KISIRLAŞTIRILIYOR MUYUZ?

Etrafımda bulunan insanlar da dikkatimi çeken bir konu, döllenme sorunu, halk arasındaki tabiri ile gebelik. Gencecik insanların normal yolla çocuk sahibi olamamaları, üstelik aile genlerinde herhangi bir kısırlık yokken, birden çok vakaya rastlanmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Tabi hassas bir konu. Nihayetinde bunun da bir nesli giderek küçültme ve yok etmek gibi bir amaca hizmet eden, kısırlaştırma projesi olduğunu düşünmek çokta uzak bir ihtimal değil bence.Yıllarca ülkemize sokulan, pahalı olmasına rağmen ücretsiz aşılar, gönderilen tohumlar, gübreler, aldığımız kıyafetin yapımında kullanılan malzemelerden bile şüphelenmek bana paranoyakça gelmiyor.

Çünkü yıllarca gelişmekte olan ülkeler ve özellikle ülkemiz üzerinde oynanan Bizans oyunlarından biride bu olabilir diye düşünmekten, alamadım kendimi. Farklı şekillerde ülkemizi sürekli kaos ortamına sokmaya çalışan şer odakları, hedef şaşırtmak istemiş olamazlar mı?

Bu konular gündemden uzak, mahrem ve kişinin kendini eksik hissetmesinden dolayı çoğu insan gizli tutuyor. Ve tabi ki bizler giderek kısırlaştırıldığımızı bu yüzden fark edemiyoruz. Biz fark edemesek de bir uzmanımızın konu ile ilgili haberi, sizleri konunun ehemmiyeti konusunda aydınlatacaktır.

“Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş “Türkiye’de 2005’te, yılda 15 bin tüp bebek yapılırken şimdi 80 bin civarında yapılıyor. Oran 12 yılda 5 kat arttı” dedi. Gıda ürünlerinde, besinlerin muhafazası için daha fazla kimyasal ve katkı maddeleri kullanıldığını aktaran Tıraş “Poliüretan kaplarla tüketime sunulan ürünlerin üreme kabiliyetini düşürdüğünü dile getirerek “Pet şişe gibi plastik ürünler vücuda Bisfenol A ve Bisfenol B adı verilen kimyasal bir madde salgılıyor. Bu kimyasallar yumurtaların döllenmesini önlüyor ve ciddi şekilde üreme organlarına zarar veriyor. Geçen yüzyıla göre hem erkeklerin hem de kadınların kısırlık oranlarında büyük artış meydana geldi” dedi.”

Yukarıda hocamızın bahsettiği üzere yediğimiz, içtiğimiz belki de giydiğimiz her şeye dikkat edelim. Özellikle yerli malı kullanmanın bu konuda kesin çözüm olmasa da yavaşlatacağını düşünüyorum. Dış ülkelerden ülkemize sokulan, albenili muhafaza kaplı ürünlerin içlerinin, ne kadar sağlıklı olduğuna bakmak çok daha mühim olduğu aşinadır.

Bizler millet olarak her zaman bir arada birbirine kenetli, müthiş bir neslin torunları olarak, özellikle yerli malı kullanma konusunda kendi vatandaşımıza destek olmalıyız. Böylece hem bir neslin devamına katkıda bulunacak hem de ekonomik anlamda dışarıya giden para kendi cebimizde kalacak.

 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri