USTA VARKEN ÇIRAĞA GEREK VAR MI – 2

“Usta varken çırağa gerek var mı – 1” başlıklı bir önceki yazımızda Ahmet Davutoğlu ile ilgili yazı yazmış, usta varken çırakla işimizin olmayacağını belirtmiştim.

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Yazdıklarım bildiklerimizin sadece bir kısmıydı.

Abdullah Gül ile ilgili bu yazımıza başlamadan önce Ahmet Davutoğlu ağırlıklı o yazımızın devamı niteliğinde bir iki bilgiyi de yazmanın gerekliliğini düşünüyorum.

Nedir o bilgiler...

Ahmet Davutoğlu'nun Karaim Yahudi’si olduğu bilinen Ülker grubunun patronu Murat Ülker'in yeğenine kızını verdiği...

Ve çok bilinmese de, duyulması, dillendirilmesi istenmeden başbakan olur olmaz kızını ayırmış, boşattırmıştı...

2017 yılının 31 Mart'ını 1 Nisan'a bağlayan gecesi Ülker'in bir reklamı yayınlanmıştı.

O gece bu reklamla subliminal darbe mesajları verilmişti bir yerlere.

Yayınlanan o reklamda verilen mesaj ile FETÖ'cü askerlerden darbe yapmaları istenmişti.

Şimdi biz de yine sorma gereği duyuyoruz.

Sayın Davutoğlu;

Verdiği reklamla darbe isteyen ve darbeye start vermeye çalışan bu grupla ilginiz nedir?

Neden önce kız verip sonra da kızınızı bu gruptan geri aldınız?

Sizin de Karaim Yahudilerinden olduğunuza dair bilgiler var ve Moon tarikatına mensup olduğunuz sözleri dolaşıyor derinlerde.

FETÖ’nün de Moon tarikatına neredeyse birebir benzediğine göre, FETÖ’nün uyuttuğu hücrelerden birisi de siz misiniz?

Örneğin 15 Temmuz 2016 FETÖ’cü Askeri darbe başarılı olsaydı, Cumhurbaşkanı siz mi olacaktınız?

Bunlar da derinlerde biliniyor ve konuşulmuyor değil...

Ülker reklamıyla yapılmak istenen o darbe teşebbüsü halka hissettirilmeden o gece onlar için acı bir şekilde bastırılmıştı.

Sizin bu girişimden ve onlar için acı sondan haberiniz var mı?

Yazı uzayacak...

Daha söyleyecek çok şey var da onları da zamanı geldikçe yazacağız emin olun.

Biz şimdi önceki yazımızın devamı niteliğindeki Abdullah Gül dosyasını açmaya başlayalım.

Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı bittikten sonra her seçim öncesi birileri tarafından hep dillendirilen bir isim olmasına rağmen o hep izlemekle yetinmiş, ortalığın alevlendiği zamanlarda ne varım ve ne de yokum demiştir.

Bir zamanların vaz geçilmezleri gibi kendisini hep farklı noktalarda tutmuş, hep kendisini siyaset üstü bir bütünleyici ve ağabey konumunda görmüştür/göstermeye çalışmıştır.

Ne zamanki son başkanlık seçimlerinde son ana kadar beklemiş, Erdoğan karşısındakilerle açık ve gizli görüşmeler yürütmüş, çok istemesine rağmen ismi etrafında tam bir mutabakat sağlanamadığı için aday olmadığını açık açık itiraf etmiştir.

Bir mutabakat sağlanmış olsaydı, kendisine 'kardeşim' diyen Sayın Erdoğan'ın karşısına, Erdoğan düşmanları safında utanmadan, sıkılmadan, kendisinin Cumhurbaşkanı adaylığında demediklerini bırakmayanların başında dikilecekti.

Ancak Abdullah Gül’ün cesaret gösteremeyip son noktayı koyamamasındaki en büyük engelin devlet olduğuna şüphemiz yoktur.

Zira nasıl Cumhurbaşkanı olduğunu en iyi o bilmektedir.

23 Nisan’ı 24 Nisan 2007’ye bağlayan gece saat 5 sularında dönemin Başbakan’ı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından evine çağrılmış, çıkışta koruma müdürü Osman Çankal’a “Cumhurbaşkanı adayının kendisi olduğunu ve ekibini hazırlaması” talimatını vermiştir.

O gece saat 1 sularında başlayan derin görüşme uzun sürmüş, Sayın Başbakanımız bir ara eşinin başının örtüsünden dolayı Cumhurbaşkanı olması istenmiyor, şüphesine düşmüş, ancak devletin İslam’a saygılı olması, sadece kendilerinin siyasi hayatının uzaması adına devletin böyle bir karar aldığını öğrenmesi ile Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasına ‘evet’ demiştir.

Abdullah Gül’ün görüşmenin uzun sürmesi üzerine evindeki huzursuzluğu telefonun çalması ile son bulmuştur.

Abdullah Gül kendisini Cumhurbaşkanlığı makamına yükselten gücün milli devlet olduğunu çok iyi bilmektedir.

Devlete ihanet edenin sonunun ne olduğunu da…

Birilerince yatlarda, katlarda gizli görüşmeler yapıldığı zannedilse de devletin hepsinden haberi var.

Bir kare fotoğraf servis eder devlet, elini kolunu bağlayıp oturtur ve 'sen ne kadar gizli işler peşinde olsan da, devlet senin her adımından haberdar' mesajını veriverir.

Yine devlet o gizli yapıldı zannedilen bir görüşmeyi sızdırır ve servis edilen bir kare fotoğrafla ortaya koyar, bu tür görüşmelerin devlet için hiç gizli olmadığını gösterilir.

Aynı hafta TRT'den de Payitaht Abdülhamid dizisiyle 'güle su veririz. Yanımızda, yöremizde su verdiklerimiz diken olmayı tercih edeni de budarız' diye uyarır.

Haziran ayındaki Başkanlık seçimlerinde Abdullah Gül, vefasızlığın da ötesinde ihanete kapı aralamışken son anda bundan vazgeçmişti.

Devlet bunu da, yapılan tüm gizli görüşmeleri de not etti. 
.....

Sayın Gül, o Başkanlık seçimlerinde kimlerin adayı olarak çıkacaktı?

Devletin de isteğiyle Cumhurbaşkanı adayı gösterildiğinde mecliste Cumhurbaşkanı seçilmesine rağmen 367 garabetiyle Cumhurbaşkanlığını engelleyenlerle omuz omuza olacaktı.

Kendisine ve eşinin başörtüsü üzerinden hakaretler yağdıran...

'Sözde değil, özde Cumhurbaşkanı olmalı' diyenlerle, Çankaya yolunu kapatmaya çalışan, protesto eylemleri yapan kokoşlarla...

Şimdi tüm bunları düşünerek şu soruları sorsak Sayın Abdullah Gül'e...

Sayın Erdoğan'ın desteğiyle o makama geçtiğinizde devlette söz sahibi olan, devleti yöneten, siyaseti yönlendiren ve halkın ölümüne desteklediği kişi kimdi?

Siz değildiniz Sayın Gül...

Hiç şüphe yok ki, o isim şuan olduğu gibi yine Recep Tayyip Erdoğan'dı.

Siz galiba milletin Sayın Erdoğan'a olan aşkının kendinize gösterildiği zannına kapıldınız, kerameti, o makamlara ulaşmayı kendinizden bildiniz.

Sayın Gül:

17/25 Aralık yargı yoluyla darbe girişiminde siz Cumhurbaşkanıydınız.

Ve yine siz, o çetin günlerde dört bakanı yüce divana göndermek istediniz ki, o dönemde yargının FETÖ kontrolünde ve ellerinde olduğu düşünüldüğünde bu düşünceyi bilerek mi uygulamak istediniz ya da Sayın Erdoğan'ın hedefte olduğu o darbe teşebbüsünde başka düşünceniz mi vardı?

Ya da kulağınıza sürekli Sayın Erdoğan'a ihaneti üfleyenlere mi itimat ettiniz?

Sayın Gül:

Sayın Erdoğan ameliyata girecekken MİT müsteşarı ifadeye çağırıldı bahanesiyle alınıp ameliyat sonrası yine yargı yoluyla Sayın Erdoğan'a kelepçe vurulma planı yapılmışken...

Sayın Erdoğan'ın MİT müsteşarına 'savcının ifadesine gitme' talimatı verdiğinde siz neden MİT müsteşarına 'bir şey çıkmaz, git ifadeni ver' diyerek bu tuzağa düşülmesini istediniz?

Sayın Gül:

Mısır'da darbe yapan, eli kanlı katil Sisi ile devlet olarak görüşülmesini söylemenizdeki amacınız neydi?

Darbeye ve darbeci katillere neden ön açmak gibi bir gaflette bulundunuz?

Sayın Abdullah Gül:

Gezi eylemlerinin amacı çok açıkken Bülent Arınç gibi siz de neden Gezicilerle görüşülmesini istediniz ve hatta daha da ileri giderek 'her şey sandık değil' açıklamasını yaptınız?

Farkında mısınız o açıklamanız sonrası Sayın Erdoğan ve devlet tarafından üzeriniz çizildi.

Sayın Erdoğan'ın, yurtdışı gezisinden döndüğünde, sizinle Çankaya Köşkünde görüştüğünde, duvarları yumruklayarak yüzünüze karşı neler söylediğini, milletimize açıklayabilir misiniz?

Sayın Gül:

Amerika'ya FETÖ elebaşı ile görüşmesi için Fehmi Koru'yu siz mi gönderdiniz? Amacınız neydi, mesajınız neydi ve size nasıl bir mesaj geldi eli kanlı terör başından?

Ve yine Sayın Gül:

İngilizlere ve Kraliçe’ye yakınlığınız nedir?

15 Temmuz öncesi ve darbe kalkışması öncesi devletin size sağlamış olduğu korumalarınız bir bilgi mi aldı ki, ikamet ettiğiniz Beykoz/Kavacık'ta ilk defa geliyormuşsunuz gibi mahalle mahalle, sokak sokak darbe kalkışmasına kadar dolaştılar, incelemeler yaptılar.

O korumalarınızın çoğu darbe girişimi sonrası FETÖ üyeliğinden alındılar.

Sizin darbe girişiminden ve korumalarınızın FETÖ'cü olmasından bilginiz ve şüpheleriniz oldu mu?

Sayın Abdullah Gül:

Bugün ve önceki günlerde sizi siz yapan kişinin karşısında aday olmaya cesaret edebilecek kadar nasıl büyük bir hizmetiniz oldu bu ülkeye?

AK Parti ve Sayın Erdoğan'ın gücü olmasaydı sizi kim Dışişleri Bakanı, Başbakan ve en büyük makam Cumhurbaşkanlığına düşünür ve çıkarır, o makamlarda oturturdu.

Cumhurbaşkanlığı görevinizin sona ermesinden sonra sizi, arkası karanlık işbirlikçilerle açık ve gizli iş birliğine nasıl bir el itti ve siz de buna boyun eğdiniz?

Bu nasıl bir el ki, sosyal medya hesabından yediği domuzu paylaşıp, 'zulüm 1453'de başladı' diyen ile zemzem içeni bir araya getirdi.

Terörle iş tutup milliyetçiyiz diyenlerle bir araya nasıl gelebildiniz?

Meydanlara 'ibneyiz' diye dökülüp, 'hak yol İslam' diyen Saadeti bir çizgide birleştiren bu akıl ve gücü basite almıyoruz tabii ki de...

Siz attığınız adımlardan, yaptığınız gizli toplantılardan ve gizlice kurduğunuz ilişkilerden devletin haberi olamayacağını düşünebilecek kadar gerçeklerden uzaklaştınız.

Sayın Gül:

Kapalı kapılar ardında sizi her seferinde Sayın Erdoğan'ın en büyük rakibiymiş gibi bir konuma getirip, tüm Erdoğan karşıtlarını sizin masanıza toplayan bu gücün İngiltere ve kraliçe olduğu konuşuluyor.

Kraliçeyle nasıl bir iş birliği içerisindesiniz ve tüm bu şekilde gündemde tutulmanız için kimlere nasıl bir taviz verdiniz/veriyorsunuz?

Sayın Gül:

Devletin var olma mücadelesi verdiği bir zamanda, devlet tüm imkânlarıyla ABD, İngiltere AB ve İsrail ile, maşalarıyla bir harp içerisindeyken size ülkede en büyük görevleri bahşetmiş Sayın Erdoğan'a, devletimize ve arkanızda duran halkınıza karşı nasıl olur da bu güçlerle iş birliği yapabilirsiniz?

Kalfalığı beceremeyen bir Abdullah Gül’den onun etrafında pervane edilen çırak Ali Babacan’a bu milletin ve devletin itibar etmediği/etmeyeceği açıktır.

Hakkında Karaim Yahudi’si iddiası gırla giden birisinin yabancıya şeker, milletimize zehir olacağı kesindir.

Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağar demiş atalarımız.

Bundan sonra bu ülkede yıpranmış, eskimiş, değer ve kıymeti bizden olmayanlar ancak avuçlarını yalar.

Sayın Erdoğan’a da büyük görev düşmektedir.

Vatan hainlerinin sevinmelerine ancak o engel olabilir.

Milletimizden aldığı mesajı yerine getirmek onun görevidir.

Devletimizin de hesap sorulacaklara hesap sormaya, yanlış içerisinde olanların da cezasını kesmeye güç ve kudreti vardır.

Bu da böyle biline vesselam.

SAMİ ÇELİK / CAFESİYASET

 




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri