Eğitimin Eskicileri

Son yılların en tartışmalı gündemi eğitim ve eğitim yönetimi, bir zamanlar Dünya eğitim sisteminin imrenerek gıpta ile baktığı ve hatta örnek model oluşturmak için dünya ülkelerinden bazı eğitimcilerin rol model olarak mercek altına alıp kendi ülkelerinde üniversite ve İlköğretim, orta öğretim uzmanlarınca incelenerek kendi kültürel yapılarına göre adaptasyon edip millileştirerek uygulamaya koyacak kadar örnek model olan Türk eğitim sisteminin kökleri 1071 yılından da ileriye dayanmaktadır.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Bugüne kadar sağlam temellere dayanan bir ulusun, devlet olmuş dünya milletlerine gerek eğitim alanında gerek devlet yönetimi alanında gerekse askeri teşkilatlanma alanında ilham oluşturan bir milletin bugün eğitimini bir temele oturtamamasının üzüntüsüyle adı milli olup da milliliği oluşturamamasının garip selliğinin çıkmazı içerisine düşürülmesinin sorumluluğu ne bugünün hükümetleridir nede hükümet Başkanlarıdır.

Eğitimin çıkmaz vebalini yıllardır eğitime çöreklenmiş yerinden kıpırdamayan kopyacı mantığında olan bürokrasidir.

Eğitimin çıkmaza girmesinin sorumluluğu eğitim Bakanları değil, siyasilere yön veren her dönem kılıktan kılığa giren, Bakanların siyasi yapısına göre bukalemun gibi renk değiştiren, şan, şöhret, makam, koltuk peşinde olan birinci varlığı devletin imkanlarını şahsi egolarının kullanım alanı yapan kopyacı bürokrasinin yapışkanlığıdır.

 

Eğitimin tartışılır durum almasının diğer bir nedeni de eğitim camiasının içinden gelmeyen, kara tahtanın önünde tebeşir tozu yutmamış, üniversitelerin farklı bölümlerinden mezun olmuş pedagojik düşünceden uzak, siyasi oy düşünce mantığı içinde olan geldiği partilerin üst düzey il ilçe ve millet vekillerine şirin gözükmeye çalışan eğitim tarlasından uzak Bakanların atanması ve bu Bakanlara yön veren uyanık bürokratların hakimiyet zincirine kendini bağlı hisseden bilimsellikten uzak beceriksizliğidir.

Zaman zaman eğitimin içinden gelmiş Bakanlar olsa da beceriksizlikleri eğitimi bugün tartışılır duruma sokmalarında büyük pay sahibidirler.

 

Bugün eğitimin başına çok değerli bir Bakan geldi. Eğitimin içinden eğitim sorunlarını çok iyi bilen ufku geniş yenilenebilir eğitimin alanına proje bazında yenilikçi, somut düşünce ile soyut düşünce kavramlarının analizini objektifleştiren nitelikli bir eğitim bakanı; Türk eğitim sisteminin başında oluşu eğitim ve eğitimciler için şans.

 Fakat merkez teşkilatında makam peşinde olan niteliksiz bürokrasi ve siyasi gücü kullanmaya çalışan politik baskıların, sivil toplum kuruluşların ve sendikaların baskısı bakanın çalışma alanını daralttığı gibi önüne set çekme uğraşı içerisinde olmalarının statükosunu aşmak biraz zor gözükmektedir.

Neyse ki Türkiye’nin yönetim değişikliği ile Başkanlık sistemine geçmesinin ağırlığının aynı zaman da doğruluğunun farkını görmek üzereyiz.

Bakanların arkasındaki Başkan desteği eminim eski alışkanlıkların yok olmasını dışarıdan baskı yapan sivil toplum kuruluşlarını, eğitim sendikalarını, millet vekili baskılarının önüne geçilmiş durumda olmuş olunsa da, meyve veren ağaçları taşlama alışkanlığını devam ettirmeye çalışan eskiciler henüz iş başında gibi duruyorlar.

 

 Yeniliğe rağmen, bukalemun bürokrasi eski sistemleri ısıtıp ısıtıp yeni bir sistem gibi Bakanın önüne sürme alışkanlıklarına devam etmekte olan bir zihniyet hala çöreklenmiş durumda.

İnşallah Sn Bakan bu cenahı temizler kısa zamanda, eğer temizleyemese kendi kamuoyunda zora girecek ve kendi yıpranışına zemin hazırlanmasının seyircisi olacaktır.

Andımız üzerinden başlatılan tartışmalar ve Cumhuriyet törenleri, Atatürkçülük tartışmaları birdenbire kamuoyuna servis edilmesi Milli birliği beraberlikteki düğümü çözme planlarının atraksiyonlarıdır. Bunlara birkaç art niyetli beceriksiz eğitim bürokrasinin ve Okul yöneticilerinin de eklenmesi hükümetin dolayısıyla Bakanın yıpranmasının sonuçsuz uğraşları gibidir. Oysaki okullarda Atatürkçülükte işlenmektedir, Cumhuriyette kutlanmaktadır.

Halkla iletişim zorluğu içerisinde olan bazı eğitim yöneticilerinin, vizyonu dar olan gücünü iktidar partisinin il, ilçe teşkilatlarından almaya çalışan, oturduğu koltuğu hak etmeyen yöneticilerin çokluğu kamuoyunda eğitimi sürekli tartışılır duruma getirdi.

 

Ülkemiz Okullarında uygulama sahasında olan Öğretmenlerin niteliği, özverisi, öğretme becerisi Dünyada gelişmiş ülkelerin eğitimcilerini baz alırsak bir numaradır. Ne yazık ki öz verili öğretmenlerin motivasyonunu en üst düzeyde bozabilme becerisi içinde en yetenekli yöneticilerde bizim okullarda yönetim kademelerinde, genelleme yapmamak kaydıyla, istisnalar hariç olmak üzere bizim okullarda fazlasıyla mevcut.

 

Sonuç ve Çözüm olaraksa Bakanımız üst bürokratları dahil ,il ,ilçe ve okul yöneticilerin niteliklerini,performaslarını reel değerlendirmeli velilerden ve her siyasi görüşünde dahil olduğu komisyonlardan oluşan kurulların katılımını sağlayıcı çözüm yolunun gündeme getirilmesi, okul yöneticiliği dahil ,İl, İlçe yöneticilerinin eğitimin dışında akademik düzeyde bilimsel çalışmalarında ön plana çıkmış,en az bir yabancı dil bilen kariyer olarak Doçentlik pozisyonunda bulunan kişilerden oluşturursa ,hem Türk eğitim sistemi reel bir zemine oturacak, hem de bakanlık olarak yaz boz halini alan başta sınav sistemleri olmak üzere her eskiyi pişirip pişirip sofraya yeniymiş gibi sunan zihniyetlerden kendini arındırmış olacaktır. Orta öğretimde akademisyenlerin ve akademisyen yöneticilerin olması siyasi iktidarın gücüne güç katacaktır. Bakanlarında sağlıklı kararlar almasına danışmanlık yapacakları gibi ortaöğretimdeki eğitim kalitesi yüksek öğretiminde başarısını getirecektir.

 

Neşat YALÇIN / CAFESİYASET




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri