Amerika Türk Tarihini ve Türk Milletini Keşfedememenin Yanlışında

Türklerin savaşçı bir millet olduğunun kanıtı tarihin yazılmasından öteye dayanan tarih öncesi yıllara gidilerek, İnsanlık Tarihinin yazılmasına kadar uzanır.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Her ne kadar yazılı kaynaklar ve araştırmacılar Türk Tarihi kökenini İ.Ö. ÜÇBİNBEŞYÜZ yıllarında yaşamış olan Sümerlerin tarihiyle başlatılması gerektiğini savunsalar da, söz konusu tarih kesin ve net değildir. Sadece varsayımdan ibarettir.

Yaratılış itibariyle son derece hareketli olan topluluk Asya’nın steplerine sığmadıklarının farkındalığıyla gerek o dönemdeki ileri bilimleriyle gerekse samimi insancıl iç güdüleriyle çeşitli kollara ayrılarak, kuzeye, güneye, batıya doğru yol almışlardır.

Her ayak bastıkları yere ise medeniyet uygarlık, bilim ve ilim götürmüşlerdir.

Dosttan daha dost olmuşlar, Düşmandan daha düşman olmuşlardır.

 Asya’da çeşitli akraba boyları halinde yaşayan Türkler, özellikle kuzey Asya’da Subar’lar adı altında yaşayan Türk boyları soğuk hava şartları ve çeşitli zorlukların getirdiği yaşam şartlarının ağır yükünden kendilerini ve gelecek nesillerini kurtarmak için çeşitli yollarla, özellikle Hazar gölü civarından, Kuzey İran’dan, sıcak bölgelere, Mezopotamya’nın güneyinde medeniyetlerini simgeleyen Ur ve Uruk Kentlerini kurmuşlardır.

Tarih gösteriyor ki Türkler Anadolu’ya 1071’den daha önceki yıllarda gelmiş ve yerleşerek insanlığın uygarlık öncüsü olmuşlardır.

Prof.Lansdberger;’’ 1937 de Kurultayda Atatürk’ün huzurunda açıkladığı Gudlar ve bir başka Türk boyu olan Subarlardan başka bir adla anılan Guzlar yakın soydaşı olan Sümerlerin tabanıyla yerleşim alanlarını oluşturmuşlardır.

Prof.Landsberger’in iddiası’’ İ.Ö.2500 Yıllarında Mezopotamya’ya hükümran olan bu kavim Gud veya Kut şeklinde adlandırılan bu kavim kendilerinden 500 veya 700 yıl sonra yörede yaşayan Guz ya da Kas kavmiyle bağlantısı olduğunun savını ileri sürmüştür.’’ Bugünkü bilimsel çalışmalar bize şunu ispatlamıştır. Sabur’ların, Kas’ların, Sümer’lerin, Türk olduğu bilim adamlarınca kabul edildiğidir.’’

Günümüz Anadolu coğrafyasına adım atmamızın Tarihsel başlangıcı ne yazık ki 1071’le başlatılmış bu tarihi başlangıç noktası olarak almanın yanlışlığına ne üniversitelerin Tarihçileri nede bilim adamları duyarlı tepkilerini ortaya koymamışlardır.

Bir Milletin Tarihini öğretmek etnik sel ırkçılık değildir.

Sözüm ona Batı uygarlığının bu aziz ve soylu Türk Milletini, neden bir türlü içine sindirememesinin sebebinin nedeni haçlı zihniyetinin saplantısı içerisinden bir türlü kendini kurtaramamasındandır.

Çünkü Tarih boyunca Türkler İnandıkları, İnançlarını ve Dinlerini zorla başka kavimlere kabul ettirmemişler, aksi, hoş görü ve insancıl yaklaşımlarıyla gönüllerde taht kurmuşlardır.

Tıpkı bugün olduğu gibi. Öyle kutsal bir aziz Millet ki,’’ Yaratılanı severim Yaratandan, Kim olursan ol gel. ’Diyerek mazlumların gönlüne Adriyatik’ten, Çin seddine kadar taht kurmuştur.

Türkler hiçbir zaman saldırgan ve durduk yerde savaşmamışlardır. Her zaman içerden ve dışardan haince saldırılar karşısında kendilerini savunmuşlardır.

Batı ve Amerika Birleşik Devletleri, hatta Dünya Milletleri, Dünya Halkları, Türklerin Tarihini oturup yeniden iyi okurlarsa, bu Azizi Millet hakkındaki ön yargılarından sıyrılacaklardır.

Neşat YALÇIN




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri