FETÖ/PDY’nin yaşamımızdaki travmaları ve 15 Temmuz felaketi

Kandırılmış bir avuç kanı bozuk zevatla,15 Temmuz kalkışmasını gerçekleştirdi. Şimdi başka hesaplar planlamaktadırlar

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Bir zamanlar güvenilen Hukuk Kuralları, Hakimler ve Adalet vardı. Sonra FETÖ’nün baş belası hakimleri ve şimdilerde kaçak savcılar, adaleti ve hukuku ortadan kaldırdı. Hukukun katledilişine şahit olduk. Mağdur edildik. Acımasızca yargılandık. Savunma hakkımız gasp edildi. 2008 yılında FETÖ/PDY belasına ilk şehidi biz verdik. Altunizade’de emniyet şeridinde aracını kontrol etmekte olan kızımız Sinem Reyhan Yalçın’ı aracıyla ezerek kaza süsü veren Faruk Kalkavan’ı, amcası İhsan Kalkavan, ABD’ye kaçırdı. FETÖ İmamı olduğunu bize bizzat söyleyen İhsan Kalkavan, şimdi Pensilvanya’da yaşıyor. Kalkavan’ı Adalet Bakanı’nın makamında görünce, tepki gösteren eşimi ve kızımı, eski Adalet Bakanı Ahmet Kahraman, yerlerde sürükletti. Yaraladılar. Hastanede tedavisine bile engel oldu. Canımızı zor kurtardık. Öyle müthiş bir despotizm ki ”Ölümü gösterip, sıtmaya razı ettiler.” Haksızlığı dilinden düşürmeyenler, yer yarılıp içine girdi. Çünkü karşılarında FETÖ/PDY imamı İhsan Kalkavan vardı. Hakaretler, dinlemeler, kaset skandallarıyla özel hayat ve masumiyet hayasızca ifşa edildi. Duruma muhatap olanlar, lekeyi sineye çekip, yerini ilginç hesaplara bıraktıkça, kamuoyunda alkışlandı. Yüzlerdeki gerçek görüntüler, tüm çıplaklığıyla seyredildi. Şapka düştü, kel göründü. Ortamı ajite edip, insanları kamplara böldüler. ”Onlar ve biz” kavramını kafalara soktular. Ülkemizi Pensilvanya’dan idare ettiler. Türk Milletini istedikleri gibi idare edeceklerini sandılar. Kandırılmış bir avuç kanı bozuk zevatla,15 Temmuz kalkışmasını gerçekleştirdi. Şimdi başka hesaplar planlamaktadırlar. Çünkü yeni nesil, ABD Destekli FETÖ/PDY hainlerinin “b” planı olma ihtimali çok yüksektir. Okumayan, ezberci, eleştirmeyen, sorgulamayan, nesil yaratmaya çalıştılar. Vaatlerini, hiç eleştirmeden kabullenen sanal bir güruh yarattılar. Okuyan bir avuç elit kesim, istediği kadar bağırsa da aşağılanıp itibarsızlaştırıldı. Evrensel Hukuk Kuralları, modern yaşam, yerini hayal dünyasına ve şark kurnazlığına bıraktı. Genç nesillere havadan para kazanma, kopya ile imtihan kazanma yolları öğretildi. Türk Halkının gelenekleri yok sayıldı. Okumanın bir değer olmadığı, okul bitirse de iş bulamayacağı, Abla ve Abilerce genç beyinlere pompalandı. Cahil bırakılan bir toplumu idare etmek kolaydı. Zaten “Şu okullar olmasa, Milli Eğitimi ne güzel idare ederdim” denmez miydi? Taşradan büyük şehire gelenlere, taşralı kalmaları öğütlendi. Onlar da kendi zor hayatlarını modern hayatın önüne koydular. Evrensel yaşam şartları, basit yaşam kültürüyle yer değiştirdi. Metropoller ele geçirilince, fethedilmemiş kale kalmayacaktı. Gençlerimize ve kıyıda köşede kalan, okuyan kesime bu yaşam içinde yer verilmedi. Kurnazlık ve okus-bokus hayatımıza hakim oldu. Modern olmanın aptallık sayıldığı, inançların çıkarlara alet edildiği, Müslümanlığın şekilciliğe dönüştüğü garip bir yaşam dayatılıyordu. Güzel Türkçemiz argolarla kirletildi. Kültürümüz yozlaştırılıyordu. Eleştirmeyi değil, övmeyi öğretiyorlardı. İki tane FETÖ/PDY mensubunun gizli tanıklığıyla, zindana atılıp, masum insanlar fişlenebiliyordu. Bilgi bankalarında adımıza özel bir yer ayırıp, olmadık zamanda karşınıza çıkartılıyorlardı. Yasalarla kazanılan haklar kadük olmuştu. Haklı olduğunu sanıp, Mahkemeye gidenler, baştan kaybediyorlardı. FETÖ’cüler, ”kanaat kullanıyorum” diye, ”kanaat önderinin” (kanaat önderi ne demekse!!!) hurafelerini ceza olarak uyguladılar. Tam bir orman kanunu yaşandı. Astılar, kestiler. Onlara hiç kimse haksızsınız diyemedi. Ülkemizin tamamı neredeyse böyle olmuştu. Şovenizm, insan kıyımı, adaletsizlik, canilik, ayırmacılık ve kayırmacılıkla, devleti ele geçiren FETÖ/PDY imamları, adalet kavramını ortadan kaldırdı. Çağdışı bir yaşam biçimi oluştu. İmtihanda FETÖ’nün doğum tarihi ve öğretileri soruldu. Salya sümük, mağdur rolü oynayanların, insanları nasıl mağdur ettikleri hafızalardan silinemez. FETÖ, Pensilvanya’dan ne buyurursa, komik bir şekilde aynen olmuyor muydu? Ali Cengiz Oyunu senelerdir sahnede kaldı. Yani FETÖ önce yönlendiriyor, sonra Hakim adlı memurlar, sanki kefilinizmiş gibi “Türk Milleti adına” diye kaderiniz hakkında karar veriyordu. Adaleti kendine göre yorumladılar. Katillerin rağbet gördüğü bir ortam yarattılar. 15 Temmuz’da 80 milyon vatandaşımız, onları bu kan denizinde boğdular. Tankların önüne yüreklerini koyan kahramanlar çıktı. Müslümanlıkta egoizm olamaz. ”Bize yapılan kötülüğü istemediğimiz gibi, başkasına da reva görmeyiz. ”Yapılan canilikleri görmezden gelmenin acımasızlık, acizlik, insafsızlık, aşağılık bir davranış olduğunu Türk toplumu bilir. Yapanların ilahi Adalet önünde hesap vereceklerine inanırız. Evlat acısı yaşatanların, hafif cezalarla ve şahsa özel çıkartılan torba yasalarla ortalıkta dolaşması, kahredici ve Türk Milleti adına utanç vericidir. Onlarında evlat acısı yaşamasını öyle isterim ki! Ülkemize Faşizmi, adı konmamış intikam savaşını, kayırmayı, haksızlığı ve Hukuksuzluğu reva görenlere, adalet şimdi lazım oldu. Kurumlar arasındaki dengeler yok edilmeye çalışılsa da, takiye ile zaptedilen kalelerin, gasp edilen keskin kılıçların, bir gün ehillerin eline geçeceğini düşünemedi gafil sürüsü. İmparatorlarda gelip geçmiştir. İnsana yapılan zulmü Allah bile affetmez. Peygamebermizin hadislerinde “Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmektir” buyurulmuştur. Kısas hakkının kullanılması Müslüman inancı gereğidir. İDAM CEZASI GERİ GELMELİDİR.

Yanan yüreklere FETÖ/PDY imamları benzin döktüler. Kutsal savunma hakkımız elimizden alındı. Adaletin olmadığı yerde Kaos olur. Başımıza gelecekleri görüp ,çalmadık kapı bırakmadık. Çığlıklarımıza kulak tıkayan FETÖ/PDY’nin Bakan’ı da vardı. Bildiklerini okudular. Türk Bayrağını, acılı anneyi ve kızımı Adalet Bakanlığı’nda çamurlarda sürükleyenleri İlahi Adalete havale ettik. ”Onların Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar” Onları Allah ıslah etsin. Bizden başka kimselerin, bir daha haksızlığa uğratılmasını istemeyiz...

15 Temmuz Şehitlerimizin ve Tüm Şehitlerimizin Mekanları Cennet olsun. Gazilerimiz huzur içinde yaşasınlar. Bu felaketlere göğsünü siper eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a uzun ömürler diliyorum.

FETÖ/PDY’nin Katlettiği Adaleti düzeltmek, zaten bir asırda bile mümkün olamayacaktır.

HAYAL ŞEHRİ ÜSKÜDAR ŞİMDİLERDE HÜZÜNLÜ

Üsküdar, Osmanlı döneminde, Eyüp ve Galata ile birlikte İstanbul’un üç yönetiminden biriydi. Tarih boyunca Üsküdar, önemli bir ulaşım noktasıydı. İlk dönemlerinden beri, yol oldu, kervan oldu. Üsküdarlı’ya maddi ve manevi değerler sundu. Bazen bir İmparatora, bazen bir Vezir-i Azam’a, bazen Başbakanlara ve Cumhurbaşkanımıza mekan oldu.

Şimdilerde ise Üsküdar hüzünlü bir görüntü sergiliyor. Esnafın çoğu iflas etti. Üsküdar’ın çağdaş insanları bilinmeyen bölgelerde yaşam savaşı veriyor.

İlçe, kaldıramayacağı ucuz marketlerle doldu. Hele biri var ki Üsküdar’a çok zarar verdi. Şehrin simgelerini yoketti. Pantoloncu Necdet’ler, gömlekçiler v.s. artık yoktur. Şehir kabuk değiştiremedi. İSPARK değnekçileriyle ilkel bir çağ görünümü alınca, ticari potansiyel bitti.

Bir de gereksiz değişen kaldırım taşları ve şekilsiz bordür döşenen ve bakımsız kalan taşlara takılıp düşenler yaralanıyorlar. Yolların, Üsküdar iskelesinden itibaren çirkin bir görünümü var. Geceleri oralardan geçilmiyor. Şimdi de trafiğe çözüm diye deniz üzerinden kazıklı yolla Harem’e transit geçiş yapılacakmış. İşte o zaman Üsküdar’ın ışıklarını da söndürseler iyi olur herhalde.

Hazerfan Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi!nden uçarak konduğu arazi, müze gibi korunması gerekirken, şimdilerde bir gruba inşaat alanı olarak tahsis edilmiş. Hakimiyet-i Milliye Caddesi iki taraflı olarak trafiği felç ediyor. Yetersiz olan katlı otopark yıkılınca, eski Üsküdar Belediyesinin arazisi İSPARK’a verildi. Hızla parka girmeye çalışan araçlar, Yayalara çapıyorlar. Bu işkence bitince yollar açılacak mı bilinmiyor. Açılamaz… Üsküdar’da yeni bir jenerasyon türetiliyor galiba. Marmaray projesi uzun sürünce Üsküdar’da ticaret ölme noktasına getirilmişti zaten. Büyük devlet projesi olan GAP’ın, 30 yılda ancak yüzde yirmisi bitirilebilmiştir. Marmaray ise 2003 yılında başlayıp, 2013 yılında bitirildi. Kirasını ve vergisini ödeyemeyen esnafa çare gösterilmedi. Asıl suçlular, yıkımlardan önce tedbir almayıp, buna cevaz veren planlayıcılardır.

Göstermelik uğraşlarla gündem değiştiriliyor. Demek ki “Ölen ölür kalan sağlar bize yeter” deniyor. Yani işimiz çok zor.

***

Marmaray geçiş projesi, 2.Abdülhamit Han tarafından da düşünülmüştü.

1900 yılında 2. Abdülhamit Han tarafından, Sarayburnu ile Salacak arasında yapılması düşünülen tünelin projesi

19. yüzyılda, Boğaz’ın Anadolu ve Rumeli yakasını birbirine bağlayan bir geçit yapılmak istenmişti. Frederik E.Storm, Sarayburnu ile Salacak arasında kurulacak bir tünelin planlarını yapmış ve Frank T. Lidman ve Hiliker’in projeyi geliştirmesi istenmişti. Büyük masrafa ve zamana ihtiyaç vardı. Denizden 16 sütun üzerine oturtulacaktı. Tünelde işleyecek araç, bir lokomotifin çektiği iki yolcu vagonu ile bir yük vagonu olacaktı. İmparatorluk içeride ve dışarıda sorunlarla uğraşınca, başlandığı halde bitirilememişti

Halkımıza çaresizlik yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Ekonomik ve siyasi tüm sorunlarımızı çözmek ve terörü ortadan kaldırmak Devletimiz yönetenlerin asıl görevidir. İktidar görevi verilmiş SEÇİMİŞLERİN yakınmaya veya kaçamak yapmaya hakkı yoktur. Sayın Yerel Yöneticilerimizin, kendilerini Zaafa düşürmek isteyenlere fırsat vermeden, aleyhe dönmesini önleyecek tedbirleri almasını öneririz.

KISSADAN HİSSE…

Haklı olmak her zaman çözüm olamaz. Bir de haklı olduğunuza inanacak insanlar gereklidir. Ondan sonra yapacağınız eylemler anlam kazanacaktır.

EKONOMİ…

Yükselme eğiliminde olan cari açık çok can yakıcı olacak. Bu sefer krizin daha kısa süreceğini ümit ederiz. Aman haaaa… her söyleyen ağaların dediğine kanıp da, toprağa veya altına bu hafta para yatırmayın. Bunlar sadece hedef şaşırtmaktır. Son pişmanlık fayda etmez. Teknolojik sistemlere veya yükselme trendinde olan dövize yatırım yapmanın tam zamanıdır.

Bundan sonraki ilk yazımda, FETÖ mensubu olmakla övünen,”Fitnullah’a söz söylediği için, evlat acısıyla yanan eşimin boğazını sıkıp, ”Hem ceza verdiren, hem de paramızı almakla” övünen önemli bir Siyasetçiyi belgeleriyle ifşa edeceğim.

GÜNÜN FIKRASI

Selam…

Öğrencinin biri Mısır’da Üniversite’de okuyormuş. Yazılılar bittikten sonra sömestr tatili olmuş. Arkadaşı Ali’ye; “Ben memlekete gidiyorum sen bana notlarımı iletirsin. Eğer bir zayıfım varsa Ali’nin selamı var, iki zayıfım varsa Muhammed’in selamı var, üç zayıfım varsa Muhammed Emin’in selamı var dersin” demiş.

Arkadaşı notlara baktıktan sonra aramış, baba çıkmış telefona… “Ali orada mı?” diye sormuş.

Babası “Yok” demiş.

O da not bırakmış;

-Ali geldiğinde söyleyin, ümmeti Muhammed’in selamı var!..

Sağlıklı ve helal kazançlı günler dilerim.

Saygılarımla

Sinan YALÇIN




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri