Başbakan Yıldırım seçim gecesini anlattı: Cumhurbaşkanı telefonda ağlıyordu

Başbakan Binali Yıldırım 24 Haziran seçim gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ağlatan olayı anlattı.

Tarih:
  • Google
  • Pinterest
#

Seçimler hakkında ve hakkında önemli açıklamalarda bulunan Başbakan Binali Yıldırım'ın konuşmasından satırbaşları;

"Biz Bahçeli ile ittifak yaptık, birlikte hareket ediyoruz. 24 Haziran seçimlerinden büyük bir zaferle ayrıldık. Seçimler geride kaldı. Bu seçimin böyle ittifaklar arası bir keskin rekabete dönüşmesini istemezdik. Nihayet bir cumhurbaşkanı seçeceğiz, parlamentoda vekilleri seçeceğiz. İş döndü dolaştı, karşı taraftaki ittifak tek bir noktada anlaştı. Adayları teke düşüremediler ama anlaştıkları tek bir nokta vardı, Recep Tayyip Erdoğan olmasın, ne olursa olsun. Karşı taraftaki adayların retorikten, söylemden öteye elle tutulur bir şeyleri yok. Arka planında bir tecrübe de yok. Yapılmış işler de yok. Bütün bunları vatandaş değerlendirdi. Vatandaş niye değerlendiriyor, çünkü vereceği karar kendisinin geleceğini ilgilendiriyor. Bütün bunların özeti olarak sonuç ortada. Açık ara farkla, en yakın adayla arasında 11 milyon oy fark var, böylece bu süreç tamamlandı. 1 Kasım seçimlerine göre AK Parti'nin oyunda, milletvekili sayısında düşme var. Bu da bize bir mesajdır. AK Parti olarak bu mesajı aldık. Bizim kaybolan oylarımız ortağımızda, ortağımızın kaybolan oyları da başka bir partide. Sonuçta herkes memnun halinden. Parlamento yapısı da bu haliyle herhangi bir sorun teşkil etmiyor. AK Parti'nin içinde olmadığı hiçbir yasama faaliyeti sonuç çıkarmaz."

"HER TÜRLÜ GÖREVE HAZIRIZ"

Binali Yıldırım, "(Yeni dönemde TBMM Başkanı olup olmayacağı sorusu) Onun kararını ben vermem. Şöyle söyleyeyim, benim liderim, partimizin genel başkanı ve partimiz ne yönde karar alırsa, neyi münasip görürse biz her türlü görevi yaparız. Bu da çok uzun bir süre değil. Yakında ne olacağı belli olur." dedi.

"O OLAY SONRASINDA CUMHURBAŞKANIMIZ AĞLADI"

Cumhurbaşkanımızla çalışmak zor mu kolay mı? Soru çok zor, hem de kolay. Cumhurbaşkanı rahatı sevmeyen bir adam. Rahat olmak isteyeni de sevmiyor. Kendi de rahat etmez, yanındakileri de rahat ettirmez. Böyle bir şeyi var, iş tutuş şekli var. Bu tabi biz alışık olmayanlar bu yolculukta dayanamazlar. Bunda nereden kaynaklanıyor? Memleketin meselelerine olan hassasiyetinden kaynaklanıyor. İstiyor ki hiçbir yerde aksaklık olmasın, yanlış olmasın. Ama Türkiye büyük bir ülke. Yani yurdun kilometrelerce uzağında bir yerde olay oluyor. Onu sizin an be an yönetmeniz mümkün değil. Oradaki idarecilerin aynı hassasiyeti taşıması lazım. Ondan üzülüyor, duygusal yönü çok kuvvetlidir. Mesela o seçim akşamı İstanbul'da toplanan kalabalığın içinden bir yavrumuzun ayağının sıkışması onu o kadar çok etkiledi ki, duygu doruktaydı. Ağlıyordu telefonda, konuştuk. Ne seçim kazanması, ne o coşku hepsi gitmiş. Bütün dikkatini oraya vermiş. Bir ara gelmemeyi düşündü, işler normalleşince geldi. Cumhurbaşkanımızla çalışmak keyifli bir iş. Ben kendisini 1978'den beri bilirim. Beraber belediyede çalıştık.

"Mesela o seçim akşamı İstanbul'da toplanan kalabalığın içinden bir yavrumuzun ayağının sıkışması onu o kadar çok etkiledi ki, duygu doruktaydı. Ağlıyordu telefonda, konuştuk. Ne seçim kazanması, ne o coşku hepsi gitmiş. Bütün dikkatini oraya vermiş. Bir ara gelmemeyi düşündü, işler normalleşince geldi. Cumhurbaşkanımızla çalışmak keyifli bir iş. Ben kendisini 1978'den beri bilirim. Beraber belediyede çalıştık."

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

"Bunun üzerine saatlerce konuşabiliriz ama 1982'den başlayayım. Bu tartışma 140 yıldır yapılıyor Türkiye'de. Cumhuriyetten de önce başlayan bir tartışma ama 1980 ihtilali işin tuzu biberi oldu. ihtilalle birlikte parlamenter sistemden biraz daha uzaklaşıldı. Önceden cumhurbaşkanları temsili makamlardı. 82 Anayasası'nda darbeyi yapanlar cumhurbaşkanı olmayı da karar verdikleri için, anayasa ve cumhurbaşkanı beraber oylandı. Oraya Evren, anayasayı yazdırırken cumhurbaşkanlığı kısmına ne yetki varsa hepsini dizmiş. Yani yetkileri parlamenter sistemden de silmedikleri için bu sefer ikisi beraber, aynı yetkiyle donatılmış. Nasıl çalışacak? Doğal bir çift başlılık ortaya çıktı. Sürdürülebilir bir şey değil. Bunu 90'lı yıllar boyunca gördük."

"BİZ MAZERETLERE SIĞINAN BİR İKTİDAR OLMADIĞIMIZ İÇİN SABRETTİK"

"Biz 15 yılı geride bıraktık. Biz iktidara geldiğimiz ilk geldiğimiz günden beri bunun zorluklarını yaşıyoruz. Ama biz mazeretlere sığınan bir iktidar olmadığımız için sabrettik. İlk günden itibaren bu sistem değişmelidir dedik. Düşünebiliyor musunuz? 19 Kasım 2002'de iktidara gelmişiz, askerler 8 Ocak'ta muhtıra vermiş. Yok laiklik elden gidiyor… Ya kardeşim Allah'tan korkun 1,5 ay bile olmamış…

"Her MGK toplantısında aynı sürtüşme, e-muhtıra… "Cumhurbaşkanı seçemezsiniz" Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca olan iş, olmaz hale geldi. 367 icadını çıkardılar, başka tabir bulamıyorum. Ondan sonra dedik ki bu iş yürümüyor, seçim kararı aldık. Bu sefer millet bizi 2007'de millet bizi daha güçlü şekilde iktidara getirdi. Dedik ki, millet seçsin dedik. Ve referandum yapıldı. Referandumda cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi benimsendi. Başkanlık sistemi şekillenmiş oldu. Ondan sonra artık bunu devam ettirip tamamlamak gerekiyordu. Tabi o ara işte, bir takım Ergenekon, Ayışığı, Yakamoz bilmem ne bir sürü konularla uğraştık. Olmadı, sonra FETÖ'cüler ortaya çıktı. Bu süre içinde yapamadık."

"BAHÇELİ İLE GÖRÜŞMELERDE BİRE BİR BEN BULUNDUM"

"İkinci adımı 15 Temmuz'u yaşadıktan sonra bu işin dönüşünün olmadığını ve mutlaka bu meseleyi kökünden çözmek gerektiği kanaati toplumda da bizde de yerleşti. Ve biz tabi o dönemde önceki yıllara göre aynı gücümüz yoktu. Tek başımıza yapma şansımız yoktu. Sayın Bahçeli ile hatırlayacaksınız 2016'nın 4 Ekim'i falandı, yine sürpriz yaptı. Çıktı dedi ki "Fiili durumu hukuki şekle dönüştürmek lazım. Başkanlık sistemi olması lazım" dedi. Ve ondan sonra bu süreç başladı. Bahçeli ile görüşmelerde bire bir ben bulundum. Meclis'e getirdik, komisyonlardan, genel kuruldan derken 16 Nisan 2017'de milletin onayına sunduk, orada da kabul edildi."

27 Haziran aslında 16 Nisan'ın uygulamasıdır. Vatandaş diyor ki, ben kabul ettim kardeşim. Kabul ettiğim şeyin gereğini yapıyorum. Ama bizim muhalefet adayları, Allah canlarını sağ etsin, ona karşı çıktılar. 16 Nisan'ı kabul etmediler. Çıktılar biz bunu geri götüreceğiz. Vatandaş tabi ağrına gitti, ben bu kararı vermişim, sen benimle niye inatlaşıyorsun? Sen bu sistemle ne yapacağını söyle. Bu mesajı verselerdi belki daha iyi olurdu, biraz daha iyi olabilirdi.

"ENFLASYONU AŞAĞIYA ÇEKMEK ÖNCELİĞİMİZ OLACAK"

"Türkiye 1924 – 2002 arası yüzde 4,7 büyüdü ortalama. 2003 – 2017 arası 5,7 büyüdü ortalama. Bir puan fark var. Diyeceksiniz ki ne böbürleniyorsunuz? Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Eğer Türkiye 24'ten bugüne 5,7 büyüseydi, Türkiye bugün dünya ekonomiler içinde 7'inci sırada olacaktı. Fransa'dan sonra gelecekti. Şimdi 17'deyiz. Yani 2,6 kat büyümemiz gerekirken bu kadar az büyüdük. Sırf bu sistemin getirdiği sorunlardan dolayı, darbe girişimlerinden, vesayetten dolayı. Faizleri aşağıya indirmek, enflasyonu aşağıya çekmek ana önceliklerin başında geliyor. Bunun için tedbirler alınacak."

İNCE'NİN 'BANA YÜRÜ DERLERSE YÜRÜRÜM' SÖZÜ

"Nereye yürüyormuş? Kılıçdaroğlu'nu alıp tekrar Ankara İstanbul yapabilirler. Yalnız başına niye yürüyor?

"Muharrem bey tabi haklı olarak seçimlerde partisinin üzerinde bir oy, destek aldığı için biraz şey oldu. Yani bunu bir sonuca dönüştürmek istiyor. Ama isterseniz biz onların işlerine fazla bulaşmayalım. Kendi aralarında halletsinler."

"TERÖRLE MÜCADELEDE ÇOK FARKLI YÖNTEM DENEDİK"

Başbakan Yıldırım: "Terörle mücadelede doğrusu son iki yılda çok farklı bir yöntem denedik. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra terörle mücadelede bir karar aldık, 'savunma değil taarruz esas olacak' dedik."




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri