Kara Propaganda ve Felaket Tellalları

Türkiye 24.Haziran.2018 Tarihinde, Çok önemli Tarihi bir kararla halk oylamasının neticesinde %53 e varan seçmenin tercihi ile parlamenter sistemden, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Diğer bir değişle Başkanlık sistemine geçiş yaparak demokrasiye bağlılığının yanında küreselleşen dünya düzeninde 81 milyon nüfusuyla gerek yüz ölçümü gerekse sosyolojik gelişmelerle her alanda kıskanç altına alınmış ülkenin Bekasına göz diken emperyalizmin yarattığı tehditlere karşı koyabilecek istikrarlı yönetilme özlemi kararlılığını Başkanlık sistemine geçerek göstermiş oldu.
Türk Milletinin tarihi geçmişi mücadelelerle geçen bir zaman diliminde yer alan coğrafyada büyük çoğunlukla yazıldı.,
Selçukludan, Osmanlıya, Osmanlıdan, Cumhuriyet’e varan süreçte rahat yüzü görmedi. Tarihe bakıldığı zaman Türkler cephede vatan savunması için savaşırken içerde ortak yaşama alanı içerisinde saygı ve hoş görü sınırları dâhilinde, ümmet duygusunun yüklediği sorumlulukla kucak açtığı etnik azınlıklara başka ulusların vermediği, tanımadığı imkânları tanımasına rağmen, sinesinden darbe yiyen bir millet olmasının talihsizliğini yaşamış, yaşamaktadır.
 Bütün olumsuz gelişmelere karşın bile yönetimlerin azınlıklara tanıdığı imtiyazları insani açıdan ele almış, kendisinin yaşam standardının altında yaşamını sürdürmesine bile özveri içerisinde her zaman razı olmuştur. Bugüne baktığımız da bile bu özveri tutum ve davranış hallerinin devam ede geldiğini görürüz. Azınlıklar gerek Selçuklu gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nde, eğitimde, sağlıkta, ticarette ekonominin her alanındaki desteklerden fazlasıyla yararlandırılmışlardır. Bütün bunlara karşın bu coğrafya, bu millet rahat yüzü görmemiştir. Görmesi için güçlü devlet olması gerektiğinin bilinciyle, tek vatan, tek bayrak, tek dil, tek devlet ülküsünü şiar edinmeli gelecek kuşaklara taşımalıdır.
 
Bu arada Selçuklulardan tutun, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine kadar, ajanların, örgütleri organize ettiği isyanlarla, bir anlamda güç ve iktidar uğruna kardeşi kardeşe kırdırmış, Padişahları, Nazırları, astırmış, Padişahları tahta çıkartmış ama ülkenin kaymağını kendileri ve kendi adamlarının elinden kaybettirmemişlerdir.
Entrikalar la dolu bir dünya tarihi ve entrikaların gölgesinde yönetilen ülkelerden en önemlisi özellikle Osmanlı İmparatorluğu. Koca imparatorluk, batıya karşı siyasi gücünü kaybedince, yabancıların elinde bulunan ekonomik üstünlüğün silahıyla da saldırısını yaparak işi kapitülasyonlara kadar getirmişlerdir.
 
Siyasi ve ekonomik, gücü eline geçiren batı, Osmanlı imparatorluğunun yönetimi altında bulunan balkanlardaki ve orta doğudaki bölge halkını satın alarak isyanlar çıkartmış, bu yetmezmiş gibi Anadolu’yu parselleme girişimi planlarını uygulayarak bir devleti ve bir milleti yok etme sevdasının hayallerini kurmuştur.
 Batının bu işgal hayalinden ikinci yenileşme hareketini gerçekleştiren Türk Milleti Cumhuriyet sistemine geçiş yaparak milli birliği ve bütünlüğü çağın gerektirdiği şartlarda birleştirici yönetim anlayışıyla parlamenter sistemin işleyişini yeniden ihdas ederek farklı etnik kökenleri birleştirici ortak ülkü etrafında toplayarak adeta küllerinden yeniden doğmasını becermiş olmasına rağmen emperyalizmin halen daha anlamsız korkulu rüyası durumundan bir türlü kendini rahata eriştirememenin sancısı içerisindedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığından rahatsız olan güçler, darbe ve darbe girişimlerine Türkiye’de iç istikrarı yok ederek durmaksızın hem siyasi krizlerin hem ekonomik krizlerin, hemde terör olaylarının zeminini hazırlayarak, demokrasiyi zaman zaman kesintiye uğratarak, hükümetlerin yıkılmasına neden olmuşlardır. Yıkılan her hükümet istikrarsızlığı, kurulan her hükümet güvensizliği, her güvensizlik kargaşa ve anarşiyi, her anarşi terörizmin palazlanmasına neden olmuş, adeta devletin parlamenter sisteminin kilitlenmesinin can damarının suyu olmuş ve ülkenin kalkınmasına içerdeki işbirlikçilerin desteğiyle engel olmuşlardır.
 
İstikrarsızlıktan faydalanan emperyalist zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin elini kolunu bağlayarak kalkınma hamlesine engel olmuştur. Son darbe girişimiyle de bekasını tehdit eder duruma getirmişlerdir. Mecliste birlik ve bütünlüğü sağlayamayan siyasi zihniyetlerin bazıları adeta ülkenin bölünüp parçalanmasına yönelik tutum davranışında girişilen hareketlere karşı sempatili yaklaşıma girerken kamuoyuna sorunun tek adam ,diktatör söylemleri ile hem yurt içinden etnik kimlik üzerinden, hem de yurt dışından dış güçlerle işbirliği içinde hareketlerinin görüntüsünün kılıfına bürünerek,Selçukludan,Osmanlıya,Osmanlıdan ,Cumhuriyete kadar uzanan  Devlet mekanizmasıyla çatışır durumdan kendilerini alıkoyamamışlardır.
Bugün dahi Türk Devletinin devamlılığından duyduklarının rahatsızlıklarını kamufle etmelerinin strateji yansımalarının yol haritasına yaslandırdıkları kılıf, Cumhuriyetin yıkılacağı yaygarasını kopararak, Atatürkçülük kimliği altında karşı koyma hamlesine Milletten destek arayışı umudunda olmalarıdır.
Sağ duyulu seçmen muhalefet samimiyetsizliğini görerek sandığa büyük bir çoğunluk katılımıyla iştirak edip, sandıkta Başkanlık sistemine geçtiğinin kararını vererek Cumhuriyetin ve Türk Devletinin ilelebet payidar kalacağının kararını vermiş oldu.
 
Dünyada değişen siyasi ve ekonomik konjonktürlerin rüzgarları bunun yanında içte tıkanan yürütme, zaman zaman işlevsiz hale getirilen parlamento, kurulamayan hükümetler, siyasi pazarlıklar seçilenlerin rant peşinde koşmaları, hantallaşan bürokrasi ve daha birçok nedenler Türk Milet’in de parlamenter sistemden kurtuluşun, istikrar ve gelişimimin sürekli yolu düşüncelerinde, Başkanlık sistemine geçişte olacağının kanaati, hasıl oldu. Şimdi yönetim kara propagandaların, felaket tellallarının önünü kesecek açıklamalar kamuoyuna yaparak rejim değişikliği olmadığının, sistemsel bir değişim olduğunu, Türk Devletinin temel değerlerinin ilelebet payidar kalacağını sık sık dile getirmeleri sanırım kamuoyunu da rahatlatacaktır.  Neticede ‘’İt ürür, Kervan Yürür.’’
Neşat YALÇIN / CAFESİYASET



HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri