SIRA SİYASİ AYAĞA GELİYOR…

Yeni Zelanda’daki menfur katliamdan dolayı bir buçuk milyar İslam âlemine ve oradaki şehitlerimizin ailelerine şahsım ve Türk milleti adına başsağlığı diliyorum.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Dünyada; Norveç, Danimarka, Finlandiya, Avusturya, Yeni Zelanda gibi bir takım ülkeler var ki, yüz yılda bir tarihi bir olay ya olur ya da hiç olmaz.

Dolayısıyla bu ülkelerdeki siyasi bir olayın, siyasi bir gündem ile dünyayı etkileyen özellikleri olmaz.

Bununla birlikte biz, gerek coğrafyamız etkisiyle, gerekse bin yıldır İslam’ın bayraktarlığını yapan bir millet olarak;

Çağ açıp çağ kapatmışız, bir medeniyet kurmuşuz.

Ve topraklarımızda yaşayan yetmiş iki milleti huzur ve mutluluk içerisinde yaşatmış bir milletiz.

Öyle dönemler yaşıyoruz ki, değil yıl, bir günde gündemin değişmesine neden olan olayları yaşıyoruz ve görüyoruz.

Neden?

Bize on yedi bin kilometre uzaktaki bir ülkede olan vahşi katliamın bizimle ne kadar alakalı olduğu kısa sürede çıkıveriyor ortaya.

Yeni Zelanda’daki katliamın sorumlusu, adi ve alçak Tarrant denilen vahşi 2016 yılında ülkemize geliyor ve kırk yedi gün dokuz ilimizde dolaşıyor.

Bu süre içerisinde asla telefon konuşması yapmıyor ve yanında bulundurduğu Yeni Zelanda hattını da kullanmıyor.

Türkiye'ye iki kez gelen ve toplamda kırk yedi gün kalan Tarrant'ın, İzmir Selçuk'ta Efes ve Meryem Ana Evi'ne gittiği, Çeşme Kalesi'ni incelediği öğrenildi.

Çeşme kalesi ise Osmanlı donanmasının Rus donanmasını yendiği savaşın limanı.

Tokat’ta Kazıklı Voyvoda’nın esir tutulduğu kaleyi ziyaret ediyor.

Yakın zamandaki Cemal Kaşıkçı cinayetinde olduğu gibi yine ucu bir yerlerden bizim milletimize ve ülkemize dokunuyor.

Ama 2006 yılından bu güne kadar derinlerinde güçlenen devletimiz tüm bağlantıları ve üzerimize kurulan tezgâhları aynı anda terse çevirebiliyor.

İsrail’in hırsız, eli kanlı katil Başbakan’ı Netanyahu ve oğlu Yair de Türkiye ve Erdoğan'a saldırıyor.

İstanbul ve Ayasofya hayallerini kusuyorlar, bir gün sonra da bu vahşi çıkıyor ortaya…

Yeni Zelandalı katilin emri aldığı Tapınak Şövalyelerini Haçlı Seferlerini örgütleyen Hristiyan görünümlü Yahudiler oluşturuyordu.

Kudüs'ü almak için Haçlı Seferlerini örgütleyen Tapınak Şövalyeleri şimdi de küresel Müslüman-Hristiyan savaşı çıkartmak istiyorlar.

Türkiye ile Suriye'de karşı karşıya gelen İsrail, bizimle teke tek savaşı göze alamadığı için 3. Dünya Savaşı çıkartma çabasında.

Birinci ve ikinci dünya harbini de çıkaranların onlar olduğunu daha önce de yazmıştım.

Neticede 1917 yılında Kudüs’ü aldılar, 1948 yılında da İsrail’i kurdular...

Yeni Zelanda'da cuma namazı kılmakta olan Müslümanlara iki camide katliam yapan seri katil Tapınak Şövalyelerine atıf yapıyor!

United Bank of Africa (UBA) , Nijerya bankası ( sermaye İngiliz Tapınakçılar)…

Bu bankadan Türkiye'ye para transferi yapıldı. Seksen bir ayrı hesaba ve toplamda iki milyar dolar civarı.

15 Temmuz öncesi, BAE'den Üç milyar dolar para aktarıldı ayrıca.

Peki kimleri satın aldılar bu paralarla hiç düşündünüz mü?

Ülkemizde yahut herhangi bir başka yerde olan bir gelişme dönüp dolaşıp bize ulaşıyor.

Yukarıda dediğimiz gibi, tarihimiz çok zengin, kollarımız çok uzun, köklerimiz çok sağlam bir milletiz de ondan.

Bu dış güçlerin içimize, iliklerimize kadar girmiş kollarına karşı ülkemiz içerisinde büyük bir temizlik yapılmakta.

Kolları budanmış olmasına rağmen hala bitmeyen bu temizlikte dokunulmamış bir kol var.

Siyasi ayağı ve sıra ona geliyor…

17 Mart 2019 tarihinde Yeni Şafak gazetesi; Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nde verilen 115 sayfalık ifadede;

“Kemalettin Özdemir ve aile yakınlarının 23 yıl doktorluğunu yaptığını” söyleyen bir Tanık, “Özdemir’in örgütten aslında ayrılmadığını, 15 Temmuz'u yöneten isimlerden biri olduğunu” söylemiştir:

“FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan Kemalettin Özdemir'le ilgili Örgütün kara kutusudur. Çevreye ayrıldığı yalanı yayılmakta fakat Gülen’den sonra örgütü toparlama görevi verilmiştir” demiştir.

Benim geçmişte onlarca yazımda bahsettiklerim bir tanık ifadesinin söyledikleriyle güçlenmiştir.

Her zaman yazılarımızda Kemalettin Özdemir’in (KÖZ) 15 Temmuz darbe girişiminin görünmeyen bir numarası olduğu ve bu isme dokunulmadan operasyonun tam anlamıyla bitmiş olmayacağı, siyasi ayağa dokunulacaksa Kemalettin Özdemir’e operasyonun yapılması gerekliliğini söylemiştim.

Ancak bu operasyonun yapılabilmesi için;

‘Yargıda FETÖ operasyonu tamamlanmıştır’ diyen bir Adalet Bakanı yerine, daha güvenilir, daha milli ve daha vatanperver bir bakanının gelmesi;

Ankara ve İstanbul Başsavcılıklarının millileşmesi;

Emniyette KÖZ yeniden kadrolaşmaya başladı. Operasyonun sağlıklı yapılabilmesi için en önce Emniyet ve Yargının düzeltilmesi gerekmektedir.

Yeni Şafak’taki bu haber, bu operasyonun ayak sesidir ve seçimlere on gün kaldığı bir dönemde devletin Meral Akşener’e Kemalettin Özdemir üzerinden verdiği bir mesajdır.

Neden?

Şuan Kemalettin Özdemir ve Meral Akşener’in yargıda olan seks kaseti meselesinden ötürü sıkıntılı oldukları bilinmektedir.

Bu konuda Meral Akşener ve Latif Erdoğan mahkemeliktir.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de bu kaset meselesini doğrulamıştır.

Tabi bu arada zillet ittifakına Meral Akşener tarafından oy vermeyi düşünenlerin de kime oy verdiklerini bu arada iyi düşünmeleri gerekmektedir.

Yine 19/03/2019 tarihindeki bir haberde;

“Teröristbaşı Fetullah Gülen'in kardeşi Salih Gülen, İstanbul'da saklandığı evde ölü bulunmuştur.

Salih Gülen, FETÖ soruşturması kapsamında aranıyordu.

Fetullah Gülen'in kardeşini, konuşmasın diye CIA tarafından öldürüldüğü iddiaları da var.

Şu anda bizler, FETÖ liderinin kardeşini CIA mi öldürdü, eceliyle mi yoksa başka güç merkezi tarafından mı öldürüldüğünü bilmiyoruz.

Ama buradan benim anladığım şu:

Gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında firari olan FETÖ’cüler artık şunu çok iyi anlamalı.

Ya tavan aralarında GEBERECEKLER, ya da fare deliklerinde sürüne sürüne yaşayacaklar.

Ama onlar için mukadder olan devletin yumruğunun başlarından eksik olmadığını bilecekler ve görecekler.

Büyük devlet adamımız Sayın Devlet Bahçeli’nin 19/03/2019 tarihli medyaya konuşmasında:

“Seçimden sonra bir tek dileğim vardır, Yurtta Sulh Konseyi’nin askeri kanadı şu an Sincan’da siyasi kanadını da bulmak lazım.

Onun için terörle mücadelede kararlı keskin olmak lazım.”

Sözleri de bu gerçeği ortaya koymakta.

Sayın Devlet Bahçeli bu açıklamayı geçmiş dönemde de yapmıştı.

Şu ana kadar beş yüz binin üzerinde FETÖ’cüye işlem yapılmış durumda. Bu öyle azımsanacak bir rakam değil.

Aynı zamanda ‘yargıda FETÖ operasyonu bitti’ diyen Adalet Bakanı’nın aksine, bin beş yüz ila iki bin civarında birinci sınıf yargı mensubu dahil, kripto savcı ve hakimlerin olduğunu ve bunların şu anda takip altında olduklarını da Türkiye’de uçan kuş dahi bilirken maalesef bu bakanının haberinin olmaması enteresandır.

Ya da bir yerlere mesaj vermek istemektedir.

Sayın Bahçeli gibi tüm Türk milleti FETÖ’nün siyasi ayağına yapılacak operasyonu bekliyor.

Hatta bu noktada sabırlar tavan yapmış durumda.

Ayrıca şunu da belirtmemiz şart.

FETÖ’nün siyasi ayağına operasyonun sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için Kemalettin Özdemir’e (KÖZ) operasyon yapılması şart.

Bunun da yapılabilmesi için Sayın Cumhurbaşkanımızın etrafında çöreklenen bir kısım hain ve şerefsizlerin bir an evvel tasfiye edilmesi şart.

Tüm bunlar birbiriyle ilintili bir domino hadisesi gibidir.

Ancak, er ya da geç Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu temizliği yapacaktır.

Bununla birlikte; bir Türk evladı olarak ve bizim için bir NAMUS ve şeref meselesi olan AYASOFYA’nın cami olarak asli görevine dönmesinin de şart olduğuna inanıyorum.

Şunu da son olaylarla tekrar anladık ki,

AYASOFYA’yı cami olarak açacak bir Fatih’e,

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in yeryüzündeki temsilcisi olan/olacak, HİLAFET MAKAMInı yeniden getirecek Yavuz Sultan Selim hususiyetinde bir lidere olan ihtiyacımız ekmek, su ve hava gibi zaruridir.

Cumhur İttifakı, 2006 da Millileşen, Bağımsızlaşan ve İslamlaşan YENİ TÜRKİYE devletinin projesidir.

31 Mart Seçimleri itibariyle Belediye Başkanı makamına laik olmayan devletimizi, Türk milletini ve İslam’ı temsil etmeyen birilerinin de bu göreve geleceklerini biliyoruz.

Herkes gibi ben de 31 Mart sabahı Cumhur İttifakının zaferi için vatandaşlık görevim olan oyumu kullanmaya gideceğim.

Bununla birlikte devletimize ve milletimize, İslam’a layık olmayan FETÖ, PKK gibi terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı, ana amacı; karı, kız, para, masa ve kasa olan bir kısım şahsiyetlerin de aday edildiklerinden ötürü kazanacaklarını biliyorum.

Ancak, bir KAYYUMluk işlerinin de olduğunu bir kere daha belirtmek isterim.

İç ve dış oyunlara karşı büyük bir mücadele içerisinde olan Devletimiz;

Üç beş çapulcuya bazı makamlara geldi diye asla göz yumacak değildir.

Milletimiz bundan müsterih olmalı ve devletine güvenmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil AYASOFYA’yı açmak,

HİLAFETİ getirmek…

Allah’ın izni ve inayetiyle hem de çok uzun sürmeyecek bir zamanda KUDÜS’e Türk ve İslam bayrağını dikecek güçtedir.

Kim ne yaparsa yapsın, hangi hainler hangi kollarıyla saldırırlarsa saldırsınlar, hangi siyon uşaklarına köpeklik yaparlarsa yapsınlar…

BAŞARAMAYACAKLAR.

Bunu da bir kere daha müjdelemek isterim.

SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri