Ahmet Kekeç'in eleştirdiği Karar yazarını bulduk!

Star Gazetesi’nin en çok okunan yazarlarından Ahmet Kekeç, bugünkü yazısına “Erdoğan çekilsin’ diyen AKP’li yazar” başlığını attı. Kekeç, aslında Karar yazarı Hakan Albayrak’ı eleştirdi. Hem de sert bir dille…

Tarih:
  • Google
  • Pinterest
#

Star Gazetesi Yazarı Ahmet Kekeç’in bugünkü “Erdoğan çekilsin’ diyen AKP’li yazar” başlıklı yazısını okuyunca “Kim bu yazar!” diye düşündük. Hemen Google amcaya baş vurduk ve cevabı aldık. Kekeç’in “Erdoğan çekilsin’ diyen AKP’li yazar” başlığını attığı yazıda suçladığı isim Karar Gazetesi Yazarı Hakan Albayrak’tan başkası değildi.

Şimdi sizlerle önce Ahmet Kekeç’in bugünkü “Erdoğan çekilsin’ diyen AKP’li yazar” başlıklı yazısını paylaşıyoruz.  

Dünkü yazımda, meselenin sadece bir yönüne değinmiştim.

Karar yazarı, AK Parti çevrelerinde, hükümet mahfillerinde, hatta Beştepe’de yaygın olarak konuşulan “başarısızlıklar”dan bahisle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yaklaşmakta olan bir şeyle tehdit ediyordu: “Gittikçe yükselen bir tepki var. Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama ‘kuvveden fiile çıkması’ an meselesi...”

Bu “an meselesi” ifadesini, “yaklaşmakta olan”, yani ihtimal dâhilindeki bir “gelişme”yle ilişkilendirebiliriz.

Bu gelişmenin ne olabileceğini, aynı yazarın bir başka makalesindeki şu sözler vuzuha kavuşturuyordu: “AK Parti içinden çıkacak hem İslamcı, hem Batı’yla iyi geçinen bir parti...”

Bu parti AK Parti içinden çıkacağına göre, Karar yazarının gadre uğradığını düşündüğü isimlerin (Babacan’ların, Davutoğlu’ların) böyle bir çalışma içinde olabileceklerini varsayabilir miyiz?

Böyle mi anlamalıyız?

Karar yazarı “tehdit dilini” bırakıp açık konuşsa, daha saygın bir muhalif tutumu benimsemiş olmaz mı?

Merakımı muciptir (muhtemelen “kötü gidişat”ın sorumlusu olarak gösterilen isim de merak ediyordur), “AK Parti çevreleri” olarak zikredilen muhitlerde konuşulanların, aynen hükümet mahfililerinde ve hatta Beştepe’de de konuşulduğuna ilişkin “karine” nedir?

Dışlandıkları düşünülenlerin muhalefeti mi Karar yazarına bunları düşündürtüyor?

Kimler neyi konuşuyor da, Erdoğan’a ulaştıramıyor?

İletişimsizliğin ya da tıkanıklığın kaynağı nedir?

Hem, kim bu hükümet mahfillerindekiler ve Beştepe’dekiler?

Hükümet üyeleri ve Beştepe’deki “danışmanlar” kadrosu mu kastediliyor?

Erdoğan kimler tarafından kuşatılmış böyle!

Diyorum ya, açık konuşsa, daha saygın bir muhalif tutumu benimsemiş olacak...

Esasında açık konuşuyor... “Muhayyel” bir başarısızlık tablosu çizerek, daha başarılı olabileceklerin devreye sokulmasını ve başarısızlığın baş mimarı olarak gördüğü Erdoğan’ın çekilmesini istiyor.

Kendisi anlatsın: “Erdoğan, faiz oranlarının yüksekliğinden Ali Babacan’ı sorumlu tutuyordu. / Ne var ki, Babacan ekonomi yönetiminden uzaklaştırılalı yıllar olduğu halde, faiz oranları düşmedi, bilakis daha da yükseldi. / Öte yandan, Babacan’ın bakanlığı döneminde küresel krizlere rağmen başarılı bir şekilde dengede tutulabilen ekonomi şimdi aynı başarıyla dengede tutulamıyor. / Ve bir çelişki daha: Ahmet Davutoğlu, dış siyasette fazla agresif olmakla suçlanıyordu; Başbakanlıktan uzaklaştırıldığında ‘Bundan sonra dostlar çoğalıp düşmanlar azalacak’ denildi. Ne var ki tam tersi oldu bunun; dış siyaset asıl Davutoğlu’ndan sonra agresifleşti ve dostlar azalıp düşmanlar çoğaldı. / Hal bu iken, Erdoğan’ın AK Parti’de sorun olarak sadece teşkilatlardaki ‘metal yorgunluğu’nu görmesi, teşkilatlara yüklenmekten gayrı bir ‘özeleştiri’ye yanaşmaması tuhaftır. / Erdoğan, doğrudan doğruya kendi tarz-ı siyasetinden kaynaklanan asıl sorunları görmezden gele dursun (veya onları sorun olarak görmeyi reddede dursun), AK Parti çevrelerinde -hükümet mahfilleri ve hatta Beştepe dahi- bunlar yaygın olarak konuşuluyor. (…) Eski AK Parti’ye, ortak akla, kadro hareketine duyulan özlem ifade ediliyor. / Gittikçe yükselen bir tepki var. / Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama ‘kuvveden fiile çıkması’ an meselesi.”

Neymiş?

Babacan döneminde ekonomi iyi yönetiliyormuş, şimdi denge bile tutturulamıyormuş.

Davutoğlu döneminde dış politika çok başarılıymış, şimdi düşmandan geçilmiyormuş.

Demek ki ne olmalıymış?

Erdoğan çekilmeli, “parti yönetiminden ve hükümetten uzaklaştırılan akil adamlar” işbaşına gelmeliymiş. (ABD canibindekiler de, Merkel de, Schulz da “Erdoğan çekilsin” diyor. Ne ilginç, değil mi?)

HAMİŞ

Bugüne kadar AK Parti’de bir dolu Bakan ve Başbakan değişti. Hiçbir değişiklik (değişikliğin aktörleri tarafından bile) “tasfiye” ya da “uzaklaştırma” olarak nitelenmedi. Ama Karar yazarı işbu nöbet değişimine “tasfiye” ve “uzaklaştırma” demekte kararlı!

-------
Şimdi de Karar Gazetesi Yazarı Hakan Albayrak’ın 11 Eylül’de “AK Parti çevrelerinde yükselen tepki” başlıklı yazısını okuyalım.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), adı üstünde, her şeyden evvel adalet için kurulmuştu.

Ne var ki bugün AK Parti iktidarında adalet fena halde yaralı.

Terörle mücadelede kantarın topuzunun kaçırıldığı, hem de çok fazlasıyla kaçırıldığı, haksız yere tutuklanan insanların haddinin hesabının olmadığı su götürmez bir gerçek.

***
Özgürlükçülük de AK Parti’nin başlıca iddiaları arasındaydı.

Ne var ki bugün AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beğenmediği fikirleri özgürce savunmakta ısrar edenler -AK Parti’li de olsalar- AK Parti medyasında barındırılmıyor, hatta Hürriyet gazetesinden bile kovdurulabiliyor.

Üstelik bunlar “Sırat-ı Müstakim’den sapmak”la suçlanarak ağır bir dinî vebal (!) altında bırakılıyor.

***
AK Parti’nin nüvesini teşkil eden “Yenilikçiler” yahut “Erdemliler” hareketi, Necmeddin Erbakan liderliğindeki Milli Görüş hareketinde istişare / ortak akıl ilkesine saygı gösterilmemesine tepki olarak doğmuştu.

Ne var ki bugün Erdoğan’ın söylem ve eylemlerini sorgulamak, “Reis”in fikirleriyle çelişen fikirler ileri sürmek, parti ve hükümette kolayca tasfiye sebebi olabiliyor.

***
Rantiyecilik bitecekti AK Parti iktidarında. Torpilli iş adamları, şirketler, holdingler kalmayacaktı.

Ne var ki bugün iltimas ve adam kayırmacılığa dair iddialar -AK Parti iktidarı öncesi dönemlerde olduğu gibi- ayyuka çıkmış vaziyette.

***
Erdoğan daima “Gurur, kibir bize yakışmaz” diyor, “tevazu ehli” olmanın gereğine işaret ediyor.

Ne var ki “Sen kimsin?”i, “Haddini bil!”i de dilinden düşürmüyor.

Yağmurlarda beraber ıslandığı kimseleri bile bu şekilde tahkir etmekte beis görmüyor.

***
Bir çelişki daha:

Erdoğan, faiz oranlarının yüksekliğinden Ali Babacan’ı sorumlu tutuyordu.

Ne var ki, Babacan ekonomi yönetiminden uzaklaştırılalı yıllar olduğu halde, faiz oranları düşmedi, bilakis daha da yükseldi.

Öte yandan, Babacan’ın bakanlığı döneminde küresel krizlere rağmen başarılı bir şekilde dengede tutulabilen ekonomi şimdi aynı başarıyla dengede tutulamıyor.

***
Ve bir çelişki daha:

Ahmet Davutoğlu, dış siyasette fazla agresif olmakla suçlanıyordu; başbakanlıktan uzaklaştırıldığında ‘Bundan sonra dostlar çoğalıp düşmanlar azalacak’ denildi.

Ne var ki tam tersi oldu bunun; dış siyaset asıl Davutoğlu’ndan sonra agresifleşti ve dostlar azalıp düşmanlar çoğaldı.

***
AK Parti’nin falanca il teşkilatının veya filanca ilçe teşkilatının bütün bunlardaki sorumluluğu, bunları sineye çekmekten ibarettir.

Hal bu iken, Erdoğan’ın AK Parti’de sorun olarak sadece teşkilatlardaki “metal yorgunluğu”nu görmesi, teşkilatlara yüklenmekten gayrı bir ‘özeleştiri’ye yanaşmaması tuhaftır.

Erdoğan, doğrudan doğruya kendi tarz-ı siyasetinden kaynaklanan asıl sorunları görmezden gele dursun (veya onları sorun olarak görmeyi reddede dursun), AK Parti çevrelerinde -hükümet mahfilleri ve hatta Beştepe dahi- bunlar yaygın olarak konuşuluyor.

‘Bidayette karşı çıktığımız şeyleri kendimiz yapar hale geldik, telin ettiğimiz kimselere benzedik’ deniliyor.

Küresel tehditlerin, uluslararası meydan okumaların, ekonomik sıkıntıların, toplumsal çalkantıların üstesinden mevcut yönetim usulü ve üslubu ile gelinemeyeceği, üstelik bu usul ve üslubun yeni problemleri davet ettiği vurgulanıyor.

Erdoğan’ın doğrularını besleyip yanlışlarının önüne geçen akil adamların, parti yönetiminden ve hükümetten bir bir uzaklaştırılması eleştiriliyor.

Eski AK Parti’ye, ortak akla, kadro hareketine duyulan özlem ifade ediliyor.

Gittikçe yükselen bir tepki var.

Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama ‘kuvveden fiile çıkması’ an meselesi.

***
Konuya gelecek yazılarda devam edeceğiz inşaallah.




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri