SON SEÇİME KADAR ALINMAYAN MESAJLAR

31 Mart yerel seçimleri sandıkta bitti ama yargıda devam ediyor.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Partiler muhakkak kendilerine milletin nasıl bir mesaj verdiğini sorgulayacaklardır.
 
AK Parti sözcüsü Ömer Çelik de yaptığı açıklamada Sayın Cumhurbaşkanımızın milletin kendilerine nasıl bir mesaj verdiği konusunda rapor düzenlenip masasına konulmasını istediğini söyledi.
 
26 Nisan'da toplantı yapacaklarmış…
 
Bu raporu istemesine istemiş de Sayın Cumhurbaşkanımız, kendisine bu raporu düzenleyecekler kimler acaba...
 
Bugüne kadar olduğu gibi yine kendisine yanlış bilgi ve paylaşım yapacaklar mı acaba?
 
Makam, mevki ve paraya boğulup sarhoş olanlar ya da Sayın Cumhurbaşkanımızı bugüne kadar yanıltan çevre mi bu raporu hazırlayacak?
 
Klasörler dolusu dosyaları masaya koyup; Sayın Cumhurbaşkanımızın kafası karıştırılarak asıl hatalar göz ardı edilmeye, bazı suçluların ve yanlış insanların hataları örtbas edilmeye mi çalışılacak?
 
Korkarım ki Sayın Cumhurbaşkanımız, bu raporlarla yine sizi kandıracaklar.
 
Artık sizin kanacak, yanıltılacak, yanlış yapacak ne lüksünüz ne de hakkınız var.
 
Ben de bir vatandaş olarak ne partinizden, ne şahsınızdan ve ne de AK Parti döneminde semirilmiş bir zevattan bir kuruluşluk menfaati olmamış, hiçbir beklentisi olmayan birisi olarak gördüğüm yanlışları klasörlerle değil, bu yazımla ve maddeler halinde yazmayı kendime bir görev bildim.
 
XXX
 
Yerel seçimler sonrası buz gibi ortada duran bir gerçek vardır ki, o da, bu seçimin tek kazananı 15 Mayıs 2006'dan bugüne millileşmiş, bağımsızlaşmış ve Müslümanlaşmış güçlü devletimizdir.
 
Ne demek istediğimi Sayın Cumhurbaşkanımız çok iyi anlar…
 
Yerel seçimler sonrası Ankara ve İstanbul üzerinden FETÖ, NATO, Amerika, İsrail ve şer güçlerin hazırlık yaptıkları büyük kalkışma, halkı sokağa dökme ve arkasından kaos çıkartıp darbe yapma planları bertaraf edilmiş ve hepsinin evlerinde kuzu kuzu oturmaları sağlanmıştır.
 
Milletimiz devlet projesi olan Başkanlık sistemine sahip çıkmış, herhangi bir tartışmaya mahal bırakmamıştır.
 
Bununla birlikte şunu da gözden kaçırmayalım.
 
O da, büyük devlet adamı Sayın Devlet Bahçeli Cumhur İttifakında aldığı rolden dolayı bu seçimin siyasi tek galibidir.
 
Büyükşehirler, Ankara, İstanbul gibi metropollerde CHP bayrağı altında Millet İttifakı kazanmış görünüyor.
 
Ancak Ankara'yı CHP'nin kazandığını söyleyenin alnını karışlarım.
 
Devletimiz hiçbir zaman Ankara ve İstanbul gibi önemli kritik illeri bu saatten sonra ne aşırı Kemalistlere ne de din düşmanı, millet düşmanı bir zihniyete asla teslim etmez.
 
Devletimizin üç yüz yıl sonra millileştiğini, bağımsızlaştığını ve Müslümanlaştığını  bilip inananlara sözümüz.
 
Buna inanmayanlara sözümüz yok. 
 
XXX
 
Şimdi gelelim Sayın Cumhurbaşkanımızın partiden istediği, ancak asla zat-ı âlilerine doğruların ve hakikatlerin verilmeyeceği seçim raporu öncesi, vatandaş Sami'nin maddeler halinde yazdığı reçeteye... 
 
1- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Hem devletimiz hem de milletimiz geçmiş yakın zamanlarda gerekli mesajları zat-ı âlinize verdi.
 
Sayın Cumhurbaşkanım; 'mesaj alındı' demenize rağmen gerekeni yapmadınız.
 
Örneğin, atadığınız bakanlar içinde, seçtiğiniz milletvekilleri içinde ve yine son yerel seçimlerde seçtirdiğiniz veya seçtiremediğiniz adaylar içerisinde çok ciddi miktarda FETÖ'cülerle beraber, 15 Temmuz gecesi 'beni bu göreve neden getirdin, ben şimdi ne yapacağım' diye korkudan dövünen, bu milletin değerleriyle uyum göstermeyen insanlar göreve getirildi/aday gösterildi.
 
2- McKinsey olayı milletin zihinlerine tesir etti.
 
Öyle ki, McKinsey, milletin ve devletin bütün sırlarının emanet edileceği yabancı bir kurumdu.
 
Her ne kadar iptal edilse de, bu durum insanların zihninde menfi şekilde yer tuttu.
 
3- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Dava arkadaşı olarak geçmişte beraber olduğunuz Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Abdüllatif Şener, Ali Babacan, Bülent Arınç ve Nihat Zeybekçi gibi siyasiler ve yol arkadaşlarınız son dönem tavır ve hareketleri ile bu milletin değerleriyle örtüşmediklerini gösterdiler. Dolayısıyla arkadaş seçmede sıkıntı yaşadığınız milletin zihinlerini kurcalamaya başladı.
 
Bugün yanınızda olanların da kısa zaman sonra hem sizi hem de milletimizi arkadan hançerleyeceklerine dair bir kanaat oluşmuş durumda…
 
4- 15 Temmuz darbe gecesi ekranlar karşısında MİT Müsteşarı’na ve Genelkurmay Başkanı’na ulaşamadığınızı deklare etmenize rağmen bu kişilerle hala yola devam etmenize ve bu şahısların önderliğinde FETÖ soruşturmalarının sulandırılması seçmenlerin gözünden kaçmadı.
 
Yakın çevrenizde FETÖ’nün darbe girişiminde gece saat 3’ü bekleyenlerin olduğu, boyunlarına kemer bağlatanların hakikati söylemedikleri konusunda ciddi endişeler oluşmuştur.
 
5- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Kurumlarda FETÖ operasyonlarının bittiğine inanmadığınızı söylediniz.
 
Doğru. Biz de sizinle bu konuda aynı kanaatteyiz. Kurumlarda FETÖ operasyonları gerektiği gibi yapılmadı. Hatta sulandırıldı.
 
Sizin Adalet Bakanınız Abdülhamid Gül ise, yargıda FETÖ operasyonlarının bittiğini ilan etti.
 
Oysa biz biliyoruz ki, adliyelerde 1500 ile 2 bin arası FETÖ'cü kripto hakim ve savcı var.
 
Sayın Cumhurbaşkanım...
 
FETÖ'yü örtmeye çalışanlarla devam etmeniz, milletimizin ve özellikle on yedi yıldır size ve partinize oy veren AK Parti seçmeninin dikkatinden kaçmadı.
 
6- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Kurumlarda FETÖ operasyonunun gereğince yapılmadığını söylediniz.
 
Ancak AK Parti başta olmak üzere FETÖ'nün siyasi ayağına dokunmamanız saf, temiz ve milli olan bizim insanımıza tesir etti.
 
7- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Ayasofya fetih sembolüdür.
 
Yeryüzündeki bütün mescitlerin bir Kabetullah etmeyeceği gibi, Türkiye sınırları içerisindeki bütün cami ve mescitler de Ayasofya'nın siyasi temsil noktasına varamaz.
 
Zat-ı âliniz, miting meydanlarında konuşma metninin dışına çıkıp Ayasofya'nın cami olarak açılmasını isteyenleri 'namussuz' şeklinde algılanacak bir tasvir yapmanızdan dolayı, bir kaç gün sonra da, Ayasofya'nın manevi şahsiyetini siyasete alet etmenizden ötürü, sizi sevenlerin zihnine derin bir çizik attınız. 
 
Aynen polis, öğretmen, imam ve hemşirelere sözünü verdiğiniz halde gerçekleşmeyen katsayı sorunu gibi…
 
8- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Sadece sizin anlayacağınız şekilde, Amerika başta olmak üzere küfre karşı sert olmanız istenirken zat-ı âliniz, büyük damadınızın Amerika'ya karşı yakınlık göstermesi ve sizin de yakınlık gösteren ifadelerde bulunmanız milletimizi ve devletimizi üzdüğüne inanıyorum.
 
9- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
15 Temmuz darbe girişiminin görünmeyen bir numarası KÖZ denilen Kemalettin Özdemir'e FETÖ operasyonu kapsamında gereken yapılmamıştır.
 
Bundan dolayı bu şahsa derinden bağlı hainlerin elleriyle FETÖ soruşturması sulandırılmaktadır. Bu durum milletimizin zihninde bu hainleri zat-ı âlinizin yakın çevresi tarafından korunuyor gibi bir kısım düşünceler, azımsayamayacağınız kadar çoğalmış durumda.
 
Sayın Cumhurbaşkanım...
 
25 yıldır büyük hizmet verdiğiniz İstanbul'un bu seçimlerde bu hale gelmesi ve Melih Gökçek'in 25 yıldır büyük hizmetler verdiği Ankara'yı kaybetmenizin bizim gördüğümüz sebepleri bunlarla da bitmiyor.
 
10- Ak Partinin Kadın politikalarındaki rezaletleri...
 
Kadın için çıkarılan yasalar Batı yaşam tarzı örnek alınarak yapıldı. "Kadının beyanı esastır" diyen aile bakanı zina edenlerin yanında yer aldı.
 
AK Parti'nin kadın politikası aileyi dağıttı, AK Parti ise aile üzerine kurulmuştu.
 
11- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Kadına pozitif ayrımcılık uygulayalım derken, erkek mağdur edildi.
 
Nafaka mağduriyetini sağır sultan bile duydu ama AK Parti duymadı!
 
Yüz binlerce şikayet ve mağduriyet, kadın politikalarına kurban edildi.
 
Nafaka almak için evlenen kadınlar oldu ama düzeltilmedi.
 
12- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Damadınız olması dışında bir vasfı olmayan ve gerek konuşmaları ve gerekse konuşurken vücut dili toplumu rahatsız eden damadınızı hazine ve maliyenin başına getirdiniz.
 
Başkanlık seçimlerinden sonraki en büyük hayal kırıklığı damadın hazinenin başına atanmasıydı.
 
Bu atama ne etik ne de ahlakiydi.
 
Bırakın karşı mahalleyi zat-ı âlinizi yıllarca iktidara taşıyan kendi seçmeniniz dahi bu atamayı hazmedemedi. 
 
13- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
İktidarınız boyunca yap-boz tahtasına çevirdiğiniz Milli Eğitim Bakanlığı...
 
Milli eğitime kimin getirileceği merak konusuydu, Hiç duyulmayan bir ismi alıp milli eğitimin başına koydunuz.
 
Ziya Selçuk geldiğinden bu yana okullardaki Atatürkçü söylem arttı. Sizi Başkan yapanlar şaşırırken Kemalist öğretmenlerin çok sevindiğini gördük. Yanlış seçimdi.
 
14- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Ülkede rüşvet normalmiş gibi bir duruma geldi.
 
Süreç içerisinde alınan rüşvet o kadar çoğaldı ki, artık alınan rüşvete meşruiyet yüklenmeye başlandı...
 
Adam beş vakit namaz kılıp rahatça rüşvet almaya başladı...
 
Rüşvetin adını hediye olarak değiştirdiler ve çok daha rahat rüşvet işleri dönmeye başladı.
 
15- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Her iktidar zamanında olduğu gibi AK Parti iktidarında da rant, torpil, hemşericilik ayyuka çıktı ve sizi seçenleri bu durum fazlasıyla rahatsız etti.
 
Özellikle hemşericilik mide bulandıran bir seviyeye ulaştı.
 
Otuz dokuz ilçesi olan İstanbul'a aday gösterilenlerin %85 Karadenizliydi.
 
Adamın varsa işe girebilirsin anlayışı kemikleşti.
 
Birçok ilçe ranta kurban edildi.
 
16- Ahlaksızlık hızla yayılmaya başladı.
 
AK Parti muhafazakâr İslamcı bir partiydi. İlk başta İslamcılığı daha sonrada muhafazakârlığı ufak ufak terk etti. Bu durum başından bugüne sizi destekleyenlerin zihninde derin izler bıraktı.
 
17- Teşkilatlarınız ve aday gösterdiklerinizin pek çoğu hakkınca çalışmadı. 
 
Bu seçimde de önceki seçimlerde olduğu gibi size oy verenler AK Partiye oy veriyoruz diye değil zat-ı âlinize oy vermiştir.
 
Teşkilatlarınız da 'önüm ardım bostan yan gel Osman' misali size yaslanmıştır. Yapılan usulsüzlükler, planlar, projeler ve ihanetleri görmemiş/görmek istememişlerdir.
 
18- Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Diyaneti yeniden dizayn edeceğiz dediniz.
 
Cumhuriyet tarihinde olmayan bir şeyi yaptınız,
 
Diyanet İşleri Başkan yardımcılığına bir bayanı atadınız ki, bunu CHP bile yapmadı.
 
Atadığınız kadın ise hadis inkarcılarından beslenen biriydi. Görmeyeceğimizi mi sandınız.
 
Ya Diyanet İşleri Başkanı yaptığınız Ali Erbaş...
 
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı. Yani Adil Öksüz, Kemalettin Özdemir gibi FETÖ başlarının amirliğini yapmış bir isim.
 
Daha da ötesi yazdığı kitabında FETÖ tezlerini savunan, hoşgörüden bahseden, Yahudi ve Hristiyanları cennete koyan birisi...
 
Sizi seçen saf ve temiz, menfaat peşinde olmayan ve sizi Allah için sevenlerinizin 'biz onun arkasında namaz kılmayız' dedikleri Ali Erbaş...
 
19- Sayın Cumhurbaşkanım..
 
Ya bu danışmanlar ordunuza ne diyelim.
 
Başkanlık sisteminden önce size daha yakındı milletimiz.
 
Millet, mesela EYT'liler mağduriyetini dile getirdiğinde ya da emekli, işçi, memur sıkıntısını söylediğinde bütçeye yükünden bahsediyorsunuz. Ancak etrafınızda kümelenen danışman ordunuz gibi harcamalar ortadayken mağdur insanlara ne kadar inandırıcı geliyor söylediğiniz sizce...
 
Devletteki savurganlık, hak, hukuk tanımamazlık, rüşvet, kayırma halkın önünde olurken milletinizi kırdığınızı göremediniz.
 
Her yere devasa yatırımlar yaparken bu yatırımları yaptığınız milletinizin ekonomik sıkıntılarını unuttunuz Sayın Cumhurbaşkanım.
 
Yirmi yaşlarındaki Mariam Kavakçılar dahi size danışman olurken farkına varamadan milletten ve milletin sıkıntılarından kopmaya başladınız.
 
20- Hele hele Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Milletimiz ekonomik dar boğazdayken ücretli poşet uygulaması kimin fikriydi?
 
Hangi danışman, hangi ekip bu fikri hayata geçirdi?
 
Mesele asla yirmi beş kuruş meselesi değil!
 
Milletin halinden anlamayanları ele vermişti bu uygulama.
 
İnanın hiçbir değeri olmayan bu uygulama dahi çok oy kaybettirdi size.
 
Milletin burnuna patates, soğan, patlıcan dayatıldı.
 
Milletin sorunları bunların çok ötesindeyken buna çözümünüz bile üçüncü dünya ülkesiymişiz gibi bir havaya soktu milleti.
 
Zincir market sahipleri toplanır ve bu fiyatlarla satış yapabilme imkanı sağlanır, millette tanzim çadırlarında sıraya mecbur edilmezdi Sayın Cumhurbaşkanım.
 
Siz sıradan bir Cumhurbaşkanı değil, devletin Başkanısınız.
 
***
 
Daha birçok hata, sorun yazılabilir.
 
Mesela Partinin en üstünden altına doğru yaşanan lüks, israf ve kibir sorunu... 
 
AK Parti başlangıçtaki ideolojisinden uzaklaşmaya başladı, zamanla kendi burjuvasının oluşturulduğunu göremediniz Sayın Cumhurbaşkanım.
 
Şimdi sakın kimse bu millete fatura kesmeye çalışmasın...
 
Önünüze koyulmasını istediğiniz raporlarda emin olun bunların hiç birisi olmayacak.
 
Yirmi beş yıldır her türlü eksikliğe rağmen millet AK Parti'ye destek verdi, sizi ölümüne sahiplendi ama artık mızrak çuvala sığmıyor.
 
İstanbul ve Ankara'nın kaybedilmesi AK Parti'nin kendi hata ve yanlışlarıdır.
 
Bir fatura kesilecekse ekibiniz kendilerine kessinler o faturayı lütfen.
 
"Reise ve AK Parti'ye destek vermediniz. Bakın PKK’lılar ve din düşmanları kazandı, hadi sevinin, bir yerlerinize kına yakın" diye millete kızan ve fatura kesmeye çalışan ezik trollerinize kulaklarınızı tıkayın.
 
On dört seçimdir AK Partiyi desteklemiş bu aziz millete afra tafra yapmasın teşkilatınız ve size seçim mesajı raporunu hazırlayacak ekibiniz...
 
***
Yanıltılırsanız/yanılırsınız Sayın Cumhurbaşkanım..
 
"Ne yaparsak yapalım millet bize destek verir" anlayışı da AK Parti'ye ciddi oy kaybettirdi.
 
Milleti çantada keklik gören anlayış, milleti ziyadesiyle huzursuz ediyor.
 
Düşmanı gözümüze sokarak bizden oy istenmeyeceğini umarım herkes anlamıştır.
 
Karşı cepheye harcanan efor, kendi cephesindeki küskün ve kızgınları barıştırmak ve hataları düzeltmek için harcanmalıydı.
 
Millet keyfi için ne küstü nede kızdı. Yapılan hatalara kızdı ama kimsenin umurunda olmadı.
 
***
 
Son olarak...
 
Umarım milletin bu şefkat tokadını tepeden aşağı herkes anlamıştır.
 
Bu millet nankör değildir. Yapılan her hizmete ve her güzelliğe destek verir.
 
CHP ve Zillet İttifakı başarılı olduğu için kazanmadı,
 
Millet, AK Parti'den desteğini çektiği için bu sonuç ortaya çıktı. Bu çok önemli. Çünkü toparlanma fırsatı AK Parti'nin hala kendi elinde.
 
***
 
Tüm bu olumsuzluk içeren maddelere rağmen, epeyce uzayan bu yazımı okuyan kıymetli okurlarım.
 
Asla endişeye kapılmayın.
 
En başta ALLAH'ımız var ve üç asır sonra 15 Mayıs 2006'dan itibaren millileşmiş, bağımsızlaşmış ve Müslümanlaşmış bir devletimiz var.
 
Bizim Sayın Cumhurbaşkanımızdan istek ve talebimiz zat-ı âlilerinden sonra gelecek FATİH ruhlu, torunu YAVUZ özelliğindeki beklenen kahramanın yollarına taş düzmesi idi.
 
Buradan bir kere daha ilan ediyorum.
 
Sayın Cumhurbaşkanım...
 
Fazla değil bir kaç sene sonra Kudüs'e Türk-İslam bayrağını asacak 'yeni' Yavuz Sultan Selim'in gelmesi için yollardaki barikatları kaldırmanız, isminizi tarihe altın harflerle yazdıracaktır.
 
Son söz olarak bir kere daha şunu söylüyorum.
 
Sayın Cumhurbaşkanım...
 
AK Parti içerisinden de önce, sizi üzse de, canınızı yaksa da en yakınlarınızdan başlamak üzere milli operasyonu başlatınız.
 
Ok yaydan çıkmıştır.
 
Devletimizin yaydan çıkan bu okunun hedefi tüm Türk ve İslam düşmanlarıdır.
 
SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET



HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri