Kemalettin Tuğcu'dan "Momo"ya nasıl geldik?

"Momo" bir çok kişinin sosyal medya hesaplarından dünyaya yayıldı. Büyük gözleri, uzun saçları, kuş bacaklı korkunç yüzlü bir kadın figürünü andıran "Momo", Japonya'daki Vanilla Müzesi'nde 2016 yılında sergilenen "kuş kadın heykeli"nden esinlendiği tahmin ediliyor. Karakterinin yönlendirme ve tehditlerin kurbanı ise Arjantin'in başkenti Buenos Aires yakınlarında ölü bulunan 12 yaşındaki genç bir kız. 12 yaşındaki genç kızın "Momo "oyanadığı ölüme giden her faaliyeti kaydettiği belirtiliyor.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Merhaba sevgili okurlar...
Birçok insanın ölümünden sorumlu olan "Mavi Balina" oyunun ardından şimdi de "Momo" adlı oyuna karşı anne ve babalar neredeyse teyyakkuz halinde. Küçük çocukları hedef alan bu oyunun çıkış noktası Latin Amerika. Oyun ile kullanıcıların akıllı telefonlardaki kişisel verilerin gizliliği tehlikeye girerken, yine oyun sayesinde  kişisel verileri çalarak internet ortamında yaymakla tehdit ettiği ve insanlardan zorla para elde ettiği biliniyor.  Ancak oyunun hedef kitlesi gözümüzden sakındığımız çocuklarımız. Oyunun yaratıcıları kişisel verilerle tehditle elde etmek istediği bilgilere, çocuklar sayesinde ulaşıyor. Anne ve Babalarının telefon ve tabletlerini kullanan çocuklara yaptığı yönlendirmeler ve tehditlerle  hiç düşünmek bile istemediğimiz sonuçlara yani ÖLÜMLE sonuçlanıyor. 

 

 

Çirkin karakter
"Momo" bir çok kişinin sosyal medya hesaplarından dünyaya yayıldı. Büyük gözleri, uzun saçları, kuş bacaklı korkunç yüzlü bir kadın figürünü andıran "Momo", Japonya'daki Vanilla Müzesi'nde 2016 yılında sergilenen "kuş kadın heykeli"nden esinlendiği tahmin ediliyor.  Karakterinin yönlendirme ve tehditlerin kurbanı ise Arjantin'in başkenti Buenos Aires yakınlarında ölü bulunan 12 yaşındaki genç bir kız. 12 yaşındaki genç kızın  "Momo "oyanadığı ölüme giden her faaliyeti kaydettiği belirtiliyor. 

Kemalettin Tuğcu'dan "Momo"ya nasıl geldik?
Türk basın tarihinin en verimli yazarlarından biridir Kemalettin Tuğcu. Bir çoğumuz onun kitapları ile büyüdük. Tuğcu'nun kaleme aldığı 312 kitabında cinayet, işkence, tecavüz şiddet içeren hiç bir unsur yok. Ancak ve ancak  gaddar üvey baba yada kötü ruhlu anneleri bulabiliriz.  Kemalettin Tuğcu'nun eserleri ile göz yaşı döktüğümüz bir dünyadan, dijital dünyada göz yaşı döker hale nasıl geldik?

Benim de yakın arkadaşım olan Adli Bilişim uzmanı Mustafa Sansar ile bu konuları sizler için görüştük. 
 
-Merhaba Mustafa nasılsın ? Televizyon ve gazetelere bilişim dunyasi ile ilgili yapılan haberlerden dolayı seni tanıyoruz. Benim de yakın bir arkadaşımsın. Tanımayanlar için kendini bize  çok kısa tanıtır mısın ?
Manisa doğumluyum. Yüzüncü Yıl Bilgisayar Üniversitesi bilgisayar porgramcılığını bitirdim. Ardından Polis Akademisi Nazilli Meslekyüksek okulunda 2 yıl eğitim aldıktan sonra İstanbul 'da Bilişim Polisi olarak göreve başladım. O zaman ki adıyla Bilişim Suçları ile Mücadele Şube Müdürlüğü / şimdi ki adıyla Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde çeşitli departlamnlarında görev aldıktan sonra kendi isteğimle istifa ederek özel sektöre geçtim. Bu arada Bilgi Üniversitesinde Bilişim ve Teknoloji Hukuku bölümünde tezli Master programından mezun oldum. Sabancı Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesinde Siber Güvenlik, Adli Bilişim ve Bilişim Hukuku alanlarında master öğrencilerine  öğretim görevlisi olarak dersler veriyorum.  Şuan ayrıca 2014 yılında hizmete giren Türkiyenin özel sektörde en gelişmiş ve en kalabalık Adli Bilişim Uzmanı na sahip Fordefence Adli Bilişim laboratuvar'ında kurucu ortak ve Genel Müdür olarak görev yapıyorum. 

Uzun yıllardır bilişim dünyası ile ilgili hem özel sektörde, hemde polis olarak çalıştın ve görev yaptın tam olarak yaptığın işi bize anlatırmısın?
Evet polis olarak ta bilişim suçları / siber suçlar alanında Türkiye de bir çok operasyonda görev aldım. Ardından yukarıda da belirttiğim gibi Fordefence Adli Bilişim Laboratuvarı nı kurduk. Bu laboratuvar Türkiye de alanında en iyi adli bilişim uzmanlarından oluşuyor. Fordefence Adli Bilişim laboratuvar'ı ağırlıklı olarak adli vakalarda ki dijital delilllerin incelenmesi işlemi ( örneğin bir cinayet davasında görüntü netleştirilmesi, bir ses kaydı karşılaştırması, bir dolandırıcılıkta bilgisayar incelemesi yada bir boşanma davasında silinen whatsapp / instagram/facebook vb kayıtlarının çözümü) yaparak Uzman Görüşü-bilimsel mütaala hizmeti vermektedir. Bununla beraber siber güvenlik alanında sızma testi hizmeti, veri kurtarma gibi alanlarda da müşterilerine hizmet vermektedir.

-İnternet ve bilişim çağında yaşıyoruz. Bununla ilgili çok ciddi tehlikeler var. Klasik bir soru olacak ama ne yapmamiz gerekiyor ?
Öncelikli olarak FARKINDA olmamız gerekiyor. Teknoloji çağındayız. Her türlü alanda teknolojik gelişmeler var. Evet bunları biliyoruz. Örneğin her evde internet, cep telefonları son model, araçlarda teknolojik her türlü özellik. Bunlar bizler için belki de bundan 20-30 sene önce hayaldi. Ancak televizyondaki filmlerde izlediğimiz olaylardı. Fakat bunları kullanmak bize çok faydalı şeyler kazandırdığı gibi bir anda bizim tüm hayatımızı olumsuz olarak değiştirecek bir durumda ortaya koyabilir. Örneğin evimizdeki modemimizin güenliğini sağlamazsak internetimize giren kötü niyetli kişiler suç işleyebilirler ve suç araştırıldığında kimin interneti kullanıldı diye bakıldığında bizim internetimiz tespit edilecek biz hiç işlemediğimiz bir suçtan dolayı suçlu olarak hakim karşısına çıkabiliriz. Yada son dönemde FETÖ terör örgütü ile ilgili olarak kamuoyuna yansıyan "morbeyin" vakasında olduğu gibi bilmediğimiz güvenmediğimiz uygulamaları telefona indirdiğimizde bir Terör Örgütü Mensubu olarak suçlanabiliriz. Hatta tutuklanıp hapse atılabiliriz.  İşte bu tür bir durum ile karşılamak istemiyorsak hangi teknolojiyi kullanırsak kullananlım mutlaka farkında olarak bunların tedirini güvenliğini önlemini alarak kullanmamız gerekiyor. Unutmayalım ki bilmediğiniz şeyi yönetemezsiniz yönetemediğiniz şeyden de zarar görürsünüz ! 

 

-Peki bu son zamanlarda anne babalarin korkulu rüyasi haline gelen "Momo" diye bir şey var, nedir bu?
Momo denilen esasen bir siber zorbalık. Sosyal medya kanallarından veya whatsapp gibi chat programları aracılığı ile yayılan oyun size bazı bildirimlerde bulunarak örneğin bu bildirimler bıçak-jilet gibi kesici aletlerle vücuduna zarar vermesini emreden bildirimlerde bulunuyor. Ama esasen baktığınızda bu birileri tarafından kazanç kapısı haline de gelmiş durumda. Çünkü bu tür videolar çekerek sosyal medya hesaplarında yayınlayanlar aldıkları her like veya izlenme ile para kazanmaya da başlıyorlar.  Bu konuda internet kullanıcılarının bu tür videoları kale almamaları da gerekiyor.

 

-Gerçekten de anne babalarin endise duymasi gereken bir şey mi yoksa şehir efsanesimi bu Momo ?
Bence anne babalar endişe duymak yerine gerekli önlemleri almalılar. Çünkü internette sadece "Momo "değil bunlar gibi yüzlerce yada hatta binlerce tehlikeli alan var. Dolayısı ile öncelikli olarak anne ve babaların çocuklarına güvenli bir alan / güvenli bir internet oluşturmaları gerekir. Örneğin BTK'nın güvenli internet aboneliğine üye olunarak başlanabilinir.  

Peki bununla ilgili size bir başvuru oldu mu ?
Tabii bir çok anne baba ne yapabilecekleri ile alakalı bigli istediler. Bizler de güvenli bir internet ortamı için neler yapılmalı hizmetini sunduk. Gerek ev internetinde, gerek cep telefonlarında güvenlik nasıl alınmalı, nelere dikkat edilmeli gibi eğitimler ve hizmetler verdik. Hatta başta özel okullar olmak üzere bir çok okulda Güvenli İnternet / Siber Zorbalık eğitimleri/ konferansları verdik. Bir çok okulda öğrencilere yönelik Güvenli İnternet- Siber Zorbalık  eğitimleri, Velilere ve çalışanlarına yönelik Bilgi Güvenliği Farkındalığı eğitimleri için bizleri okullarına çağırıyorlar.

-Ne yapıyorsunuz böyle durumlarda?
Hemen yetkili birimler ile irtibat kurmak önemli. Ayrıca eğer çocuğunuz bundan etkilenmiş ise mutlaka bir çocuk psikologu ile görüşmek yada okul rehber öğretmeni ile irtibat kurmak gerekli. Ayrıca böyle olumsuzluk yayan bir numara var ise hemen onu engellemeniz diğer alınacak önlemler arasında. Tabii ilk başta konuşmamın ilk başında söylediğim gibi Teknolojiyi kullanırken farkında olarak kullanarak teknolojide güvenli alanları kendimize oluşturmalıyız. Birinci yapılacak bu.


-Çıkan haberlerden okudugum kadariyla bazi ülkeler "Momo" için erişimle alakali tedbirler almış doğrumu bu?  Türkiye ne yapmali bu tehlikeli durum icin ? Erişimi mi engellemeli ne yapmali yada bununla alakalı kurumlar çalışma yapiyor mudur?
Evet bu konuda bir çok ülke çeşitli önlemler alıyor. Bu noktada Türkiye de de bu noktada özellikle BTK ve bununla beraber Erişim Sağlayıcıları Birliği çeşitli tedbirler alıyorlar. Örneğin https://www.ihbarweb.org.tr/ isimli internet sitesinden bu ve buna benzer internetteki olumlsuz içerikleri ihbar edebiliyorsunuz. Bununla beraber https://www.guvenliweb.org.tr/ adresi ile bilgilendirmeler yapılıyor.
-Tehlikenin adı dün "Mavi Balina"ydı bugün "Momo", yarın da başka bir şey çıkacak ? Yada buna benzer tehlikeli başka şeyler var mı ?
Evet bu doğru bir kavram hatta daha ilerisini söyliyeyim bugün bildiğimiz kadarı ile tehlikeli olan "Momo" belkide bundan başkası da şuan için bile vardır. Bundan sonra da olacaktır. Çünkü internette %100 güvenlikten söz etmek mümkün değil. Bunun farkında olarak öncelikle kendimizi güvenli internete alıştırmalıyız. Hatta kullandığımız tüm cihazlarımızda güvenli ortamları oluşturmalıyız. Bunlar esasen çok basit olaylar. Örneğin kullandığınız bilgisayar/ tablet/ cep telefonunun işletim sistemi dahil tüm yüklü programların lisanslı olmasına dikkat ederek başlayabiliriz. Ayrıca bu işletim sistemlerinin ve uygulamaların güncellenmesinin açık olması ve güncellenmesi gerekmektedir. Bununla beraber kullandığımız her cihazda lisanslı antivirüs kurulu olmalı. 
Geç refleks veriyor. Bürokratik engeller çok fazla
- Dönem dönem bu  tür tehlikeli şeyler İnternet ortamında çıkabiliyor. Bunla ilgili devletin kurumları bu tür tehlikeye karşı yeterli olabiliyormu? Yoksa bu kurumlar da çalısanlar mesaim bitti ben eve gidiyorum yarin ola hayrola mı diyor?
Şu bir gerçek devlet bu konuda biraz geç hareket ediyor. Devletin ister istemez hantal yapısı ile eğer ki kamuoyunu etkileyen durum olmazsa yada o ana kadar ne yazık ki geç refleks veriyor. Örneğin 7/24 interneti araştıran ( bu konular ağırlıklı) bir birimimiz yok. Sİber Suçlarla Mücadele Daire başkanlığında bu birim kurulmuş olmasına karşın ne yazık ki yetersiz her vakaya yönelik bu çalışmayı yapamıyorlar. Dediğim gibi bu biraz yavaş ilerliyor.
-Peki özel sektör yani siz ve sizin gibi Adli Bilişim suçlarla uğraşanlar  daha iyimi mücadele ediyor?
Bizler daha hızlı hareket edebiliyoruz. Bunun nedeni bir emir konuta zinciri veya bürokratik engeller olmaması en büyük etken. Fakat bizimde yapabileceklerimiz sınırlı. Devletin ilgili birimlerinin yapacakları bazı teknik çalışmaları bizler hukuki bazı prosedürler ve yetkiler çerçevesinde yapamıyoruz. Bizler de ilgili devlet birimlerine bildirip bekleyebiliyoruz.
-Youtuba baktim biraz momo nun tehlikelerini anlatan bir suru video var. Bu videolar da "Momo"nun Türkçe konuştuğunu duydugum. Yurt dışı kaynakli bu şey hemen Türkçeyi nasil öğrendi?

 

Ya açıkçası bu ve benzeri videoları üreten kişiler kendilerine çıkar peşinde koşan kişiler. Çünkü bu tür kendilerini "youtuber" olarak adlandırılan kişiler izlendikçe likelandıkça para kazanıyorlar. Bu video da da olduğu gibi bu kişilerin bir kurgu kurup kurmadıkları şüpheli ? bu tür videolara şüphe ile bakmak lazım. Adam para kazanmak için herşey mübah diyerek böyle videolar üretiyor. İşte mesela bu noktada Devletin el koyması gerekir bu durumlara. Çünkü adama aleni bi şekilde kendine böyle bir ortam oluşturarak para kazanıyor. Toplumun ve çocuklarımızın psikolojisinin bozulup bozulmadığı onun için önemli değil. Sadece önemli olan onun para kazanması. 
-Türkiye ayağı var diyebilir miyiz buna?
Hayır. Türkiye ayağı falan değil. Bu düpedüz insanların korkularından para kazanma. Evet bir momo diye olan bir durum var. Ama bunun arkasındaki kişiler gerçek kişi. Bunların neden böyle bir işin içinde oldukları şuan bilinmiyor. Ancak bunu kendilerine göre "fırsata" çeviren kişiler bu tür videolar çekerek yayınlıyorlar. Esasen konuşan kişi yada yazıştıkları kişi bile kendileri olabilir. Yani kısacası bir kurgudan yola çıkarak insanların duyguları ile oynuyorlar ve para kazanıyorlar.
-Diyelim ki bu video da ki görüntü Momoya ait değil. Bu tür videolar aslinda bu zararlı şeyin reklamı gibi olmuyor mu? Bunlari devletin kurumları denetlemesi gerekmiyor mu ?
Kesinlikle ve kesinlikle devlet bunları denetlemeli. İşte yukarıda da belirttiğim bu. Evet devletin ilgili birimlerinde interneti 7/24 izliyoruz deniliyor. Ama mesela bu tür videoları engelleyen hemen harekete geçen bir birim tam manası ile yok .Devlet bilgi güveniliği ile alakalı veya momo, mavi balina gibi ana kaynakları tespit veya durdurma çalışması yapıyor. Ama bunun birde böyle videolar çekerek kazanç elde etmeye çalışanları yada kendilerini popüler yapmak isteyenlere yönelik herhangi bir çalışması ne yazık ki yok. Bunları takip etmiyorlar mesela. Ha takip ediliyor deniliyorsa biz bu haberi yaparken bile bunlara erişim yapabildik !
-Dün "Mavi Balina" bugün "Momo" yarın başka birşey olacak sonu gelmeyen bir dert aslinda. Klasik önlemler var zararli internet, kisitlamalar filan.Telefon bankacılığın da paramız zarar görmesin yada  bankalar zararı önlemek adına çuvalla sorular ve şifreler istiyor. Bunun içinde ciddi yatırımlar yapıyorlar. Devlet de bilişim dünyası suçları için ciddi yatirimlar yapıyormudur ? Bu tür sıkıntılı şeyler için daha marjinal bir önlem alınabilir mi?
-Evet devlet özellikle 15 Temmuz dan sonra bu işin ne kadar ciddiye alınması gerektiğini anladı ve buna yönelik çeşitli yatırımlar yapmaya başladı. Tekrar söylüyorum Siber dünyada /internet dünyasında / teknoloji dünyasında ismine ne demek isterseniz %100 güvenlikten söz etmek tabii ki mümkün değil. Ama siz devletseniz herkesten daha büyük sorumluluklarınız var. Dolayısı ile çok önceden Siber Güvelik ile ilgili tedbirler almalıydık. Mesela en basiti Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi milli ve yerli bir teknolojilerimiz olmalı. Mesela işletim sistemimiz ( var olduğu söyleniyor ama ne yazık ki doğru düzgün devlet kurumlarında bile kullanılmayan bir Pardus isimli işletim sistemimiz var) olmalı. Donanımlarımız, yazılımlarımız milli olmalı. Mesela burda da Türkiye olarak çok geç kaldık. 
Bu suçlarla mücadele de senin polislik yaptığın yıllar da ciddi eğitimler alıyor muydunuz?
Açıkça söylemek gerekirse, biraz pozitif ayrımcılık gibi olacak ama, çalışmaktan onur ve gurur duyduğum Polis Teşkilatı birçok devlet kurumuna göre teknolojiyi çok önde ve bilinçli kullanıyor. Gerek benim çalıştığım dönemde, gerekse şimdi ( ki yukarıda da bahtettiğim gibi 15 Temmuz sonrası daha da arttı) özellikle uluslararası alanlarda birçok eğitim alıyor teşkilat mensupları. Ama ne yazık ki personel yetersizliğinden bu suçlarla mücadele de yetişmelerine engel oluyor. 

 

Güçlü bir ekibin var. Para karşılığı  kurumlara yada şahıslara hizmet veriyorsunuz. "Momo" ile ilgili size bir müracat gelse nasıl bir çalışma yaparsınız? Hakkın dan gelebilir misiniz?
Bizlere herkes müracaat edebilir. Ancak tabii öncelikle bize müracaat ettkilerinde teknik ve hukuk departmanımız değerlendiriyor konuyu. Daha sonra müracat eden kurum yada kişiye neler yapılacağı ve hangi aksiyonlarda bulunacağımzı anlatılyor. Gerekmesi halinde ekibimize psikolog dahil ederek hizmetlerimizi veriyoruz. Özellikle özel okullar bizden bu tür vakaların önlenmesi için ve bilinçlendirme için  Siber Güvenlik- Siber Zorbalık- Güvenli internet eğitimler / seminerler vermemizi istiyorlar. Bu bazen ailelere yönelik güvenli internet eğitimleride olabiliyor. 
-Peki bu momo nun yaratıcısı niye küçük çocukların ölmesini istesin ki ? 
Bu benim kanaatim yine psikologların çözeceği bir durum. Büyük ihtimalle psikolojisi normal olmayan bir kişi yada gurubun ürünü. İnternet üzerinden yayılmasının nedeni de bir anda milyonlarca kişiye ulaşabilmek ve dolayısı ile milyonlarca kişiye zarar verebilmesi. Bir kişi böyle bir durumu normal yollarla yapmaya çalışsa yakanma riski yüksek ancak internetin anonimliğinden de yararlanarak bu tür kötü emellerini böylelikle uyguluyorlar.
-Zaman ayırdın Mustafa teşekkür ediyorum. Bir daha ki görüşmemiz  tehlikeli bir durum icin degil de iyi bir şeylerin oldugu zaman icin olmasını diliyorum.
Ben teşekkür ederim . Burdan haberi okurlara diyorum ki;  İnternetin uçsuz bucaksız deryasında yolunuzu şaşırmadan (veya şaşırtılmadan) güvenle seyahat etmeniz dileği ile....

OKTAY YILDIRIM / CAFESİYASET / ÖZEL HABER

okyildiri@gmail.com

 

  




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri