HİÇ

İçten içe nefret eden bir insan nefretini dışa vuramama gibi cesaretsizliğinin, basiretsizliğinin arkasına sığınacağı bir bahane yaratmak isterken, şirk, riya ve ilmi siyaset gibi insan onuruna yakışmayan cümlelerin arkasına sığınıp, görünürde dost, görünmezde düşmandan daha düşman olan tarifi mümkün olmayan bir varlık halinin almışlığına biz ya iblis ya da şeytan diyerek geçip gidiyoruz.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

İblislik ve Şeytanlık bireysellikten toplumsallığa dönüşürse, Toplumsallıktan, Devlet yönetimine sirayet ederse, Ülkelerde ve Dünyada ne huzur kalır nede barış.Bu değerlerin yok olmasında insanlık hiç olur.

 

Dünya barışçıl yaşamından rahatsız olan emperyalizm her ne şartlarda olursa olsun, Ulus kavramı gözetmeksizin her ulusta bir huzursuzluk yaratmanın senaryolarını ardı arkası kesilmeden sahneye koyarak kendine yaşamsal alan yaratmanın ustalığı içerisinden yaşam iksirinin kaynağını kurutmaya hiç mi hiç niyetli olmadı.

 

Barışı huzuru temin etmek için çaba sarf eden Devletleri de hedef tahtasına koymayı ihmal etmeyerek gerek iç huzursuzlukta gerekse Dış huzursuzlukta o ülkenin yönetimini baskı altına alma girişimlerinin baskısını artırmak için, Ekonomik baskı uygulama seçeneği ile, insanlar üzerinde psikolojik etki yaratarak, İnsan hafızasındaki yapılan bütün iyiliklerin ve güzelliklerin algısallığını silmektedir.

 

Zira İnsanoğlu gözü doymayan gerektiğinde vicdan ve ahlakı hiçe sayan bir nesnel canlının örneği olmaktan kendini imtina etmekten geri kalmaması için akıl ve mantığın yanında Dünyada faniliğinin hiç liğini bile görmekten aciz bir haldedir.

 

Bu acziyet bazı durumlarda bir devletin yönetimsel ilkesi olabildiği gibi, Dış politika stratejilerini de,acizyetlik ilkesi ile görünürde güçlülük imajıyla süsleme sanatını kullanarak gizleme gibi beceriyle donatır.

 

Tarihi süreçte paronaya halinin almışlığının durumsallığı içinde olan kendinden başka yaşam alanına tahammül etme cesaretinden yoksun olan Ekonomik ve Teknolojik alanda güçlü olmanın erkini elinde bulunduran Devletlerin tahammülsüzlüğü İnsanlık adına, Çağdaş Dünya adına, barış adına, günümüzde utanç seviyesine ulaşmıştır.

Öte yandan Tarih boyunca, İnsanlık dersi veren, çağ açan, çağ kapayan, Mevlana, Yunus gibi değerlerle manevi zenginliğin simgeselliği olan, Tarihte Düşmanlarına karşı onurlu davranan, Liderlerinin Tarih ve İnsanlık dersi verdiği Aziz Türk Milletine karşı hasma ne tutumlarından bir türlü vaz geçmediler.

Ve de geçmeyeceklerinin belirtileri günümüz yüzyılında da son şiddeti ile devam etmesinin öncülüğünde yarışır durumdadırlar.

Bu tür Devletler hala Dünyada kendilerini, barışın ve demokrasinin savunuculuğunun temsilcileri olduklarının iddiasına şaşmamak mümkün değil.

 

Türk Milletine karşı hasma ne tutumundan bir türlü vaaz geçmeyi düşünmeyen, Avrupa, ve bu coğrafyada varlığının hazımsızlığına yenik düşen bazı megalo ideallerle birlikte aslı astarı olmayan soy kırımı safsatalığının arkasına sığınan kin ve nefret tohumlarını nesilden nesile aktarmayı idealleştiren bazı ülkelerin yöneticileri kendi iç siyasal erklerinin devamı için dinsel farklılığının arkasına da sığınarak, günümüzde Teknolojik üstünlüğünü elinde tutan ABD gibi bir Devleti kilometrelerce öteden bile, lobicilik faaliyetleriyle etki ve baskı altına alma becerisini göstermektedirler.

Her geçen yıllarda, ABD yönetiminin stratejik hatalar yapmasına sebep olmanın ustalığında bayram etme hevesine kapılmışlardır.

ABD nin beyinsel tutukluğu Ortadoğu ve Adriyetikten, Çinseddine kadar uzanan bir coğrafyada Türkiyesiz olamayacağının düşünsel hiçliğini yaşamanın gerçekçiliğini görememekten dolayı, senelerce görünürde strateji ortaklık süsü vererek, içinde ise şeytani düşünce ile riyakârlıklarla dolu senaryolarla bugün Suriye, Irak gibi ülkelerin parçalanmasının vebalinin taşımaktan gururlanır durumdadır.

 

İnsanlık Tarihinden beri varlığı ile İnsanlığın öncüsü, Medeniyetin kurucusu, İnançların garantörü olan bir Milleti bırak, stratejik ortaklık diye terör örgütleriyle kol kola omuz omuza Türk Milletine karşı kumpas senaryoları kurmanın mantığının mantıksızlığı içerisinde akıl tutulmasını ne kadar daha yaşayacaktır.

Avrupa ve Amerika özellikle İsrail, bir an önce Ortadoğu’da ve Türkiye üzerindeki hasma ne tutumundan vazgeçerek, bölgede barış ve huzurun sağlanması açmasından, Türkiyenin üstünlüğünü kabul etmelidirler.

Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, istikrarı hem Amerika’nın yararına hem İsrail’in hem de Avrupa’nın yararınadır.

Amerika ve Avrupa Türkiye üzerindeki yanlış strateji hesaplarından vaaz geçmelidir. Samimi dost olmalılar.

Sözün özü Dünya barış için vardır. Barış, sevgi, hoş görü, İnsanlık Tarihi yararınadır.

Ne Türkiyesiz bir barış Dünyası olur. Nede barışsız Dünya olur..

Tarihin realitesine aykırı davrananlar ise yine İnsanlık Tarihinde kocaman bir Hiç olur.

 

Neşat YALÇIN / CAFESİYASET

nesatyalcin@gmail.com

 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri