Türkiye ve Rusya tarihten aldıkları ders ile safları sıklaştırmışlardır

Daha birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından; “Her taraftan etrafımız çevriliyor” açıklaması yapılmıştır.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest
İşte böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in Soçi’de yaptıkları zirve sonrası varılan kararlar ve açıklamaları dünyada ses getirdi.

Ses de getirecek, çünkü tek derdimiz Amik Ovası ve çevresinde yapılacak Melhame-i Kübra’da (Armageddon) Rusya karşımızda olmasın. 

Hatırlasınız, Soçi’de 2017’nin Mayıs ayında Rus yapımı S-400 füzelerinin Türkiye tarafından satın alınması kararı alınmıştı.

Bu defa, haftalardır devam eden İdlib trafiği, iki tarafı da tatmin eden önemli bir anlaşma ile sonuçlandı.

Varılan kararlar şu şekilde özetlenebilir...

-İdlib’de 15 Ekim’den itibaren muhalifler ile rejim birlikleri arasında silahsız bölge oluşturulacak.
-İdlib’den ağır silahlar çıkartılacak.

-Türk ve Rus askerleri bölgede devriye gezecek.
Suriye'de teröristlerle kol kola giren hain müttefik Amerika, Türkiye'de kanlı saldırılar düzenleyen PKK'nın bölgedeki uzantılarına çok açık bir şekilde destek vermekte...

Amerikan ordusunda görevli yetkililer, Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen bölgede cirit atmakta, Münbiç konusunda varılan mutabakatı yok saymakta...

İran, Rusya ve Türkiye, Astana süreciyle ipleri eline almış gibi gözükse de onlar gerek dünyanın gözü önünde ve gerekse alttan alta terör örgütleriyle faaliyetlerini hızlandırmaktalar.

Onların, bölgede kalan tek müttefikleri de terör örgütleri...

Olsun...

Zaten bu ihaneti bilmeyen kaldı mı ki...

Ama, hâlâ anlamadıkları Türkiye; hükmettikleri, ellerinde oyuncak ettikleri ve istediklerini yaptırdıkları Türkiye değil artık.

Hatırlarsınız...

ABD Başkan yardımcısı 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası günah çıkartmak için uçağına atlayıp Türkiye’ye gelirken, daha uçağı Türkiye’ye inmeden “Operasyon yapsak dahi onbeş haftada alamayız” diye oyalamalar yaptıkları Cerablus’u, uçak ABD’den Türkiye’ye gelene kadar alıvermiş ve ülkemize gelen Başkan yardımcısının nezdinde Amerika’ya iyi bir ders vermişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da çok net ve çok sert biçimde Cerablus göndermesi yapmıştı kalleş müttefike...

Ne demişti...

"Yılanla yatağa giren neticelerine katlanır. Biz kendi başımızın çaresine bakarız. Ordu kurdukları çapulcuları bir haftayı bulmaz darmadağın ederiz." 

Bundan daha net ve daha keskin bir söz söylenebilir miydi...

Artık ülkemizi seven, vatan ve millet aşkından başka bir şey düşünmeyen insanlarımız şunu bilmeli...

Derinlerde büyük bir SAVAŞ var.

Amerika’nın derinlerde başlattığı bu savaş artık derini de kalmadan açık açık yapılıyor.

Nasıl mı? ...

Binlerce tır silah ve teçhizat, dibimizdeki ve yıllardır savaş verdiğimiz terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’ye tüm dünyanın gözleri önünde verildi ve verilmeye devam ediyor.

Dibimize yığınak yapılıyor.

Tabi ki bu yığınaklar Armageddon denmeden yapılan yığınaklar.

Yine dibimizi ablukaya alan savaş gemileri de bir bahaneyle çevreliyor bizi. 

Biz de boş durmuyoruz.

Hemen burada şunu belirtmek isterim ki bu silahlar eninde sonunda ABD ve Haçlı İttifakını vuracaktır. Buna emin olun. 

Unutmayın...

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir,..

Bizim de bu haince tezgahlanan plana karşılık bildiklerimiz ve yaptıklarımız, hazırlıklarımız var muhakkak.

Bu yığınakların dışında içimizde de çok boş durmuyorlar bir taraftan. 

FETÖ denilen terör örgütünün lideri fütursuzca kendi topraklarında güvence altında ve tüm faaliyetlerinin de önü açılarak korunuyor...

Hepsinden de öte, Amerika’nın yazılı olarak verdiği “PYD ve PKK arasında bağ var” açıklaması sonrası Suriye’de, yeni bir devlet oluşumu ve ordu kurulması için terör örgütüyle toplantılar yapılması, perde arkası dönen dolapların artık aleni olarak yapılır hale gelmesi sizce de bir savaş sebebi değil mi?...

Bir ülkenin toprak bütünlüğüne, milli çıkarlarına ve o ülkeye terör eylemleri yaptırılıp binlerce cana kıyılmasına ve daha da ötesi, darbe yaptırmaya kalkışılmasına çanak tutulmasının başka bir izahı olabilir mi?...

Ekonomik olarak ülke ekonomisine kuduz köpekler gibi saldırılmasını söylemiyoruz daha. 

Bunların her birisi ayrı bir savaş sebebidir savaş...

Türkiye her şeyi biliyor ve görüyor. 

Türkiye ve Rusya, ABD, İngiltere ve İsrail’in, özellikle son yüz yıldır yaptıkları ihanetlerini de çok iyi biliyor ve hem de unutmuyor.

Bugün de o ihanetler ve hainlikler masada...

Yine çok yakın bir zamanda uçak düşürülmesi kriziyle Rusya ve Türkiye’yi, söz dinlemeyen iki yaramaz çocuklar gibi koç döğüşüyle bir kavganın içerisine sokup zayıflatmak istemediler mi?...

Erdoğan ve Putin bunu çok iyi gördü...

Tarihlerinde düştükleri bu tür tuzaklara tekrar düşmediler.

Onlar Yahudilerin yönlendirmeleri, kurumların hainlikleri ve derinlerin Yahudi kontrolünden temizlenmiş olmasından Amerika ve onun gerisindeki Yahudilerin bu oyununu gördüler.

Bir örnekle açalım bu derinler dediğimiz olayı isterseniz.

Bir devleti, bir ağaç olarak düşünün...

Ağacın gövdesi güneşi görüyor, yazı, kışı, kar ve yağmuru alıyor...

Toprak görüyor ve meyve veriyor, yemyeşil dalları sürüyor...

Biz o ağacın bu kısmını görüyoruz sadece ama ya o ağacın toprak altında kalan görünmeyen kök kısmı...

O, toprak altındaki göremediğimiz kökleri ağacın görünen kısmıyla uyumsuzsa, üst kısım ne görürse görsün o ağaçtan hiç bir meyve alamazsınız.

Köklerle gövde uyumsuz ise ne Bizans surlarına Türk ve İslam bayrağını dikebilirdiniz, ne de şuan olduğu gibi bu kadar ayakta ve dik olarak durabilirdiniz.

İhanet hep o görünmeyen kısımdan giriyor, görünen kısım onlar için hiç de önemli değil.

Kökler, yani toprak altındaki o derinler onların hedefi...

Osmanlı için de böyleydi, Türkiye için de, Rusya için de başkaları için de aynı...

İspanya’da doğranacakları vakit kucak açtığımız, bağrımıza basıp, ekmek, su verdiğimiz, aşımızı ve evimizi, vatanımızı paylaştığımız o Yahudiler o köklere girdi.

Kurt gibi sarayımıza girdiler kız verdiler, işveren oldular...

Hatta bizleri yönetir hale gelip o cihan devletinin çöküşünü hazırladılar ve başardılar da...

Sabatay Sevi...

1666 yılında Sabatay Sevi, 200 aile ile başlattı Sabetaycılık, dönmecilik denilen bu büyük ihaneti. 
İçimize girdiler sinsice...

Tüm kılcal damarlarımızı işgal ettiler gizliden gizliye...

Osmanlı onları asker olarak orduya dahi almaz iken bizden göründüler, Müslüman olduk dediler, bizimle oruç tuttular Müslümanlıklarını bize göstermek için...

Camilerde bizlerle saf tuttular abdest almadan, oruçlarını dahi iftardan bir saat önce, beş dakika önce açtılar ki evlerinde Müslüman olmadıklarını, Yahudi olduklarını unutmamak için...

Ama onlar bu sayede sadece asker olmakla da kalmadılar, devlete Paşa oldular.

Başkan oldular kurumlara, siyasi oldular baş oldular devlete...

Hükmetmedikleri kurum ve yapı kalmadı devlette...

Köklere sızdılar birer kurt gibi...

Yakın tarihimizde dahi kimler yok ki...

Rahşan Ecevit Sabetayisttir, Çevik Bir, Tansu Çiller birer Sabetayisttir.

Fethullah Gülen denen vatan haini de Sabeteyisttir.

Edirne Müdafii Şükrü Paşa Yahudi dönmesidir ve FETÖ terör örgütünün başı Gülen’in annesinin dedesidir.

Sultan Abdülhamid döneminde dahi devletin Paşalarının çoğu Yahudi dönmesidir.

Tarih boyunca da hep en önemli mevkilere bu sabetayistler sızmıştır. 

Bunlar, 1944 öncesi Londra merkezli şer derin devlet yapılanmalarıyla Osmanlıyı ve Çarlık Rusyasını yıktılar.

İki ayrı medeniyeti temsil eden bu iki ülkeyi de tarihin derin sayfalarına gönderdiler.

Osmanlıyı içimizdeki Yahudiler üzerinden yıktılar.
 
Çarlık Rusyasını da aynı şekilde yıktılar ve Komünizmi getirdiler...

Sonra yerlerine kurulan yeni ülkeleri de tamamen kendi kontrollerine aldılar.

Bu iki büyük imparatorluğu yıkmak için ise, Sultan Abdülaziz döneminde Osmanlı ordusu donanmasıyla İngiltere’den sonra dünyada ikinci büyük devletti.

Kara gücüyle de dünyada birinci büyük devlet konumundaydı.

Rusya ve Osmanlı içindeki Yahudilerin çalışmaları ve hainlikleri sonucu bu iki büyük İmparatorluğu otuz- kırk yıl içerisinde iki kere tokuşturup birbirine kırdırarak zayıflattılar.

Kırım Savaşı ve 93 Harbi...

Tarihe baktığımızda birini Osmanlı, diğerini Rusya kazanmıştır. 

Bilinen bu ama iki savaşın da aslında iki kaybedeni bir kazananı vardı.

O da İngiltere ve onun ardındaki derin Yahudiler...

İki İmparatorluğun birbiriyle çarpıştırılıp zayıflatılması sonucu 1917’de Kudüs gitmiştir elden...

1948’de de İsrail devleti kurulmuştur bu iki büyük devletinin çökmesinden sonra.

Şimdi ise tarihten ders almış ve görünmeyeni görme fırsatı bulmuş iki ülke, Türkiye ve Rusya ve bu iki ülkenin liderleri birlikte hareket etmekteler.

Aracısız ve ara vermeksizin bir araya gelmeleri boşa değil...

Tarihten aldıkları ders ile tüm sorunları birebir çözmek ve yaşama geçirmek için çok sık bir araya gelmeye başlamışlardır.

Bu sürecin en son halkası Soçi görüşmesi olmuştur.

Yapılan tüm hain planları kursaklarında bırakmıştır bu iki lider. 

Putin ve Erdoğan, Rusya’nın ve Türkiye’nin Yahudilere bırakılamayacak kadar önemli ülkeler olduğunun bilincindedirler.

Tarihten aldıkları ders ile de safları sıklaştırmışlardır.
 
SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET
samicelik@truvayayinlari.com



HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri