Erol Olçok'un Ardından

O gece iş başa düştüğünde , sen ne yaptın? Kendin için, evladın için, Ülken için, geleceğin için. Sen ne yaptın? Vicdan yalan söyler mi ? Hayır söylemez.

Tarih:
#

İnsan şu hayatta ne badirelerden geçer. Ne yollar yürür. Ne dağlar aşar bilinmez. Kıvrım kıvrım akan şu hayatlarda ne dereler, ırmak. Ne ırmaklar, nehir. Ne nehirler; deniz olur, okyanus olur bilinmez. Yaşadığımız her hadise, her olay, bir anı olsa ve dünde kalsa da; aslında yaşadıklarımız  dünde kalmıyor. Her ne kadar yaşadığımız bu an ise şayet, bugünde burada kalmayacak. Kıvrılacak, akacak,  bazen taşacak, bazen çağlayacak, coşacak; bazen de durulacak, durgunlaşacak, dinginleşecektir. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi...

 O geceyi yaşayan bizler sonrasında neler düşündük. Günlerce, şimdilerde aylarca belki de yıllarca... Çok defa oturayım gönlümden geçenleri yazayım istedim. Ama yürek susmadı, akıl durmadı, gözler bakmadı. Dizde derman, gözlerde fer kalmadı. Gidenlerin ardından onların hatıralarına saygısızlık etmemek adına, yaşanan o gecede - belki bir ömre bedel o gece de - şehitlerimiz ve gazilerimiz hatırına sustum. İçten içe sızlandım. Ağladım. Olan biteni anlamlardırmak adına etrafıma baktım. İnsanları seyrettim. Olaylara baktım. Kendimce bana gelen sorular karşısında hiç birşey demeden sadece sorana o gece de sen ne yaptın dedim. Sen ne yaptın?

Bir rüyaya dalar gibi yada bir rüyadan uyanır gibi gerçeklerle veya  hayaller aleminde gezerken, herkes kendine yakışanı yaparken. Sen ne yaptın? Vicdanın rahat mı ? Bırak başkalarını sen kendine sor ve yine sen cevabını ver. O gece iş başa düştüğünde , sen ne yaptın? Kendin için, evladın için, Ülken için, geleceğin için. Sen ne yaptın? Vicdan yalan söyler mi ? Hayır söylemez. İnsan kendini kandıra bilir mi? Hayır kandıramaz. O zaman sen cevabını ver. Sen ne yaptın ? Sonrası mı tabii ki önemli ama benim için kriter o gece nerede ne yaptığımız idi. yani Sen ne yaptın ?

O gece olayı haber aldığımızda arabamız ile belli bir yere kadar gidebilirken, bir an önce Kısıklı'ya ulaşmaya  yürüyerek ama koşarak çalışırken, Ümraniye meydanına geldiğimde hanım aradı. "Televizyonda Erol Olçok'tan bahsediyorlar." "Erol Olçok senin Erol Abi dediğin abin değil mi?" diye sordu. "Evet" dedim. "Galiba dedi vurulmuş. Yanında oğlu da varmış. Galiba ölmüş." deyince. Bir şekli ile olayları kavramaya çalışırken ben hayalle gerçekler arasında giderken. Hanıma "Anlaşılan o ki hanım Erol Abi şehit oldu ise olay çok büyük dolaysı ile kızlarım sana emanet hakkını helal et. Bu gidişin dönüşü olmaya bilir." dediğimi hatırlıyorum. Ve O gece görev yerimiz Kısıklı'da beklerken bizler köprüdeki kardeşlerimiz kadar şanslı değildik. Özellikle Erol abi ve oğlu kadar şanslı değildik. Diğer şehitlerimiz kadar şanslı değildik. Gazilerimiz kadar şanslı değildik.

 Ama aradan yıllar geçtiğinde, çocuklarımıza bugünleri yaşayan bizler sorulduğunda benim evlatlarıma belki de bırakabileceğim en güzel miras o gecedeki duruşum olacaktır. Onlar "O gece babam tereddüt etmeden, başkaları bırak darbe oluyor evinde otur. Nereye gideceksin ? Aptallık yapma, delilik yapma derken benim babam ölmek için bu geceden daha güzel bir gece var mı diyerek bizim için , ülkesi için milleti ile beraber alanlarda, sokaklarda geleceğimizi çalmak isteyen hainlere, kahpelere karşı, bizim kendi silahımız, kendi tankımız, kendi uçaklarımız ile  bizleri öldürmek isteyenlere karşı  mücadele idi." diyecekler.

Bizler o gece bir kez daha gördük ki bu vatan sahipsiz değilmiş, bu millet Nene Hatunların, Yahya Çavuşların çocuklarının yurduymuş. Vatan uğrunda ölen varsa vatandır diyenlerin yurduymuş. İş başa düştüğünde sağına soluna bakmadan, ardına bakmadan bende varım diyenlerin yurduymuş. Ezan dinmez diyenlerin, bayrak inmez diyenlerin yurduymuş.

 Erol Abi varlığın ile çok şeyler öğrettin bizlere; gidişinle de çok şeyler öğrettin. Ama az, ama öz, hep yürektendi duruşun. Ne zaman sıkışsam  yardıma ihtiyaç duysam hep sen yardıma koşardın. Ben hep seni söylerdim insanlara abi "Benim Erol Abim var." diye. Referans olarak. Emin ol şimdi de öyle olacak. Öyle söyleyeceğim Sen ölmedin ki...

Gecenin bir vaktinde telefonda sesini duyduğumda  Allah Allah bu saatte dediğimde, günün 24 saat olduğunu hissettirirdin. Ne pazar,  ne gece, ne gündüz vardı. Yürüdüğün zaman, her zaman vakur ve duruşunla da her zaman hal ile konuşurdun. Arardım "Abi ne zaman görüşebiliriz." dediğimde devamlı bir şeyler çıkar  ama bunca işin gücün arasında bir fırsat bulur gelirdin. Cenaze namazında imam efendi "haklarınızı helal edin" derken bizlerde "helal olsun" dedik. Ama sen bize "hakkını helal et." ama sen bize "hakkını helal et." Erol Abi. Bu arada bana bir söz vermiştin. Olsun yapamadık. Ama bundan sonra ömrüm yettiğince emin ol randevulara ben geleceğim.  Ben geleceğim Üsküdar'da... Erol Abi.

Cenazende gördüm. Ne çok dost biriktirmişsin, ne çok dostun varmış. 15 Temmuz Şehitler Köprüsünden her geçtiğimde bir Fatiha okuyor. Seni orada tahayyül ediyor ve o geceye gidiyorum. Biliyorum ki bu bir veda değil bilhakis görüşmek üzere...       

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Kalın salıcakla...       

Behlül ÜNVER / Cafesiyaset.com.tr




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.