktır.




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri