“Yargı’da Marko Paşa Dönemi”

Bilmeyenler için hemen kısaca Marko Paşa’dan bahsedeyim; sonra da geçelim esas meseleye...

Tarih:

  • Google
  • Pinterest

Paşamız, Osmanlı döneminde yaşamış gönlü zengin bir hekim. Kendisine kim başvursa uzun uzun dinler; derdine derman olmaya çalışır. Gel zaman git zaman kendisine hastalıklardan ziyade konular için de gelenler öyle çoğalır ki “derdinin dermanı bende değil” demeye dili varmayan Paşa, başlar her dinlediğine sormaya

“Anladım, Ama ne?”   

Vatandaş baştan anlatır derdini, Paşa dinler sabırla, yine sorar:

“Anlıyorum, Ama ne?”

Bir an gelir anlatmaktan yorulup yılar vatandaş, döner de gider.

Böylece hekim Paşamız, sunduğu çözümlerle değil pek çözüm üretmemesiyle ünlenir, keşmekeş işler hakkında “Derdini Marko Paşa’ya anlat” lafımız buradan gelir.

Neden andım bu hikâyeyi?

Geçtiğimiz günlerde haberlere yansıdığına göre; özel harekât polisi erkek şahıs, internette tanışıp buluştuğu kadına tecavüz ediyor, ancak dava sanığın beraatiyle sonuçlanıyor.

Kadının telefonunda kayıtlı farklı mesleklerden çok sayıda erkek olması,
Kadının, çağrı üzerine erkeğin yatak odasına girmesi,
Kadının, erkeğe ait şortu giymesi,
Kadının olaydan önce bakire olmayabileceği ve benzeri gerekçeler, sanık lehine şüpheler olarak değerlendiriliyor.

Yargılama devam ettiği ve dosyayı kendi gözlerimle inceleme fırsatına henüz erişememiş olduğum için daha detayına inemiyorum.

Ama sormadan edemiyorum:

Size de sanık değil mağdur yargılanmış gibi gelmedi mi?

Herkes iyice öğrenene kadar tekrarlamakta yarar var; cinsel dokunulmazlığa karşı suçların bahanesi olmaz. Şort giydi, ruj sürdü, şuh güldü, kadındı kızdı bahanelerine sığınmayınız.

Gelelim sanığa...

Doğrusu, bu dosyanın sanığı ile bir alıp veremediğim yok; nihayet adaleti sağlayacak olan bağımsız, tarafsız mahkemelerimizdir.

Fakat sanığın özel harekât polisi olmasında, mağdurun aşamalarda “sanığın meslektaşları tarafından şikâyetinden vazgeçmeye zorlandığı” meyanındaki iddialarında hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir husus olduğuna inanıyorum:

Kolluk görevlileri, din görevlileri, öğretmenler, okul servis şoförleri... Örneklerini çoğaltabileceğimiz pek çok meslek mensubu, her gün her birimizin hayatına dokunuyor. Bunlar denetimlerden geçirilerek, liyakat esasıyla işbaşına geçmemiş ise bize faydadan ziyade zararları dokunuyor. Emsallerin artması, “münferit olaylar” olmadığını düşündürüyor; güvenimizi kırıyor.

Haliyle bize de “Derdimizi Marko Paşa’ya anlatmak” kalıyor.

Ayşe CEREN ERTÜRK / Cafesiyaset




HABER YORUMLARI
600


Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



Foto Galeri
Video Galeri


Warning: Illegal string offset 'status' in /home/cafesiya/public_html/tasarim/footer.php on line 100