''Gazeteci-siyasetçi ilişkisi her zaman problemli olmuştur''

GAZETECİYE GÜVEN OLUR MU? GAZETECİYLE DOST OLUNUR MU? ''Adam kazandı'' tartışması bitmiyor..

Tarih:
  • Google
  • Pinterest
#

FİLİZ AKGÜN / CAFESİYASET

Gazeteci İsmail Küçükkaya'nın seçim gecesi Muharrem İnce'den gelen ''adam kazandı'' ibareli özel mesajını haberleştirmesinin üzerinden günler geçti fakat tartışması hala bitmedi..

++

Gazeteciler ikiye bölündü..

Niye bölündü..?

Bölünmeli-miydi ki..!

Haber değil-miydi..!

Sadece sohbet-miydi..!

Gazeteci-siyasetçi arasında sobet habere dönüşür-müydü..?

Sorular hiç bitmez..

Gazeteci-siyasetçi ilişkisi hep sorunlu olmuştur Usta Gazeteci Haluk Şahin’e göre..

++

Prof. Haluk Şahin’in dediği gibi; Herkesin gazetecilik yapma kapasitesine sahip olduğu dijital habercilik dönemi için çok yararlı bir tartışma bu. “Bu bilgiyi vermeli miyim ve verirsem nasıl vermeliyim ?” sorusu artık tüm yurttaşları ilgilendiriyor..

Doğru ilgilendiriyor, ilgilendirmeli..

++

 

''Gazeteciye güven olur mu- olmaz mı'' etik çengeline takılan bu soru gazeteciden gazeteciye değişir mi!

Bence değişir..

Güven olur mu tabi olur ama o güveni de biraz kaynak şekillendirir hele bu bir siyasetçiyse..

++

Günümüzde Twiiter’dan sınırlı ‘’karakterle’’yazanların gazeteci sayıldığı,

‘’Şöyle duydum, böyle konuşmuşlar’’ diye haber yapıldığı ortamda her gazetecinin habere bakışı, deneyimi, kimliği, kişiliği, kaynakla ilişkisi samimiyeti, siyasi görüşü, çalıştığı kurumun yayın politikasına uyup uymadığı (uymak zorunda da değil)  gibi etkenler haber malzemesini şekillendirir gündemi belirler veya es geçer..

++

Ben olsam ikinci mesaj atma gereği duyar sorardım, vereceği cavaba göre hareket ederdim.

Herkes ben değil tabi, ben de herkes değilim..

++

Çünkü o sırada o heyecanla atılan bir mesajın önünde ''of the record'' yani ''aramızda kalsın kapalı, haber yapma'' demeyi unutmuşsa kaynak, ona bunu hatırlatmak yine gazeteciye düşer-mi?

Dedim ya o anki ‘5N 1 K’ unsuru ve kaynakla takip mesafesi önemli..

Ben olsam ikinci mesajı atardım..

O benim ben İsmail değilim, İsmail de ben..

++
Gazeteci Haluk Şahin sayfasında bu konuya ilişkin iki paylaşım yaptı..

Şöyle bir satır arası geçmişti yazısında “Ancak kendi güvenceleri adına bir ikinci mesajla doğrulamaları daha doğru olurdu”

Sordum;

Şahin; ‘’Bir ikinci kanaldan ulaşım çabası... telefon,  Messenger, ikinci Whatsup vb vb... şimdi kanal çok’’ dedi..

Peki Hocam;  Sayın İnce’nin “yayınlama, of the record ” hatırlatması gerekiyor muydu? 
Veya
Küçükkkaya’nın “yayınlayabilir” miyim diye sorması mı?

Ona da;

‘’Kuralları kaynak belirler. Of the record gibi. Aksi takdirde engel yok demektir’’

Şahin’in yorumlarına katılan oldu katılmayan da..

++

Bazı eski gazeteciler ‘’İsmail haber yakaladı haber yaptı’’ derken bazısı’’ ülke meselesi hassas konu’’ üzerinden gördü, bazıları da  ‘’insanlar o mesajdan sonra sandıkları terketti, başlatmasın gazeteciliğe!’’ diye yazdı..

Muğlak bi durum..

++

Mesela ben;

Tanıyan siyasiler bilirler nezaketen de olsa izin isterim yok eğer çekincesi varsa  ''şöyle yazacağım, böyle kalem oynatacağım'' diyerek iknaya çalışırım hem kaynağı hem haberi haberi harcamamk için.. Hoş yine ‘’yaranamazsın’’ siyasetçiye o da ayrı yazı konusu.. Hakikaten sorunlu bi ilişkidir bizimkisi..!

Ha olmuyorsa bırakırım başka bir zaman başka daha önemli bir haberde işime yarar diye kaybetmemeye özen gösterir haberi hasır altı yaparım özelime kalır..

++

Ve..

Fakat..

Ama..

O gece önemli bir gece tüm nefeslerin tutulduğu bir an, gazeteciler, siyasiler herkes muhalefet adayının açıklamasını, seçim değerlendirmesini bekliyor..

Hatta Sayın erdoğan bile..

++

İşte tam burada başlıyor lanet olası o paradoks..

 

Birincisi; ülkenin kaderinin şekillendiği anda bu bir haberdir, Haber atlamalı-mı yoksa atlatılmalı-mıdır..!

İkincisi; evet yine bu bir ülke meselesidir kaynakta önemli bir seviyededir ikinci mesaja yönlenmeli-midir..?

Gazeteciler, iletişimciler gazeteci yetiştiren hocalarımız işte burada ikiye bölündü..

++

Kimine göre İsmail ''haber'' yaptı

Kimine göre İsmail ''doğru'' yapmadı..!

++

''Ben olsaydım''dan başlayalım mı;

1995'de Yeni Asır gazetesi'nde başladığım belediye muhabirliği sonrası Ege TV ''Ankara Gündemi'' adlı siyasi programlar yapıp yönettim dönemin bakanları, siyasileri ile dirsek temasındaydım..

Tanıyanlar bilir, ''Yazmayın, bu aramızda kalsın'' dedikleri çoğu  şeyi yazmadım..

Yazmadım da iyi mi yaptım..?

Bazen ''Keşke yazsaydım bak başkası duydu yazdı'' dediklerim olmadı mı oldu.

++

Bugün geriye baktığımda o insanlarla hala aramızda güvene dayalı mesafeli ilişkilerim olmuş, ne zaman arasam kaldığı yerden devam eder, telefonuma mutlaka geri dönerler..

++

İsmail Küçükkaya meselesine kendimden yakın ve somut bir örnek;

Karar gazetesi olayı..

Medyada da yer alan 'Projemizi sabote ettin'' başlıklı haberleri okuyanlar benim o günlerdeki üzüntümü anımsayacaklardır..

Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın da nikah şahidi olduğu bir iş adamının oğlunun düğüne giderken karşılaştığım ‘’Ve çok sevdiğim saydığım’’ gazeteci Yusuf Ziya Cömert'le sohbetimiz sırasında Mustafa Karaalioğlu ve Mehmet Ocaktan ile birlikte gazete çıkaracaklarını detaylı anlatmıştı.

Bugünkü Karar Gazetesidir o gazete..

Neyse;

Gazeteci refleksiyle yazmalıyım bunu dediğimde Cömert ''Hayır'' demiş ama Twitter'dan paylaşabileceğimi söyledi..Açık ve net ‘’Bu kadarını paylaşabilirsin peki’’ dedi..

++

Öyle de yaptım, sınırlı karakterle gazetenin bu üçlü tarafından çıkarılacağını yazdım.

Bide o günler de bu üç gazeteci oldukça gündemdi, herkes kovulan bu gazeteciler ne yapacak derdi..

++.

Ertesi sabah bir telefon Yusuf Ziya Cömert arıyor.. ''Halaydır inşallah'' dedim açtım..

Dediği ilk laf; ''Gazetemizi daha çıkmadan sabote ettin, bir sürü gazeteciyi ekmeğinden ettin''

++

Sabotaj lafı değil de ''Gazetecileri ekmeğinden ettin'' cümlesi beni bitirdi o an..

Çok üzüldüm gözlerim doldu..

Bir emekçi olarak iş umudu taşıyan meslektaşlarımın benim yüzünden işsiz kalmasından sorumlu tutulmuştum.

Ben..

Ben ki o işsizliğin ne demek olduğunu bilen ben..!

++

Telefonda da bir yandan anlatmaya çabalıyorum ''Ama sizden izin almıştım'' ..

Oysa ülke meselesi bile olmayacak bir haberi izinli yazdığım halde sabote etmekle suçlanmıştım..

++

Hani diyeceğim o ki;

Her gazetecinin başına gelir..

İsmail arkadaşımızda fazla heyecanlı bir gazeteci..

Fazla heyecan bazen başına dert açabiliyor..!

++

Olabilir, yeter ki ''haberci'' ol, GAZETECİ desinler..

''Kaypak, şantajcı, tetikçi, ''GİZLİ'' haber dosyası koltuğunda bir yerlere gelen, GYY yönetmenliğine giden yolda altına son model araba, tıfıl muhabirken üzerine villa yapan adamdı'' demesinler..

Yoksa Sayın Muharrem İnce gibi deneyimli siyasetçiler de bilir bu işi olgunlukla karşılar gider..

O da öyle yaptı zaten nezaketle de cevap verdi geçti..

++

İsmail Küçükkaya'nın da bu ilk kez gelmiyordur her halde başına..

Belki bu yüzden ''Kapatalım gitsin'' dedi..

++

Geçmişten bir hatırlatmayla da biz de kapatlım gitsin;

Küçükkaya’nın eski patronu yani Akşam Gazetesi'nin eski sahibi Mehmet Emin Karamehmet ile ilgili benzer bir olayda da böyle haber olmuş o olay da böyle tartışılmış..

++

İnternete ''Küçükkaya-Karamehmet'' yazdığınızda ayrıntılı okursunuz..

Ben okuduğumda aklımda kalan bir cümle var Küçükkaya'nın; ''Bence Mehmet Emin Bey bunları size yazılmak üzere söylememiş olabilir''

(https://odatv.com/ismail-kucukkaya-nasil-atlatildigina-mazeret-buldu-0506091200.html)

 

FİLİZ AKGÜN / CAFESİYASET




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri