Minik Alperen'in ölümüyle Okan Bayülgen'in ilgisi ne?

Minik Alperen'in ölümüyle Okan Bayülgen'in ilgisi ne?

Önce ne olmuştu bir hatırlayalım… İzmir’de 3 yaşındaki minik Alperen’in serviste unutulup havasızlıktan ölmesi hafızalardan gitmemişken bir başka servis skandalı daha yaşanmıştı… Beyoğlu Pierre Loti İlköğretim Okulu’nda okuyan bir çocuk serviste unutulmuştu…

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Önce ne olmuştu bir hatırlayalım… İzmir’de 3 yaşındaki minik Alperen’in serviste unutulup havasızlıktan ölmesi hafızalardan gitmemişken bir başka servis skandalı daha yaşanmıştı…

Beyoğlu Pierre Loti İlköğretim Okulu’nda okuyan bir çocuk serviste unutulmuştu… O sırada oradan geçmekte olan bir adam içeride kilitli ve havasız kalan çocuğu kurtarmıştı..

Acı olaydan sonra diğer velilerin hafızası canlandı, benzer şikayetlerini dile getirmeye başladı..

Tıpkı Alperen’in kreşindeki veliler gibi..

‘Türk’ün aklı sonradan gelir’ derler ya!..

Öyle oldu..

Yeni Asır Gazetesi’nde çıkan haberde Alperen’le ilgili yeni bir iddialar ortaya kondu..

Alperen serviste değil, kreşte kapatıldığı bir odada ölmüş olabileceği ön görüsüydü bu!..

- Öyle ise neden?..

- Cezalı mıydı!..

- Kreşte bir ceza odası mı vardı?..

- Bu kadar küçük çocuğa ceza verilir miydi?..

SERVİS HOSTESİNİN SUÇU MU YOK?..

Tüm bu iddialar soruşturma sonucunda ortaya çıkacak elbet..

Ancak kreşin diğer yetkilileri tutuklu iken, servis hostesinin serbest bırakılması bu ihtimali güçlendirir nitelikte sanki..!

Öyle ya Alperen serviste unutulduysa ihmale sebep olan birincil kişi servis hostesi değil midir?..

!!!!!...

‘’SERT SEVİYORUZ, DÖVÜYORUZ ZANNEDİYORLAR’’

İzmir Yeni Asır Gazetesi muhabirlerinden Tansu Edip Gökbudak’ın haberine göre; (http://www.yeniasir.com.tr/surmanset/2017/09/16/anaokulu-degil-nazi-kampi) 

Alperen’in kreşinde ihmaller bu kadar değildi..

Velilerin iddiasına göre,  çocuklarının yaz aylarında soğuk suyla duş aldırıldığını, söz dinlemeyen çocukların ‘ceza odasına’ kapatıldığı, çocukların kollarında ısırık izleri, yazın ortasında su içmeme cezası gibi kan donduran iddialar..

Esra Şan adlı velinin iddiası olmaz böyle şey dedirtiyor…

KARANLIK ODA!..

Anne Şan’a göre oğlunun anlattıklarından yola çıkıp; ‘Yaramazlık yapan çocukların ceza odası denilen karanlık bir odaya kapatıldığı’ yönündeydi..

Başka bir veli ise çocuklarının okula gitmek istemediğini, bunu da öğretmenlere sorduklarında ‘severken sert seviyoruz, o yüzden dövüyoruz zannediyorlar’ dediğini iddiası olayın başka bir yöne gittiğini gösteriyor..

BENDEN BİR OLAY..

Tüm bu iddialar ‘iddia’ niteliğini koruya dursun ‘şimdilik’, ben size kendi gözümle gördüğüm başka birkaç olay anlatayım ve Okan Bayügen’le noktalayayım yazıyı..

Büyük kızım bu yıl 4’üncü sınıfa başladı.. Ama buraya kadar büyük bir savaş verdim adeta.. Kreş ve okullarla köşe kapmaca oynadım sanki, bir kolejle 10 Kasımda tüm minik öğrencilere toplu ceza verdiler diye mahkemelik, başka bir kolejle kızımı servis akşam karanlığında okulda unuttu diye  mahkemelik aşamasına geldim çocuğum zarar görmesin, mahkemelerle temas etmesin diye tüm kamera kayıtları olduğu halde, hukuki haklarımı kullanmadım..

Esas konuya gelelim;

Kızımın kreş yaşı geldiğinde doktorunun tavsiyesiyle bulunduğumuz ilin en iyi diye bilinen özel bir kreşine gittim.. Sahibi son derece güzel, bakımlı, modern ve şık bir kadın karşıladı beni..

Biraz konuştuktan sonra okulu gezmek istedim..

Dar bir  koridorundan geçerken kapısı kapalı odadan çocuk ağlamaları sesi geliyordu..

Alperen yaşında bir minik ağlayarak bağırarak kapıyı açmaya çalışıyor, bir öğretmen de çocuğu içeri sokmaya, kapıyı kapamaya uğraşıyordu o sırada..

Göz göze geldik, benim gözlerim fal taşı gibi açılmıştı..

Odayı ısrarla görmek istedim.

Ani bir refleksle odayı açtığımda, penceresiz, havasız odada, yerde yan yana bir sürü minik sünger yataklar.  Çocuklar üst üste balık istifi halinde, yüzlerinde mutsuz, ağlak ifadeler.. Korku filmi gibiydi..

Yönetici kadın ‘Burası uyku odası. Öğrencilerimiz yeni geldiler, alışma evresindeler..’

Bir ay sonra hepsi alışacak, alışmak zorunda kalacak.

Sizin de kızınız böyle olacak, bize güvenmelisiniz, tamamen ekibimize emanet etmelisiniz.. Çocuğa ilk günlerde görünmemelisiniz..

Yanlış..

Büyük yanlış..

Oysa uzmanlara göre, çocuk okula yavaş yavaş ısıtılarak alıştırılmalı.. Ben de öyle yaptım, şimdi zıplayarak okula gidiyor..

Evde oyuncaklarını bırakıp kreşe verdiğiniz çocuğu yavaş yavaş, saatli bırakın, sonra tam güne dönüştürün.

Aksi durumda kreşlere birden terkedilen çocuklar anne babaya güvenlerini kaybediyor, büyük travma yaşanabiliyor, bir çoğu da gelecekte okuldan soğuyor..

Çocuğu sosyalleştirelim diye bu tarz ‘kreşe terk ediş’ tarzında yaklaşım, çocukları toplumdan soyutluyor, asosyelleştiriyor.. İçe kapanık problemli birer çocuk olarak büyüyorlar..

BAŞKA BİR OLAY…

Evet..

Doğru..

Bir çok örneğine rastladım yakınlarımdan..

Tek bir örnek vereceğim yine kendimden..

Kuyumcu dükkanları ve iki kızı olan arkadaşım sırf dükkanı bırakmamak için ilk kızını daha 1.5 yaşındayken kreşe verdi ‘ter ketti’..

Çocuk büyüdü 6 yaşına geldi ama okuldan nefret ediyor, gitmek istemiyor.. Zaten o yaşa kadar da ben tanıdığımda minik kız öz güvensiz, başı önde, az konuşan, konuşurken yüzüne bakmayan ani agresif çıkışlar sergileyen bir çocuktu..

Annesi bir gün itiraf etti:

‘Suçluluk duyuyorum ama çok geç artık, kızımı kaybettim sanırım’ dedi..

‘Neden? dedim..

‘’Kreşte kızım ağlayıp anne dediğinde eline biberonu verip bir odaya kapatıyorlarmış.. Uyumadığı zaman uyku ilacı veriyorlarmış diye duydum sonradan bir çalışandan.. Çocuğuma bunu yaşattığım için çok pişmanım..’’ dediğinde hüngür hüngür ağlıyordu..

Ağlamasına hiç üzülmedim, içimden, ‘geber’ dedim..

Evet, senin gibi anneler olmaz olsun..

Sorsan ‘ben çalışan, üreten kadınım’ der 8 Mart gelince..!

OKAN BAYÜLGEN ÖRNEĞİ…

Yıllar önceydi, Okan Bayülgen’le bir söyleş yaptım.. Bir gazeteci röportaja gitmeden önce ‘soru’ sorabilmek için iyi hazırlanmalıdır..  Biraz araştırma yapınca Bayülgen’in Türkiye’nin en iyi psikiyatrlarından Metin Özek’den tedavi gördüğünü öğrendim. Sordum şaşırdı.. Anlattı..

Sebebine gelince..

Bayülgen’i yatılı okuduğu okulda, her yaramazlık yaptığında kalorifer kazanı odasına kapatırlarmış..

Yaşadığı travmaların sonucunu yetişkin olunca da peşini bırakmamış olacak ki, psikoljik yardım almak zorunda kalmış.. Ne acı.. Yıllar sonra bile osa çocukluğunuzda yaşadıklarınız peşinizi bırakmaz.. Çocuklar mutlu anlardan çok, üzüntülü anlarını hatırlar..

Diyeceğim o ki;

Kreş deyip geçmeyin..

Servisten öğretmenine varıncaya dek sorgulamadan, doğru soruları sorup yöneticilerin sizi avlamak için söyleyeceklerine kanmadan, katılmadan sorgulayın, soru sorun çekinmeyin..

Zaten siz soruları sordukça, onlar illa ki açık vereceklerdir..

Biz sorgulamayan bir milletiz.. ‘Eti senin, kemiği benim’ felsefesiyle büyütülmüş bir neslin evlatlarıyız çünkü..

FİLİZ AKGÜN / CAFESİYASET




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri