"Attığı twitler bile çok samimi"

Cafesiyaset Yazarı Filiz Akgün bugünkü yazısında Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'tan bahsetti.

Tarih:
  • Google
  • Pinterest
#

Cafesiyaset Yazarı Filiz Akgün bugünkü yazısında Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'tan bahsetti. 

Göreve geldiği günden bu yana birçok çevrenin takdirini ve övgüsünü toplayan Bakan Yılmaz attığı tweetlerle bile samimiyetini ve görev aşkını ortaya koymayı başarıyor. 

Cafesiyaset Yazarı Filiz  Akgün'ün o yazısı:

Yeni değil, başından beri yazıyorum..

Yeni Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk’tan çok umutluyum ..
Attığı twitler bile çok samimi..

En son bu sabah gördüğüm MEB’in kendi sitesinde yer alan şu cümle bile beni haklı çıkarmaya yetti arttı bile....

‘’Öğretmen odasına giderek, Ziya hocanın selamı var, gözümüze baktı ve kalbi bir selam gönderdi.’’ Derseniz çok memnun olurum. Çünkü odadaki atmosfer çok değerli. Orası yeşerirse biz mutlu oluruz.’’

Samimiyete bakar mısınız..

İlk kez böylesini görüyoruz, şaşkınım/şaşkınız öyle değil mi..!

Gel de umutlanma..

Zira bu ülkenin en çok umudu eğitime öğretime ilişkin olmadı mı..

Her yeni bakanda umut damıtmadık mı..?

**

Daha ileri gidip bişeyi itiraf edeyim mi..?

Kendi kendime bazen diyorum ki;

‘’Bu adama eleştirel bişey yazsanız bile ‘Hakkımda dava açılır mı, işten atılır mıyım’’ diye korkmuyorum..

Ha hoş 22 yıllık mesleki serüvenimde her türlü haber ve makale yazmama rağmen bugüne kadar hakkımda açılmış tek bir dava ve ‘Yalan haberdir tekzip edilmeli!’ gibi bi durumla karşılaşmadım ama…

Ve..

Fakat..

Yine ama..

Son yıllarda bu endişeyi duymuyorum desem/desek abartı olmaz sanırım..

**

Neyse..

Sözü uzatmadan diyeceğim o ki;

Bu ülke bu kadar samimi içten bir MEB bakanı görmedi her halde..

Sektörün içerisinden gelen bir eğitimci olsa gerek..

Hakkını vereceğinin emareleridir gördüğümüz, hissettiğimiz , duyup duyumsadığımız..

O da sıkıntıları biliyor..

Neyle, nasıl aşılması gerektiğini analiz etmiş ‘’eğitimi/ öğretimi’’ seviyor..

Her şeyin büyük janjanlı binalarda değil; öğretmende başlayıp, öğretmende biteceğini de..

Daha ne olsun..!

Mesela ben, kendimden örnek..

Yarın bu ‘’selamı’’ koltuğumun altına alıp kızımın okuluna bi kez daha gideceğim, özgüvenle..

Niye mi?

Anlatayım..

Önceki gün küçük kızımın ana sınıfına başlayacak olmasından dolayı ilgili müdürün odasına girdim. Övünmek gibi olmasın ama kibardan öte makamlara saygısı olan biriyimdir..

‘’Makam değerli fazla vaktinizi almayacağım’’ diye söze başlayıp,  kızımın 10 yaşındaki ‘’üstün yetenekli’’ ablası kadar iletişimci olmadığını, çok akıllı, sorunsuz fakat çekingen ve en önemlisi hala anneyle birlikte uyuyan ‘’anneye bağımlı’’ bir çocuk olduğunu, muhtemelen de ileri ki yaşlarda onun da ablası gibi ‘’üstün yetenekli’ çocuklardan olabileceği ön görüsünü ve hissiyatını taşıdığımı ve  buna ilişkin küçük çocuğun  ilk okul temasında nasıl bi yol haritası izleyeceğim konusunda ‘resmen’ yardım dilendim..

Çocukların okuldaki ilk günleri önemlidir.

Öğretmeni çocuğun hassasiyetinin neye olacağını önceden bilirse herkes için kolay geçer..

Fakat çocuklar ilk günler ısınamazlarsa hayatları boyunca okula soğuk dururlar..

İlk günler öğretmenin bi tık daha dikkatli olması,  sonrası için çocuk-öğretmen ilişkisinde hatta çocuğun eğitim kariyerinde önemli rol oynamakta..

Büyük kızımda bunu yaşadık, ana sınıfında ilk öğretmeninin hassasiyetiyle daha ilk günlerde iyi bi iletişim kurulduğu için şimdi  tam bi okul ve sınav hastası.. Hastayken bile evde tutamıyoruz okul istiyor..

Okula ilk adımda ilk günler çok önemli..

**

Yalnız bunu söylerken de altını çizdim ‘’Ben özel bi muammele istemiyorum bu bizi de zor duruma sokar ileride. Hem buna karşı olan bi veli ve gazeteciyim.  Kaldı ki ‘özel muammele’ dediğimiz en fazla ne olabilirdi ki..! Öğretmenini tanımaktan, tanıştırılmaktan başka..

Küçük anne bağımlısı bi çocuğu ürkütmeden okuldan soğutmadan okula ülkeye kazandırmalı dedim..

Bana dönüp dönüp ‘’Size tavsiyen ‘’üstün yetenekli’’ durumdan söz açmamanızdır. Yapabileceğim bişey yok, umarım iyi öğretmene denk gelirsiniz! Şansınız varsa iyi öğretmene düşer!’’

!!!!...

İşte o zaman efendi efendi iki büklüm oturan halim gitti, çünkü veli kimliğinizi bi tarafa bırakıp bi gazeteci olarak haklı soruyu sordum..

‘’Nasıl yani..! Kötü öğretmenlerinizde mi var? Şaşkınım Müdür Bey! Kaygılandım şimdi bu söyleminizle..

Velev ki ben böyle bi cümle kursam bile sizin bana ‘’Olur mu öyle şey bütün öğretmenlerimiz iyidir’’ demeniz gerekmez miydi..

‘’Anladım’’ dedim ve başım önümde çaresizce çıktım odadan..

**

Bugün aynı okula bi kez daha gideceğim..

Velinin  bir bakanın ‘’selamını’’ koltuğumun altına alıp gitmesi nasıl bir rahatlamadır biliyor musunuz ben bunu yaşıyorum bugün..

Bu kez müdürün değil, müdür yardımcısının odasına girip; ‘’Ziya hocanın selamı var, gözümüze baktı ve kalbi bir selam gönderdi.’’ Diyeceğim..

Velilere dokunduğunuz için teşekkür ediyoruz..

FİLİZ AKGÜN / CAFESİYASET




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri