İnsan soruyor, kimin malına, kimin tapusunu vereceksin

Türkiye’de bir zamanlar çeşitli imkansızlıklar ve yokluklar olmasına karşı herkes öğle veya mutluydu. İnsanlar doğup büyüdükleri yerlerine bağlı ama öğle ama böyle zor şartlarla kendi doğdukları köylerde veya ilçe, illerinde mutlu bir şekilde yaşayıp gidiyorlardı.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Baba Toprağı, Baba ocağı değerek 1980 yıllarına kadar Baba ocağını tüttürme gibi manevi bağlılığıyla sahiplenmişti.

 Sahip olduğu yerine ve yurduna zaman geldi sahiplenme yerine 

1980 yılından sonra durum tersine döndü insanlar büyük kentlere göç etmeye başladılar.

O dönemlerde yaşanan siyasi iktidarsızlıklar, siyasi çekişmeler, Ülkeyi yönetenler ülke kalkınmasını unutmuş kendi siyasi geleceklerini düşünme endişesini taşıyarak siyasi egolarıyla hareket eder duruma geldiler. Belki bilinçli belki de farkına varmadan Ülkenin geleceğinin emperyalizmin kucağına iteleme zeminini hazırladıklarının farkına yaşanan siyasi istikrarsızlıklardan önlem almada bir çaba sarf etmediler.

 

Yığınlar halinde yaşanan göçler, başata Ankara, Bursa, İzmir, İstanbul gibi büyük kentlere akın edercesine göç hareketinin istilası ve işgaliyesine uğrayan bugünkü talihsiz kentlerimizden birkaçı oldu.

Siyasi çıkarların ön planda olduğu, vatanın birliğinden, dirliğinden çok rantçıların ve koltuk sevdalısı siyasilerin varlığı, yığınlar halinde göç eden Doğu ve Güneydoğu halkının ata topraklarını terk etmelerine ses çıkarmadılar.

Aksine göç edenler büyük kentlerde bin bir zorluklarla karşı karşıya kaldılar. Yaşama tutunma ve Kent yaşamının getirdiği zorluklarla mücadele etme başarısıyla eşini ve dostunu da göç etmeye vesile olarak. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan,’’Dur yolcu. Bastığın Toprak Binlerce Şehidin Yattığı Yerdir’ Özdeyişine nispet yaparcasına kentlerin dağı, taşı, işgal edilerek gecekondu yapılanmasını ortaya çıkartırken, ne yazık ki o dönemin siyasileri sanki Babalarının bağından üzüm bağışlar gibi Devletin hazine varlıklarının talanına ses çıkarmayıp aksine oy devşirme alanları olarak görüp her seçimde sizlere tapu vereceğiz gibi Ülkenin geleceğinin yıkımına ve bugünkü durumuna gelmesine ortam hazırladılar.

Hiçbir ülkede yaşanmayan Devletin hazine toprakları zaman içinde örgütlerin eline geçerek büyük şehirlerde kurtarılmış mahalleler yaratıldı. Devletin güçleri bu Kurtarılmış mahallere girmekte çekinir hatta korkar oldular.

 

Güvenlik güçlerimize karşı halkı çoluk çocuğu kışkırtarak kendilerine kalkan yaparlarken bir yandan da ceplerini Devletin hazine arazisinin parselasyon paralarıyla doldurup ya Avrupa’da veya kentlerin en güzide yerlerinde villa, malikane sahibi olurken, Devletle halkı karşı karşıya bırakıp, sorunların büyüyerek bugüne gelmesinin müsebbibi oldular.

 Devletin arazilerini haksız yere işgal edenlerden ise hesap soran olmadı.

Güzelim Ülkede gece kondu kültürünün doğmasına neden olurlarken gecekondu mimari yapılaşmasını, inşaat sektörünün literatürüne katarak çarpık yapılaşmaya sebep oldular. Talan edilen Devletin ve Tüyü bitmemiş yetimlerin, şehadet şerbeti içen şehitlerimizin, gasp edilen namuslu vatandaşlarımızın haklarıyla, gece kondu ağaları meydana geldi.

 Sonrada her dönem mağduriyetlerini örgütlü bir şekilde ön plana çıkarıp, sosyal bir yaraya dönüştüren gecekondu ağaları çoluğu ile çocuğu ile kamuoyunda mağduriyet eylemleri yaratıp imarsız iskansız gasp ettiği Devlet arazisindeki yerlerinin mülkiyet hakkını almak için oy verme kozunu her seçim öne sürdüler.

 Yıkım ekipleri geldiğinde de taşlı sopalı saldırılarla gasp ettiği veya gasp edenlerden satın aldığı Devlet arazisinde hak sahibi olmanın iddiasıyla Devletin güvenlik güçlerine karşı taşlı sopalı, kadınlı, çocuklu saldırıya geçtiler.

 

Devletin arazilerine plansız, iskansız, imarsız 8,10 kat binalar yapılarak apartman ağalığının yanında arsa zengini, emlak zengini bir kitle bu günlere kadar gelebildi.

Şimdi yıkılan binalarına Devletten destek beklentisi içerisinde olurken Devletin verdiği hakka da razı olmama gibi üstünlük taslamaktadırlar.

Yahu zaten sen devletin arazisine tüyü bitmemiş yetimlerin, şehitlerimizin yerini, ama öğle ama böyle işgal etmişsin, çarpık bir 8 10 kat bina dikmişsin, şimdi kentsel dönüşümde yok efendim benim 10 dairem var 10 tane daire isterim gibi uyanıklıklar içerisinde kralcıdan kral olmaya devam ediyorsun.

Geçmişin siyasilerinin yapmış olduğu hataların ceremesini bugünün hükümeti çekmektedir.

Geçmişteki siyasilerin ve yerel yöneticilerinin yapmış olduğu hataları halen daha oy düşüncesi içerisinde olan siyasi yerel yöneticiler var.

Proje üretmeyip, eski alışkanlıkları devam ettirmeye çalışan yerel yöneticilere hayret ederken,

İnsan soruyor kimin malına, kimin tapusunu vereceksin, bu tapuları verirken veya vereceğini söylerken, tüyü bitmemiş yetim hakkının ve Binlerce namuslu vatandaşın hakkının vebalinden nasıl kurtulabileceğini hiç düşünemez misin?

 Bugün bugündür mantığı içerisinde kısa hesap yapan siyasi yerel yöneticiler, bugün ne sizin ne bizim, bugün de yarın da, Yüce Allah’ın huzurunda verilecek hesap anıdır.

Bugün de yarın da kul ve yetim hakkının sahibi olan, Devlet hakkının hesabını, Yüce yaratana verilmesinin geleceği gündür.

 

Neşat YALÇIN / CAFESİYASET

nesatyalcin@gmail.com




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri