TÜRKİYE’DEKİ ŞER ODAKLI DERİN DEVLETTEN MİLLİ OLAN DEVLETİMİZE...

"Zira Sultan Abdülhamid Han, çevresinin sarılmış olmasına rağmen tüm uğraşısı sonuçsuz kalmış ve altı asırlık çınar yıkılmıştır. "

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Türk Derin Devleti yaklaşık dört bin yıl geçmişi olan bir yapılanmadır.
Türkiye’de derinlerin savaşı hızla devam etmiştir. Sabatay Sevi ihanetini erken kavrayamayan Osmanlı Devleti, önce derinde bu hainlerin kadrolaştıklarını çözememiş, geçmişten gelen ve Saray içerisinde güçlenmiş, padişah ve şehzadelere kız vererek güç devşirmiş Yahudiler, devletin derinini etkisiz hale getirmişlerdir. 

Zira Sultan Abdülhamid Han, çevresinin sarılmış olmasına rağmen tüm uğraşısı sonuçsuz kalmış ve altı asırlık çınar yıkılmıştır. 
Cumhuriyet’in kurulması ve bu süreçte iş başına gelen Yahudi kuklalarının marifetiyle ismi kendisinden de olsa devlet ile millet ters köşelerde tutulmuş...

Yahudilerin kontrolünde ve Sabatayist işadamlarının öncülüğünde kurdukları -şer- derin devlet Üst Yapı teşkilatıyla, bu milleti 15 Mayıs 2006 tarihine kadar derinde idare etmişlerdir.

Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, devletin gidişatını ve işleyişini başbakan olduğunda görmüştür.

Özal, bu milletin ayağa kalkmasını istemeyen şer ve derin bir örgütlenmenin olduğunu fark etmiş, o dönem bu derin yapıyla çalışmış/çalışmak zorunda kalmıştır. 

Bir şeyler yapabilme arzu ve isteğinde olan isimli/isimsiz kahramanların, ona “biz de varız” demesiyle; uykudan uyanma vaktinin gelmesiyle harekete geçen ‘İhtiyarlar’ el birliği yapmıştır.

Önce yeni kadroları yetiştirmişler, sonra da bu hainlerin üç asırlık iktidarına 15 Mayıs 2006 tarihinde son vermişlerdir. 

Yahudi ve Dönmelerin Türkiye’yi derinde idare etmelerine son verilse de FETÖ, ETÖ, PKK, DAEŞ, DHKP-C gibi uzantıları vasıtasıyla ihanetlerine devam etmektedirler. 

Zira üç asırdır Osmanlı ve devamı olan Türkiye’yi derinde onlar idare etmişlerdir. Adeta zehirli kan misali legal ve illegal kurumlarımızın içerisinde gezinmişlerdir. 

Mali imkânları, banka ve medya hâkimiyetleri henüz sonlanmış değildir. Yakın zamanda bürokrasi ve askeri darbe girişimlerinin yanında Gezi ve Kobani eylemlerinde şahit olunduğu üzere halkı sokağa çıkarma ve kalkışma düzenledikleri hafızalarda sıcaklığını korumaktadır. 

Kendi tertipleri olan, 11 Eylül’de İkiz Kuleler’in vurulmasını bahane ederek Afganistan ve Irak’ı işgal etmişlerdir.

Ancak yıkıldığı yerden, bayrağın Türkiye’den kalkacağını bildiklerinden bu süreçte Türkiye’de onlarca darbe girişiminde bulunmuşlar, ekonomik ve siyasi krizlerle bu milletin nefes almasına engel olmuşlardır.
Tek hedefleri etrafımızı yangın yerine çevirmektir. 

Türkiye’de derinlerin savaşının en hararetli kısmı yer altında devam etse de, sarsıntıları görünürü etkilemektedir.

Bu bazen ekonomik ve siyasi krizlerle görünmüş, bazen de askeri devreye sokmalarıyla bilinmiştir.

Hiç kuşkusuz, Yahudi ve Haçlı İttifakının uzantıları her kurumda olduğu gibi TSK’da, İstihbarat, Yargı ve Güvenlik birimlerinde de vardır. 
Devletin bu kurumlarında varlar da, işadamları, medya ve siyasette yoklar mı? Her yerdeler ve henüz buralara daha dokunulmadı dense yeridir. Ama oralara da sıra gelecektir.

Devletimiz 2006-2016 yılları arasında aldığı tedbirlerle, Siyonist/Haçlı İttifakının kuklalarının askeri bir darbede başarılı olma şanslarını ortadan kaldırmıştır. 

Bunu çok net ve bilgiye dayalı olarak belirtiyorum. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde olduğu gibi attıkları her ihanet adımı onların en azından halk tarafından gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. 
Bu durum trilyonlarca dolarla alınamayacak bir kazanımdır.
 
Zira bu hainler ÜST YAPI denen -şer- derin devletten aldıkları emir üzerine kendilerini ‘millî, dinî ve hoşgörülü’ olarak göstermiş ve tanıtmışlardır. 

Şundan emin olmak gerekir ki, bu hainler 7 Şubat 2012 MİT krizi, 30 Mayıs 2013 Gezi kalkışması, 17/25 Aralık 2013 Bürokratik darbe girişimini yapmadan, doğrudan 15 Temmuz 2016 tarihinde olduğu gibi Askeri darbe girişiminde bulunsalardı, bunları dindar ve muhafazakâr gören halkımız, FETÖ terör örgütüne 'bunlar dindar' diye destek verebilirdi. 

En son 15 Temmuz ihaneti, bu hainlerin kim olduğunu ve kimlere ‘hizmet’ ettiklerini delillendirmiştir.

Bu ihanet girişimlerini yavaş yavaş deşifre eden devletimiz, bu hainlerin başlarına taktıkları maskenin düşmesini sağlamıştır.
En büyük mücadelenin derinde verildiğine emin olmamız ve inanmamız gerekmektedir. 

Bu hainlerin bildikleri bir şey daha var ki, milletimiz tam bilmemesine hatta yazdıklarımıza inanmayabileceklerine karşın, onlar üç asır idare ettikleri Türkiye’yi kaybettiklerini çok iyi biliyorlar.

Türkiye millileşme ve bağımsızlaşmanın yanında çok şükür Müslümanlaşmıştır. 

Cumhuriyetin kuruluşunda “Hıristiyanlığı kabul edelim” çıkışlarının yapıldığı bilinmektedir. Buna cesaret edemeyenler, bu milletin elinden Kur’an’ı almak ve dininden uzaklaştırmakla yetindiler. Nispeten başarılı olduklarını da vurgulamak gerekir!

Şu yaşanan süreçte en azından milletimizin ekseri çoğunluğu uykudan uyandı ve “yeniden ‘bismillah’ diyebilir miyiz”in arayışı içerisine girdi.
Hatırlarsınız Afrin Zeytin Dalı (DAĞI) operasyonu başlamadan kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşmasında yüz yıllık ihanetin hesabını sormuştu satır aralarında...

Ne demişti...
"Açık konuşuyorum, karşınızda ne Osmanlı'nın hasta adamı, ne Cumhuriyet'in çömez devleti, ne de 1970'lerin, 1990'ların güçsüz ülkesi var. 

Artık karşınızda cumhurbaşkanından muhtarına kadar 2023 hedeflerine kilitlenmiş, 2053 ve 2071 vizyonuna inanmış bir millet var."
Amerika’ya, İsrail ve İngiltere’ye çok açık ve net bir mesajdı bu sözler...
Ve bu sözler ilk ağızdan Afrin operasyonunun hemen öncesinde muhtarlar toplantısında söylenmişti.

Konuyu biraz açtığımızda ne demek istendiğini daha iyi anlayacaksınız..
11 HAZİRAN 1944...
Bu tarih, Londra’da bulunan dünya siyonizm merkezinin Washington’a taşınmasından sonra Türkiye’nin derin idaresinin Washington’a devredildiği tarihtir.

11 Haziran 1944 yılı bizim milli olmayan şer derin devletin (Üst yapı) Amerika’nın yönetimine geçtiği tarih...

Bu tarihten sonra Amerikan vatandaşı bir Yahudi, Türk derin devletini oluşturup, bir müstemleke Valisi olarak Türkiye’yi idare etmeye başlamıştır...

Öncesi...
Öncesi farklı mıydı?...
İngiltere’nin Londra şehrinde bulunan siyonizm merkezine bağlı Yahudi asıllı ÜST YAPI tarafından idare ediliyordu.

Erdoğan’ın o Afrin harekatı öncesi söylediği o sözlerine şimdi dikkat...
“Karşınızda ne Osmanlı'nın hasta adamı var...”

İlk mesaj, direk adrese...
İngiltere’nin Osmanlı için kullandığı bir sözdü bu ‘hasta adam’ sözü...
Sonra da 11 Haziran 1944 sonrasına mesaj...

“Ne Cumhuriyet'in çömez devleti, ne de 1970'lerin 1990'ların güçsüz ülkesi var.”
Çömez görenler İsrail ve Yahudiler...
Güçsüz görenler ise iki de bir Türkiye’yi tokatlayan, on yılda bir darbeler yapan, darbe girişimleriyle ayarlar veren, ekonomik krizler, terör eylemlerini organize eden ABD’ye...
Üçüne de bu kadar net ve ilk ağızdan, bugüne kadar dillendirmeye dahi korkulan bir tavır...

Bu mesajlar sadece sözle de kalmadı...
Hemen akabinde Afrin harekatı ve gurur veren zaferi...
Afrin operasyonunda bizler sadece PYD/PKK ile değil, bu mesaj verilen devletlerle de sahada bire bir savaştık.

Verilen mesajları alması gerekenler alıyorlar...
Adrese teslimdi çünkü mesaj da, operasyon da...
Gelelim 1944 sonrasına...

Bu Yahudi asıllı Amerikalı müstemleke valimiz Türkiye’deki derin devleti organize etti...
Her bölümün başına da Yahudi asıllı olmak üzere Türkiye’nin ünlü, güçlü, söz sahibi işadamlarından birer kişi seçti.
Örneğin...

Sol örgütleri ve siyasi partileri (oluşturdukları terör örgütleri dahil) İshak Alaton kontrolüne verdi...
Sağ örgütleri ve siyasi partileri de (oluşturdukları terör örgütleri dahil) Üzeyir Garih emrine verdi... 
Başka kimler var bu ekibin içerisinde...
Kim yok ki...
Saymaya kalksak dudağınız uçuklar. 

PKK, FETÖ, DHKP gibi tüm terör örgütleri de bu baronlara bağlı...
Sağ görüşlü olan, o görüşe yakın gibi duran bir barona...
Sol görüşlü olan, o görüşe yakın gibi duran diğer başka bir barona...
Kollar farklı gibi görünse de hepsi aynı gövdeye bağlı.
Sabah ülkücüyü vuran silah akşam solcuyu vurmuştur. 

Bu derin devleti oluşturan Yahudi asıllı Amerikalı ve onun kontrolündeki baronlar, 11 Haziran 1944 yılından, 15 Mayıs 2006 yılına kadar ülkeyi derinlerinde idare ettiler...
Neden 15 Mayıs 2006’ya kadar...
Çünkü, 15 Mayıs 2006’dan sonra...
TÜRKİYE’Yİ, TÜRKLER İDARE ETMEYE BAŞLADI.
SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET
 

 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri