Türkiye’nin sosyal trafiği ve cazibe merkezliği

Büyük kentlerde yaşamanın bedeli her geçen gün gittikçe ağırlaşır duruma geldi.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
Türkiye kendi iç göçünün yanında, bulunduğu konum ve bölgesel özelliğinden dolayı Ortadoğu ülkelerinde, haçlı zihniyetli emperyalist güçlerin bilinçli olarak yarattığı bölgesel istikrarsızlığın neticesinde düzensiz göç dalgaları belli başlı kentlere yığınlar halinde dalga dalga İnsan selinin akmasıyla Türkiye’nin en önemli bölgelerini ve en önemli kentlerini tehdit ettiği gibi kent yaşamını da çekilmez durumuna getirme noktasına ulaştı. İç ve dış göç dalgası şu anda büyük kentlerde yaşamayı tercih etmiş bulunan belli bir sosyal ve kültürel yapıda olan kitleyi büyük metropol kentlerden uzaklaştırarak daha sakin bölgelere tersine göçün zorunlu halde başlamasının ramağındadır.
 Ekonomik yeterliliğe sahip olan zümrenin bir bölümü yurt dışında herhangi bir ülkede kendine yaşam alanı ararken, orta halli bir kitlede sahil kasabalarını tercih etmektedir. Farklı bir kitle ise kendini kent yaşamının içinde kabuğuna çekilerek yaşamlarını sürdürmeye gayret ederken, bazı zümreler de kent yaşamından kendini izole ederek belli yerlerde ve belli mekanlara kendilerini hapsedip kentin karmaşık ortamından uzaklaşmaya çalışmaktadırlar.
Kentsel göç yaşamının hiç şüphesiz en ağır ve acımasız yükünü İstanbul taşımaktadır. Son yıllarda, Ortadoğu’nun Avrupası olan Türkiye, yapmış olduğu siyasi, ekonomik atılımlarla Batının korkulu rüyası, bir türlü istikrarı yakalayamayan Ortadoğu ülkeleri halklarının ise cazibe merkezi olmuş durumundadır.
Ortadoğu’da devam eden istikrarsızlık ve savaşlar, Türkiye’ye göçü hızlandırmış gerek ekonomik nedenlerden gerekse siyasi ve savaş nedenlerinden dolayı ülkelerinden kaçıp sığınacak bir liman arayan insanlar, yığınlar halinde Türkiye’ye akın edip Anadolu’yu kurtuluş kapısı görmüşlerdir. Tarih boyunca İnsan sevgisini ön planda tutan Türk Milleti, günümüzde de her zaman mazlumların yanında olmuş ve mazlumlara sahip çıkarak bağrına basmıştır.
 Gelen mülteciler ne var ki Anadolu’daki küçük kasabalarda yaşam alanı aramamış, Anadolu kentlerini tercih etmeyerek hatta beğenmeyerek, ya kendi ülkelerinin sınırına yakın İlleri veya metropol kentleri tercih ederek yaşama alanı oluşturma uğraşı içerisinde kendi kültürlerini ve geleneklerini kolonileşerek sürdürme gayreti içerisinde toplumsal statü kazanmaya çalışmaktadırlar. Irak, İran, Afganistan, Suriye gibi ülkelerden gelen mültecilerin yerleşke tercihlerinin başında İstanbul gelirken, Hatay, Gaziantep, Urfa, Adana, Mersin, İzmir, Bursa gibi sanayi ağırlıklı cazibe şehirlere akın etmeleri kentlerin nüfus yoğunluğunu artırdığı gibi işsizlik oranını da birdenbire artırmıştır.
 Plansız bir dağılımın neticesi İç ve dış göçlerin cazibe merkezi olan şehirlerin başında gelen İstanbul ve büyük metropol kentlerine kafileler halinde göç eden mülteci toplulukları belirli merkezlerde toplu yaşama alanlarını yaratıp, kendi kültürel değerlerini oluşturmayı başlatarak, toplumda baskın bir hala gelmeyi hedeflemişlerdir.
Akdeniz, Ege, Marmara ve hatta Karadeniz bölgelerine yayılan göç dalgası paranın gücüyle ve cazibesiyle hatırı sayılır pozitif ayrımcılığın muafiyetiyle kısa zamanda ekonomik gücü elde edip bir yandan da sosyal alanda örgütlenmeye giderek çeşitli alanlarda sivil toplum örgütlenmesine gitmişlerdir. Anadolu kültürüyle entegrasyonları bir hayli zaman alacağından, geçiş sürecinde zaman zaman bir hayli toplumsal sancılar yaratacaktır. Devlet olarak zaman geçirmeden bu sancıları bir an önce tespit ederek önlem alınması, hatta mültecilere sağlanan pozitif ayrımcılıkları yeniden gözden geçirerek kısıtlanması ayrıca ticarette, eğitimde, sağlıkta sağlanan ayrımcılığa son verilmesi ülkenin geleceği ve huzuru açısından önem arz etmektedir.
Zira farklı kültürel yapıdaki toplumların entegrasyonunda sadece din birliği yetersiz kalmaktadır.
 Bu bağlamda büyük metropoliten kentlerde yaşama zorluğu insanlarda ahlak yozlaşmasına neden olurken, hırsızlık, dolandırıcılık, taciz, tahammülsüzlük, kavga, uyuşturucu gibi vakaların her geçen gün artışı hem emniyet güçlerimizi zorlamakta hem de kent halkını endişeye sürüklemektedir.
 Büyük şehirlerimizde var olan trafik sorununun yanında şimdi ise insan trafiği sorunu var oldu. Büyük kentlerin belli merkezlerinde toplanan insan kalabalıkları yürümekte zorlandıkları gibi nefes almakta da zorlanır hale gelmektedirler.
 Büyük şehirlerde yetersiz hale gelen kaldırım ve yollarda arabalar, insanların üzerine, insanlar arabaların üzerine çıkacak durumu haline gelmesi, trafik ve insan anarşisini yaratırken, üstüne üstlük niteliksiz mülteci trafiğini de durduramasak Türkiye’nin sosyal trafiği ileride çok karmaşık hal alacaktır.
Neşat YALÇIN / CAFESİYASET

 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri