Başına gelmeden anlayamazsın...

Başına gelmeden anlayamazsın...

Bazı STK’lar (Sivil Toplum Kuruluşları) işine geldiğinde ‘Avrupa’yı’ örnek verir, işine gelmediğinde ‘Bu devlet sosyal devlet değildir, kadına sahip çıkmıyor’ denilir..

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Oysa Avrupa ülkelerinin bir çoğu nafakayı sınırlamış. En mantıklısı Belçika’nın.. Belçika’da yoksulluk nafakası evli kalınan süre kadar..

Son birkaç yıldır ben dahil ‘Süresiz nafaka’ ve ‘Hacizli çocuklar’ ile ilgili mağdurlar başta olmak üzere yazılıp çiziliyor..

Kadın gazetecilerin çoğunun bu konuya sessiz kalması da ayrı bir muamma..!

Hani kadın erkeğe bağımlı kalmayacaktı, ekonomik bağımsızlığını kendi kazanacaktı..’

Nerdesiniz aydınlar.

Geldiyseniz 3 kere vurun..

Neyse;

Bazıları bu nafaka mevzusunu yanlış ve eksik anlıyor ‘Nafaka ödenmesin’ zannediyor..

Öyle değil işte..

Öyle olsa ben bir kadın olarak destek verir miyim..

Hayır..

Kısaca nedir bu nafaka mevzusu; Adam veya kadın 1 yıl evli kalıp boşanıyor, çocuk yok.. Bir daha bir birlerinin yüzünün görmüyor ama erkek kadına ömür boyu her ay nafaka ödüyor..

Kadın evlenirse, veya çalışırsa nafaka kesiliyor..

Hal böyle olunca;

Çoğu kadın nafaka kesilmesin diye evlenmiyor, gayri meşru ilişki yaşıyor veya çalışmayıp ortalıkta ‘fink’ atıyor..

Haa kanunda erkek kadın eşit tanımlanmış olduğu için erkeğinde ‘mağduriyet’ bildirmesi halinde nafaka talep edebiliyor ama ‘gururlu Türk erkeği’ YAKIŞMAZ deyip almıyor..

Hal yine böyle olunca;

Erkek kadına nafaka ödüyor, durumu olan için sorun yok ki.. Onlar bile bu kadar uzun yılı kabul etmiyor bi süre sonra mahkemeye başvurup ‘Durumumuz yok’ deyip nafakanın kesilmesini talep edebiliyor..

Sadece tek bir örnek vereyim:

Ünlü Tarihçi Murat Bardakçı..

İkinci evliliğini Hale Soygazi ile yapan Bardakçı geçtiğimiz yıl ilk eşine yıllardır ödediği nafakanın kesilmesi için mahkemeye başvurduğu haberleri basına yansımıştı..

Başka bir boşanma mağduru da Tuğrul Türkeş.. Hikayesini okumuşsunuzdur basından..

HACİZLİ ÇOCUKLAR..

Nafaka mağdurlarının yanında bir de aile mağdurları var ki onların hikayesi yürek parçalıyor..

Ona da uzatmadan gireyim:

Boşanmış anne babaların çocukları çoğu kez ortada kalıyor.. Bir o çekiştiriyor, bir diğeri..

Anne vay baba farketmiyor boşanınca çocuğa bir birinin kötülüyor, göstermiyor, gösterse bile icra yoluyla görülüyor..

Diyelim ki boşandınız..

Olabilir başınıza gelmeden büyük konuşmayın..

Çocuğun velayeti de annede kaldı..Babanın da hafta sonları belli saatlerde yasal olarak gmörme hakkı verildi..

Anne baba da savaş içesinde, bir birine kinli, öfkeli..

Örnek:

Anne diyor ki: ‘Çocuğu sana göstermeyeceğim inat değil mi..’

Baba diyor ki: ‘Ben de o çocuğu göreceğim benim değil mi..’

Haaadi..

Hafta sonu geliyor anne çocuğu diyelim ki kaçırmaya babadan çalışıyor, baba özlemiş görmek istiyor.. O zaman mahkeme baş vuruyor.. Bir avukat, bir polis, bir yetkili danışman ve uzman eşiliğinde cümbür cemaat annenin evinden çocuk böyle alınıp ‘hacizle’ babaya veriliyor..Baba bunun için her defasında 200 ila 500 lira arasında bir masraf ödüyor..

Bu duruma kısaca ‘Hacizli çocuklar’ deniliyor..

Ve böyle 30 bin mağdur baba var Türkiye’de..

Bu mağdur babalar dernek kurup konuyu sürekli meclise taşıdılar ve meclisten ilk kez umut verici bir yaklaşımla karşılaştılar..

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ‘Eşler evliliği bir SGK güvencesi olarak görmemelidir’ diyerek ‘Süresiz nafaka’ ve ‘Hacizli çocuklar’ konularını araştırılması için Adalet Bakanlığına gönderdi..

Eğer kanunlaşırsa süresiz nafaka sınırlandırılacak ve hacizle çocuk görme işlemi son bulacak diye umut ediyoruz..

BATI ÖRNEK ALINACAKSA BÖYLE DE ALINMALI..

Konuyu bazı hukukçular da gündemine taşıdı ve hukuki açıdan ve insani açıdan değerlendiriyorlar..

Avukat Cevat Kazma’ya göre;

‘’Belçika’da yoksulluk nafakasının süresi evlilik süresini geçemiyor. Hollanda’da ise 5 yıldan az süren evliliklerde nafaka evlilik süresiyle sınırlı, 5 yılın üzerindeki evliliklerin boşanmayla sonuçlanması halinde ise nafaka yükümlülüğü en fazla 12 yıl sürüyor. Bu uygulamalar göz önüne alınarak en kısa zamanda ülkemizde de adaletli bir şekilde yeni düzenleme getirilmesi gerekiyor”

Kim hangi pencereden bakıyorsa ‘fotoğrafı’ öyle görür.. Lakin kimsenin büyük fotoğrafa baktı yok..

FATİH ALTAYLI GAFI, YILIN ‘’SAFI..’’

Fatih Altaylı’nın geçtiğimiz gece Dr.Erkut Erdoğdu ve Avukat Canan Arın ile birlikte gerçekleştirdiği ‘Hacizli çocuklar ve süresiz nafaka’ konularının ele alındığı yayında, ettiği iki cümle dikkatimizi çekti, zaten biri medyada ses getirdi..

Altaylı daha sonra da gerek yayında ve köşesinde ‘DÜZELTME’ gereği hissetti..

İyi de etti..

O cümlede; ‘’Eğer resmi nikah yoksa imam nikah saçmalıktır." Dedi..

Oysa imam nikahı veya diğer bir tanımla ‘dini nikah’ saçmalık değildi..

Altaylı evlenirken dini nikahı yok muydu sanki..!

Bunun bu şekilde ‘ergen telaşıyla’ aklına geleni hemen ağzına dökmesi ona ve onun gibi kamu görevi yapan birine yakışmadı..

Hem,

Başta müslümanlarda olmak üzere,

Diğer tüm dinlerde, mezheplerde resmi nikahın yanında kabul görmüş bir değer,

Bir inanç biçimidir

Ve…

Toplumun en hassas yeridir,

‘Bam telidir’

Hassasiyet içerir..

Düzeltmesi iyi oldu..

Canlı yayın bu, ağızdan uçup gidiyor, yakalayamıyorsunuz..

Band olsa keser biçersin,

Canlı öyle olmuyor maalesef..

Yayınlara çıkan deneyimli gazetecilerin artık ne söyleyeceklerine dikkat etmesi gerekiyor, dünkü çocuk değiller..

İtici oluyor,

Güven sarsıyor..

Güner Ümit örneği vardır ki.. Sonun başlangıcı oldu..

Alevi yurttaşlara ettiği tek bir laf sonun başlangıcı olmuştu..

Her ne kadar da ‘özür’ dilediyse..!

Filiz Akgün / Cafesiyaset




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

hasan avci

Filiz hanım,eline diline yüreğine sağlık,senden ricam medyada ve siyatte böyle gümbür gümbür sesimiz ol, ALLAH razı olsun senden...

kemal

MAHKEMELER BELGELERİ DİKKATE ALSIN SGK’YA SORSUN: 2000 yılında 2. evliliğimi çalışmayan 1 kız çocuğu olan bir ev hanımı ile yaptım. Evliliğim 9 yıl sürdü. Hiçbir neden olmaksızın, 2009’da sadece kendi ifadesine dayanarak, darp, şiddet, rapor vs. kanıt olmaksızın boşanma davası açtı. Dava 3 yıl sürdükten sonra boşandık. Kendisine yoksulluk nafakası ödemeye hükmedildim. Kendi adına gayrimenkulleri var, vefat eden babasından dul ve yetim aylığı bulunmakta olup, kasıtlı olarak yoksulluk nafakası alabilmek için SGK’dan talep etmemektedir. Adalet istiyorum. TMK 175/176 maddeleri yeniden düzenlenmelidir. Yoksulluk nafakasına hükmedilirken, tüm tapu kayıtları, SGK bilgileri iyice araştırılmalıdır. Nafakaya mutlaka süre getirilmeli. Arz ve talep ederim.



Foto Galeri
Video Galeri