"Gönlüm O'na çok kırgın"

Kazım KARABEKİR Paşa'nın büyük kızı Hayat KARABEKİR hanımefendi vefat etti...

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Allah rahmet eylesin...
Ama, ona olan kırgınlığım asla geçmeyecek.
Ben, en zor şartlarda ve en zor senelerde...
Benim yayınladıklarımın yüzde birini değil yayınlamak, söylemek dahi direk hapis cezasıyla karşılığını bulurken...
28 Şubat sonrası Çevik Bir'in baskısıyla mahkum edilmeme rağmen ki bunu şahitlerim yanında basın savcısı...
"Çevik Bir ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin hergün beni arayıp 'o adamı daha hapse attırmadınız mı' diye baskı kurdular bana" demişti. 
Bu süre içerisinde maddi ve manevi büyük sıkıntılar içerisine sokulmama rağmen...
Henüz yirmi üç yaşımda olmama rağmen ne korktum, ne de bir adım geri durdum.
Yetmedi... 
Sürgün misali, otuz yaşımda bu kitapları yayınladığım için 1997-98 yılında özellikle Güneydoğu'ya çatışmaların en yoğun olduğu bölgeye askere gönderildim...
'Git, çok sevdiğin Karabekir' in yarım bıraktığı işleri tamamla orada' diye yüzüme sert şekilde söyleyen o Akın binbaşıyı hiç unutmadım. 
Pançolarda koyun koyuna yattığımız beş can kardeşimin şehitliğine şahit oldum.
Komutanlarım şahittir ve bu sayfamda da hepsi arkadaşım olarak vardır, benim yazdıklarımı takip ederler ve okurlar söylediklerimi...
Yanlışım varsa ya da abarttığım bir şey müdahale etsinler. 
Askerliğime başladığım anda üst düzey büyüklerim devreye girerek, çatışma bölgesinin dışında olayım diye başka bir bölgeye çektirdiler beni...
Ama ben bunu kabul etmedim ve bölgede kaldım.
Şerefimle tezkeremi alıp, gururla vazifemi yerine getirerek döndüm gönderildiğim o bölgeden.
Hem de...
Meşhur paşa, İyi parti kurucularından Ali LAPANTA'nın kardeşi olan ve o dönem tabur komutanımız Mustafa LAPANTA'yı da, yaptığı bir şerefsizlikten askeri mahkemeye çıkarttırıp mahkum ettirerek.
Emrindeki subay, astsubay ve askerin duasını alarak.
Yine yılmamıştım, yine sinmemiştim ve yine koyun olmamıştım. 
Bu yaşadıklarım sadece bir iki örnek...
Otuz yedi cilt halinde KARABEKİR Paşa'nın kitaplarını yayınladım diye tüm bu yaşadıklarım...
Neredeyse bir terörist hakkında bile, benim hakkımda açılan dava kadar dava açılmamıştır bu ülkede.
Ben, yıllarca korkudan yayınlanamayan o kitapları yayınlamanın bedelini çok ağır şekilde ödedim.
Yayınladığım için de bugün, bir şeref madalyası gibi bunun gururunu yaşıyorum.
Ve bugün benim o 1992-2002 yılları arasındaki mücadelemin kıymeti daha yeni anlaşıldı.
Yine bugün...
O gün korkudan o kitaplarımı raflara çıkarmayıp tezgah altından satanlar ve alıp da kimseye duyurmayıp evlerinin en dip köşelerinde saklayanlar...
Bugün, o kitapların sayesinde tarihçi, yazar, bilge adam olup o emeklerimin sefasını sürmektedirler.
Üzüldüğüm...
Bir iki tarihçi hariç benim emeğimi ve cesaretimi görmemezlikten gelip herşeyi kendilerine maletme derdindeler.
Bunun en başlıcası da o ukala, kendini beğenmiş, kendisinden başka bilen olmayan, her şeyi yapan ve duyuran büyük adam havasındaki Murat BARDAKÇI denilen vatandaştır.
Kitapların yayınlanması iznini bana veren...
Ve, o kitapları Paşa'nın arşivinden çıkartarak...
Sadece bir yayıncı olarak değil, kitapların yazarı gibi  birlikte geceli gündüzlü çalışarak hazırladığımız...
Karabekir Paşa'nın tanıştığımda vefat etmiş olan kızı Emel hanımın eşi rahmetli Faruk Özerengin beyefendidir.
Faruk beyden sonra da bana en büyük desteği, Karabekir Paşa'nın küçük kızı Timsal hanım ve Faruk beyin kızı Gülten hanım vermiştir.
Ama...
Ama, Karabekir Paşa'nın büyük kızı Hayat hanım...
Faruk beyin vefatından sonra aile ile yaptığımız toplantıda beni söyledikleriyle çok şaşırttı...
Bana büyük tepki gösterdi ki, kitapları yayınladığım 1992 yılından 2001 yılına kadar Karabekir ailesinin neredeyse tamamını tanımış olmama rağmen...
Hayat hanımı hiç görmemiştim. 
Faruk bey, 2002 yılında vefat edince karşıma çıktı ve beni şok eden sözler söyledi.
Bu sözleri KARABEKİR Paşa'nın küçük kızı Timsal hanımın yanında...
Hem de, Faruk beyin kızı Gülten hanımın ve hem de annesi gibi beni eleştirme, tepki gösterme nezaketsizliğini gösteren, beni sorgulamaya kalkan kendi kızının yanında...
"Sen bu kitapları, özellikle Karabekir'den nutka cevaplar kitabını kime sordun da yayınladın.
Ben korkumdan geceleri uyku uyuyamadım"...
Kendilerine de gerekli cevapları verdim o toplantıda ama, o gün benim için çok şey bitti ve değişti.
Ben, Karabekir Paşa'nın ne akrabasıyım ve ne de oğlu...
Ve, henüz yirmili yaşlarda genç bir yayıncı olarak, her türlü zorluğa rağmen yayınlamaktan korkmamıştım o kitapları.
Yayınladığım o kitaplarla okullarda okutulan ve doğru bildiğimiz çok şeyin yalan ve yanlış olduğunu kanıtlamıştım belgeleriyle... 
Benim bastığım kitapların da yine Hayat hanımın baskısıyla aile yayınını durdurttu.
Karar sonrası Paşa'nın küçük kızı Timsal hanıma telefon edip...
'Neden Timsal hanım' diye sorduğumda...
'Sami bey sizin uğraşınızı en iyi ben bilirim.
Bişey sormayın. Sadece şunu bilin ki ben ve Gülten sizin devam etmeniz konusunda çok dirensek de ablamı kıramadık' demişti.
Vefat etmiş bir kişi aleyhinde konuştuğumu düşünen varsa da...
Timsal hanım da, Gülten hanım da hayatta...
Gidip sorabilirler.
Bu anlattığımı şahsi bir olay olarak değerlendirmesin kimse...
Tarihe bir not olarak düşülmesi gerektiğini düşündüğüm için paylaşıyorum.
Bazı gerçeklerin bilinmesi için söylüyorum. 
Faruk bey bana, 'yayınlanması gereken kitapları sen yayınladın.
Kalanları yayınlanmasa da olur" dediği o 'yayınlanmasa da olur' dediği notları yayınlattılar 2002 sonrası.
Neticede... 
Yine Timsal hanım da dahil bazı şahitlerimi yanında rahmetle andığım Faruk bey bir iki sefer bana...
‘Ondan uzak dur. Ben öldükten sonra kızım ve Timsal ile bu yola devam et’ derken...
Bu söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu Faruk beyin vefatından sonra anlamıştım.
Benim kalbim rahmetli Hayat hanımefendiye çok kırgın.
Bu, vefat etmiş olsa da hiç değişmeyecek.
Ama...
2019 ocak ayı itibariyle yeniden yayınına başlayacağım o 2002 den beri basılmayan kitapların yeniden yayınlanmış halini görmesini de çok isterdim.
Mevladan rahmet diliyorum.
SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET



HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri