BENİM DE “BAŞIMA” GELDİ YAZARKEN BİLE UTANIYORUM”

Her ne kadar da takıntılı derecesinde olmasam bile, çevresinde titizliğiyle bilinen biriyim. Eve gelen gündelikçi kadınlara illallah dedirtirim.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Üstüm başım, evim barkım, banyom mutfağım, gardrobum her daim “bal dök yala” 

Çocukların üstü başı abartısız her gün yıkanır, saç baş taranıp toplanır,  onlara da resmen kök söktürürüm..
Fakat gel gör ki bu kadar titiz birinin “başına” ne geldi?..

Bit..
Bildiğin BİT!
Evet,
Bitlendik!

Valla öyle yani!
 “yapcek de bi’şey yoktu gari” 

“Başa gelen çekilir!” deyip internette girip “bit nasıl püskürtülür?” başlıklı ne kadar bilimsel/ilimsel makale varsa okudum üfledim sonra çaresiz ince bit tarağını elime alıp oturup tek tek çektim.
Tam 3 tane bas bayağı bit canlı canlı gördüm. 
Ondan önce fotoğrafına bile merak edip bakmamıştım, nasıl biş’şey neye benzer görmemiştim. O gün kızımın kafasını sık sık kaşıdığını gördüm sordum “anne sivilce çıkmış galiba benim ergen sivilcelerim önce kafamda çıktı!” dedi güldük “kafalı kızın sivilcesi de kafasında oluyormuş!” diye espri yaptık geçti çünkü babasının kafasında sivilceler olur, babaya çekti diye konuştuk üzerinde durmadık.
Taaki veli grubundan gelen toplu bit uyarısı mesajını görünceye kadar..

Eyvah!..
Yoksa?
Aman Allah’ım..

Evet bizim de artık evcil bir hayvanımız olmuştu bit!..
Bir  bit’imiz eksikti o da olmuştu..

Önce bir panik atak durumu yaşadım “eyvah BİTtim ben!”
Ya biri duyarsa anlarsa?..
Klasik Türk kadını zihniyeti! “El alem ne der”
Neyse,
Söylene söylene ağlaya utana ilk işim Google bakmak oldu sonra bir hışımla eczaneye. 
Eczacının kulağına fısıldadı “şey bit ilacı var mı?” 
Eczacı: “bit var mı yoksa önlem için mi ona göre vereceğim”
Ben: “yok! Yani sayılır! Yani herhalde var gibi, belki olursa, bulaşmış olabilir ama siz varmış gibi düşünün yine de bla bla bla..
Em küm falan filan derken eczacı anladı gülümsedi “bu aralar en çok sattığımız şampuan bu, salgın var mış” deyince kısmi bir rahatlama geldi derin bir nefes ilacı aldığım gibi taaak topuk..

İlk işim evde bulduğum bütün kıllı kafalara (barbi bebekler dahil) ilacı boca ettim, yetmedi yetmedi çocukları kaynar suya bastım, ne kadar peluş oyuncak var çöpe attım hayır niye atıyorsam? Hayvan kandan besleniyor peluş ayının suçu ne? Kanı mı var?
Olsun, yetmedi iki kadın tutup evi baştan aşağı hallaç pamuğu gibi çevirip attım bir yandan da oturup ağlıyorum “benim gibi birinin başına bu nasıl gelir?” diye naralar atıp dizlerime vurup ağıt yakıyorum “lo lo lo”

Kolay mı?
Yaşamayan bilmez, ben de yaşadım,  hayatımda ilk kez böylesi iğrenç bir tecrübeyle sınandım.
Ürkütücü. 
Kabusum oldu çöktü, aylarca kaşınıyorum sandım, çocuklar da çok etkilendi üzüldüler, kendilerini suçlu gördüler. 

Kimse büyük konuşmasın!
“Benim başıma gelmez!” sanmasın.
Benim geldiyse herkesin gelir sosyetenin bile..
Aslında bu yazıyı geçen yıldan beri yazmayı istiyorum fakat bi’türlü cesaret edemiyorum. Utanıyorum, sıkılıyorum kimseye anlatamıyorum, kıvranıyorum yazamıyorum.

Sonra bi’gün doktorumuzla konuşurken o anlattı, aile dostumuz aynı zamanda..

Koleje giden torunu bitlenmiş. Tabi evdeki herkese bulaştırmış. Nasıl cebelleştiklerini anlattı..
Ay nasıl rahatladım, bir doktordan bunu duymak beni niyeyse bir mutlu etti bir etti ki anlatamam, kadını dinlerken neredeyse boynuna sarılıp ağlayacaktım. 

Önceki gün sosyeten bir arkadaş yıllardır görüşmüyorduk aklına gelmiş aradı. 
Çok da samimi bir kadındır arkadaş dediğim de, torun torba sahibi 7 göbek İstanbullu tam bir salon hanımefendisi..

Oradan buradan, kadın demez mi “Filiz Hanımcım benim küçük torun bitlendi” 
Ben şok!..
Nasıl olur ya falan..

“Valla öyle!”
 
Evde çalışan yardımcılarından gelmiş. Onun küçük çocuğuna da okuldan bulaşmış çünkü..
Ben bunu da duyunca yine bana bir cesaret geldi bunu yazmam lazım dedim.
Artık biliyorum ki; çoğu kişinin başına gelmiş veya geliyor, gelecek.

Çocuğu bitlenenler ise  "aman kimse duymasın" diyor, okullar, isimlerinin "bit"le anılmasından çekiniyor. Kimse çocuğunun bitlenebileceğine ihtimal bile vermiyor tıpkı benim gibi..
Durum böyle olunca salgın da çocuktan çocuğa yayılıyor.. Hiç umulmadık insanların “BAŞINA” gelip meret oturuyor bu hem kan emici hem itici hayvan.

Durum ciddi..
Okullarda bit salgını uyarılarının yapılması gerekli. Veliler de, okullar da gerçeği gizlememeli. 
İstanbul'da okullarda ciddi bit salgını var. Bi’çok eczaneye sordum “Bit şampuanına talep arttı” diyorlar. 
Herkes açıkça söylemeye utansa da eczanelere koşup gizli gizli bit ilacı alıyorlar.

Utanmayın çekinmeyin. Bu hayvan temiz veya pise bakmıyor öyle olsa benim çocuğumda bit olmazdı dimi..

Ha bu arada çocuğumdan bana nasıl bulaşmadı diye düşünürken sebebinin parfüm olabileceğini düşündük zira ben parfümümü tenimden ziyade saçıma sıkıyorum daha kalıcı oluyor. Muhtemelen parfümden dolayı bana bulaşmadı çünkü parfümler alkol içerir.

Bu acı tecrübeyi geçen yıl sömestr tatilinde yaşadım, Allah’tan tatile denk geldi.. 
Bu sene tüm önlemlerimizi aldık. 
Bit şampuanımız, bit uzaklaştırıcı spreyimiz, lavanta yağımız tam teşekküllü teçhizatla hazırız..

Zira niteliksiz göçler salgın hastalıkları ve bit gibi parazitleri de beraberinde getirdi maalesef.
Artık metropollerdeki dönemsel salgınlar oluyor. Kaçış yok fakat ne aileler kabulleniyor ne de okullar. Önlem almak gerek. Evdeki temizlik yetmiyormuş anladık. 
Yaşayanlar söyledi; “okula giden çocuğun yakasına lavanta yağı damlatın, onun kokusuna gelmiyormuş. Hatta toplu ulaşım kullanan herkes bunu yapmalı sabah evden çıkarken bir-iki damla lavanta..

Allah düşmanım “BAŞINA” vermesin, düşmanımı düşündüğümden değil, bize bulaşmasın.. 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri