AMAN HA DİKKAT!...

Amerika’nın son süreçte yaptığı her hamle bir açıdan bize kontör yazmaktadır.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Kudüs olayında BM ve BM Güvenlik Konseyinde ABD’nin yalnızlaştırılmasının başlıca sebebi Türkiye’nin hamleleri olmuştu.

Şimdi...

Venezuela’daki darbe teşebbüsüne girmeden önce şunu bir düşünelim.

Venezuela’ya Amerika’nın bu kalleşçe hamlesi sonrası en kritik saatlerde yine Türkiye devreye girdi.

‘Dik dur kardeşim, senin yanındayız, Venezuela halkının yanındayız’ mesajını verdi Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Erdoğan’ın kritik saatlerde hatta dakikalarda verdiği bu mesaj sanki 15 Temmuz gecesi ekranlara telefonla bağlanıp, halkı sokağa davet etmesiyle darbe girişiminin belini kırdığı anı yaşattı bizlere, Venezuela’ya ve dünyaya.

Bu hamle, içimizdeki Erdoğan hükümetine şüpheyle bakan ama Amerika’yı da sevmeyenlerin gönlüne su serpti.

Dünya mazlumları üzerinde Türkiye’nin bu duruşu ‘mazlumların yanında olan, yeni doğan bir küresel güç Türkiye’ inançlarını pekiştirdi.

Bir taraftan saflar tekrar ve belirgin şekilde netleşti.

‘Dünya beşten büyüktür’ sözünü tam gediğine oturdu.

Diğer bir tarafta katil, şerefsiz ve kana susamış ABD ve hemen yanında onun çakalı AB...

Amerika’nın bu hamlesi üzerine Türkiye’nin ilk dakikalardaki Maduro’ya desteğini açıklamasının ardından gelen diğer güçlü,söz sahibi ülkeler.

Venezuela süreci de tarihi açıdan çok önemli ve gelecek açısından belirleyici bir dönem olarak unutulmayacaktır.

Yeni doğan ve sesini duyurmaya başlayan yeni bir Türkiye’nin güçlü sesi umut olacaktır mazlumlara ve dünyaya...

Elli vilayete bölüneceğine inancımız sonsuz olan ABD’nin ve onun çakalı AB’nin ise güç kaybı.

Emin olun, detaylarını vermemiz devletimiz ve milletimize ihanet olacağından detaylarını veremeyeceğim ancak duyduğunuzda, öğrendiğimizde sevincimizden ve mutluluğumuzdan dilimizi ısırdığımız gelişmeler var.

Şu kadarını söyleyeyim ki, üç asırdır hiç olmadığı kadar güçlü bir Türkiye var.

Amerika'ya, AB ülkelerine ayar çeken bir Türkiye var.

Yakında ilan edilecek halifelikle ve bu makama layık Yavuz Sultan Selim vasıflı beklenen liderin öncülüğünde, Türki Cumhuriyetler ve İslam ülkeleriyle siyonist haçlı ittifakından hesap sorulacak günlerin yakın olduğunu müjdelemek istiyorum.

Bu arada eksikler ve yanlışlar yok mu?

Evet vaaar...

Daha önceki yazılarımızda dedik ya, yeni Türk İslam anlayışına uyum sağlamayanların bir kayyumluk işi var.

Şimdi gelelim asıl mevzumuza...

CIA, 1947 yılında dönemin ABD Başkanı H. Truman tarafından kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren son derece etkin faaliyetler yürütmüştür.

Soğuk Savaş’ta ABD’nin galip çıkmasında CIA’nın büyük katkısı olmuştur.

CIA, dünyanın dört bir yanında adeta bir ordu gibi hareket etmiş, ABD çıkarları uğruna birçok ülkeye müdahale edip yönetimlere karşı darbeleri planlamış ve hayata geçirmiştir.

Türkiye’de yapılan darbelerin arkasındaki güç de hep CIA merkezli çıkmıştır ki, en son örneği 15 Temmuz darbe teşebbüsü olmuştur.

Venezuela'da da CIA’nın Çavez yönetimine karşı bir çok kez darbe girişimi olmuştu.

Ancak, CIA artık etkili ve tesirli olamadığından ne Türkiye'de ve ne de Venezuela'da darbede başarılı olamadıklarından dolayı Trump devreye girmiş, kendisiyle birlikte devletini darbeci olarak dünya kamuoyuna rezil etmiştir.

Amerikan emperyalist politikalarına hep dik duran Venezuela 2002’den bu yana darbe girişimlerine alıştı. Çavez'in kansere yakalanıp, ölmesi de kafa karıştırmıştı. Çünkü aynı dönemde Brezilya Devlet Başkanı Lua Lua da kanser olmuştu.

Çavez sonrası Maduro döneminde darbe girişimleri tekrarlandı. Ağustos ayında Maduro'ya drone ile suikast yapmayı denediler, daha birkaç gün önce yine ordu içerisindeki bir grup darbeye kalkıştı. Trump'ın bir buçuk yıl kadar önce Venezuela’ya yönelik askeri müdahale yaptığı da ortaya çıktı.

Venezuela petrol rezervleri açısından zengin bir ülke ama açlıkla imtihan ediliyor. Bunun sebebi Amerikan ambargoları.

ABD yönetimi ambargoyla açlığa mahkum ettiği Venezuela’da darbeyle yönetimi kontrolü altına almak peşinde. Sebep ucuz hatta bedava petrol, bunun yanı sıra enerjiyi yönetme politikası.

Ortadoğu'da yapılanın aynısı Venezuela’da yapılıyor. Petrol zengini bir ülkenin enerji kaynaklarının Amerikan kontrolüne geçirilmesi isteniyor.

Bugüne kadar bazen açıktan olsa da çoğu zaman CIA organizasyonlarıyla yapılan darbe girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması ABD yönetimini çıldırttı ve açıktan tweter üzerinden darbe girişimine soyundu.

Dünyanın gözleri önünde bir devlet başkanı, başka bir ülkenin seçilmiş devlet başkanına darbe girişiminde bulunuyor!.

Venezuela muhalefeti, ABD’nin emri ile halkı sokağa döktü. ABD, ‘Maduro yu tanımıyoruz’, dedi ve kendisine bağlı satılmışı yeni devlet başkanı olarak tanıdığını açıkladı.

Venezuela savaş alanına döndü. On günde ikinci darbe girişimi. Asker ile yapamadıklarını Mısır örneğinde olduğu gibi kendi yandaşlarını sokağa döküp gerçekleştirme peşine düştüler.

Son bir kaç yıl içerisinde Türkiye’de tezgahlanan senaryolara bakılınca plan hep aynı...

Örneğin, bizim muhalefette halkı sokağa çağırmıştı bir dönem...

Sokaklar şuan Venezuela’da olduğu gibi yangın yerine döndürülmeye çalışılmış, netice alınamayınca 15 Temmuz darbe gecesi yaşattırılmıştı bu ülkeye.

Şimdi eşkiya, at hırsızı ABD , %65 ile halkın seçtiği Maduro'yu, başkanlığı bırakması için tehdit ediyor, yerine atama ile sömürü valisi gibi muhalefet liderini atıyor...

Hem de resmi olarak, ilk ağızdan.

Kim oluyorsa...

Suriye’de Esed bir milyondan fazla Müslümanın kanına giriyor ama ABD Esed'i tanımıyorum demiyor. Lakin %65 ile halkın seçtiği Maduro'yu tanımıyorum, diyor.

Amerika, ‘Ya benimdir, ya da kimsenin’ mantığıyla dünya ülkelerini ve insanlarını yok sayıyor.

Trump başkan olmadan önce Suudi Arabistan’a “bize bedava petrol vermelisiniz çünkü sizi biz koruyoruz” diye twitler atmıştı.

2 Ekim’deki Kaşıkçı cinayetinden bir süre önce yine Suudi Arabistan’a tehditkar dille “petrol fiyatlarını indirin yoksa tahtta 15 gün bile oturamazsınız” diye seslenmişti.

Çavez döneminde Venezuela Rusya ile nükleer enerji anlaşması imzalamıştı.

Sonrasında 2011 Japonya depreminde Japonya’daki nükleer sızıntı gerekçe gösterilerek, Amerikan baskılarıyla bu proje durduruldu. Daha sonra kuraklık nedeniyle Venezuela’da elektrik kesintileri yaşandı.

Amerikan ambargoları eklenince ekonomik kriz baş gösterdi ve petrol zengini bir ülke açlık, fakirlik nedeniyle yağma olaylarının yaşandığı bir yer haline getirildi.

Bizi gururlandıran ve dünya mazlumlarının ümidi olan Türkiye yine en kritik anda, en kritik saatlerde devreye girdi ve Maduro bunu halkının önünde tüm dünya ile paylaştı.

Maduro halkına yaptığı balkon konuşmasında; "Türkiye Cumhurbaşkanı beni aradı. Maduro kardeşim! Dik dur, yanındayız. Türkiye halkı Venezuela halkının yanındadır. Bugün tarihi bir gün" sözleriyle tüm dünyanın kenardan izlediği dakikalarda bu açıklama öne çıktı ve belki darbe girişiminin 15 Temmuz gecesi gibi seyrini değiştirecek bir hamle oldu.

Hemen sonrası bizim hiç yabancısı olmadığımız şu açıklamayı yaptı.

Ülkedeki darbe tehlikesi karşısında halkını uyanık ve seferber olmaya çağırdı ve “Cesur ve savaşçı Venezuela halkını, sokakta kalmaya ve seferber olmaya çağırıyorum” dedi.

15 Temmuz’u hatırlayın. Sanki Maduro o geceyi filmi geri sarıp tüm dünyaya yeniden izletiyor.

Maduro’ya darbe girişimi sonrası Amerika’ya destek verenlere bakılınca da net olarak göründü ki, ya ABD’ye bağlı yönetimlerin olduğu ülkeler, ya da tarih boyunca kan emici olmuş, dünyayı sömürmüş emrepyalist güçler ABD safına geçti.

Kanada, Kolombiya, Peru, Ekvador, Paraguay, Brezilya, Şili, Panama, Arjantin, Kosta Rika, Guatemala, Fransa ve AB...

Diğer tarafta ise dünyada yeni oluşan ve içlerinde Türkiye’nin de olduğu ülkeler diğer safa geçtiler.

İlk başta Türkiye olmak üzere, Rusya, Meksika, İran, Çin, Nikaragua, Uruguay...

Bu kahpe saldırılar bizlere şunu net bir şekilde tekrar göstermiştir ki, emperyalist güçlerde oyun da bitmez, kahpelikte...

Tüm bu gelişmelere karşı ülke olarak çok dikkatli ve hazırlıklı olmalıyız.

Bu yaşadığımız dönemde vekalet savaşları artık asalet savaşlarına dönmüştür.

Ülkelere müdahaleler artık gizli kapaklı değil, açıkca yapılmaktadır.

31 Mart seçimleri öncesi ve hemen sonrası Amerika’nın Suriye acısıyla ülkemize karşı böyle bir hamlesi gözardı edilemez.

Amerikan siyaseti budur. Her an yeni bir kriz ve kaosa açık, iki yüzlü ve kahpe bir siyaset onların tarzıdır.

‘Çekiliyoruz’ sözlerinin arkasında dahi kesinlikle kalleş bir planları vardır.

Dolar saldırısını hatırlayalım. Trump’un bir tweterde paylaşımıyla nasıl sıkıntılı bir sürece sokulmuştu ülke ekonomisi ki, bunca ay geçmesine rağmen ekonomide hala dengeler oturmuş değil ülkede.

Herşeye rağmen bu ülkenin bir vatandaşı olarak ben Maduro’ya destek anlamında bir bölük Türk askerininin Venezuela’ya gönderilmesini istiyorum.

Dost kötü günde bellidir.

Son olarak...

Ey ABD...

İnsan hakları, demokrasi, özgürlük, laiklik, liberalizm, hoşgörü sözlerinizin arkasına sığınıp dünyaya kan kusturduğunuz için...

Lanet olsun sana...

Ortadoğu’yu, Afrika kıtasını sömürüp, insanları açlığa ve yokluğa mahkum eden AB...

Sana da lanet olsun ...

Bu kan emicilere inanıp içimizdeki piyonları olarak her türlü ihanet ve kahpeliği yapan, onların ekmeklerine yağ sürenler...

Sizlere de lanet olsun...

Lanet olsun hepinize.

SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri